Huzurun Kaynağı Aile

 

 


AHLAKSIZLIK BATI MEDENİYETİNİN BİR PARÇASI

Batı’nın, Hıristiyan aleminin ahlaksızlığı sadece bu Olimpiyat Oyunları ile sınırlı değil tabii ki. Her türlü kültürel, sportif faaliyetlerde bu tür ahlaksızlık organizasyonun bir parçası haline gelmiş. Kültürel, sportif, ticari... her yerde kadın istismarı var. Ahlaksızlık, fuhuş, her türlü sapıklık Batı medeniyetinin bir parçası haline geldi.

Gittikleri her yere de bu ahlaksızlığı götürüyorlar. İsa aleyhisselamın buyurduğu gibi, “İnsan kendinde olandan verir”. Mesela Balkanlara girdikten sonra, fuhuş dev boyutlara ulaştı. Artık 11 yaşındaki kız çocukları bile fuhuş ağının içinde. Fuhuşa talep ise Birleşmiş Milletler ve NATO'nun Kosova'da görev yapan kırkbin kişilik uluslararası barış gücünden geliyor. Sözde halkın özgürlüğü için gidenler, onları fuhşun kölesi yapıyorlar.

Fuhuş çeteleri

Uluslararası Af Örgütü raporuna göre, yüzlerce kadın bölgede, fuhuşu örgütleyen çeteler tarafından oradan oraya götürülüyor ve esir muamelesi görüyorlar. Af Örgütü, Kosova'daki uluslararası güçleri bu kadınların insan haklarını korumamakla ve bir çok olayda bizzat fuhuşun içinde yer almakla suçluyor.

Doğu Avrupa ülkelerinden her yıl 120 bin dolayında kadın fuhuş için Batı Avrupa ülkelerine getiriliyor. AB tarafından yapılan bir araştırmaya göre, Doğu Avrupa ülkelerinden getirilen yaklaşık 500 bin kadını fuhuşa zorlayan şebekelerin toplam geliri her yıl yaklaşık 15 milyar euro'yu buluyor.

Almanya'da bulunan yaklaşık 200 bin yabancı hayat kadınının çoğu Rusya, Litvanya, Polonya, Ukrayna ve Bulgaristan'dan getiriliyor. Araştırmada, fuhuşa zorlanan kadınların çoğunun ölümle tehdit edildiği, tecavüze uğradığı ve sürekli baskı altında tutulduğu, fahişelik yapan her 2 yabancı kadından birinin kandırılarak bir Batı Avrupa ülkesine getirildiği ifade edildi. Irak’a gidenlerin de yerli halka yaptıkları, baskıları, genç kızlara- kadınlara olan tecavüzleri her gün gazetelerden okuyoruz. Afganistana’a gittiklerinin haftasında, ilk yaptıkları işlerden biri de güzellik salonları açmak oldu. Maksatları güzellik salonu adı altında, randevu evi açmak tabii ki.

Avrupa’da aile hayatı artık bitti. Cinsi hayattaki sapıklık hayvanlarda bile yok. Yapılan araştırmaya göre, Hollanda'da birlikte yaşayan çiftlerin yaklaşık yarısının, partnerleriyle akit yaparak aynı evde oturdukları tespit edildi. Bu oran, çiftlerin yaş grubu yükseldikçe daha da artış gösteriyor. Merkezi İstatistik Bürosu'nca yapılan kayıt taramasına göre, Ocak 2003
itibariyle evlenmeden birlikte yaşayan eşlerin sayısı milyonlarla ifade ediliyor.

Büroya göre, gençler arasında birlikte yaşama oranı daha ileri yaş gruplarından yüksek olmasına karşı, bu grup içerisinde, eşiyle birliktelik belge imzalayanların oranı oldukça düşük bir düzeyde kalıyor.

Gençlerin evlenmemekle, aile hayatının yok edilmesi için ellerinden geleni yaptıkları gibi şimdi de, zar zor devam ettirilen az sayıdaki evlilikleri yıkmak için yeni bir oyun sergileniyor. Almanya’da başlatılan 10 günlük misafir uygulamasına göre; bir ailenin kadını, başka bir aileye 10 günlüğüne misafir gidiyor. O ailenin kadını da, karşı aileye gidiyor. Bu şekilde giden kadınlar, 10 günlük süre zarfında, gittikleri evdeki çocuklara annelik, babalarına da eşlik yapıyorlar. Bu oyunu en iyi şekilde oynayan, gittikleri evde en iyi şekilde uyum sağlayan kadınlara da yarışmalarla ödül veriliyor. Bu, fuhşun girmediği az sayıdaki aileyi de pisliğe bulaştırmaktır. Bu rezaletler şeytanın bile aklına gelmez. Bunlar şeytana bile parmak ısırtıyorlar.

İşte aradaki fark

Osmanlı, Balkanlarda, Irakta, Ortadoğuda... asırlarca hüküm sürdü. Hiçbir Türk askerinin bırakın tecavüzü kadına kıza yan gözle bile bakmadığını kendi tarihçileri söylüyor. İşte aradaki fark. Onların gayeleri gittileri yerleri maddi manevi sömürmek. Osmanlı ise almak için değil vermek için gidiyordu. Kendi isteği ile Müslüman olanlara dünya ve ahıret saadeti sunuyor.

Müslüman olmayanlara da, dünya rahatlığı. Osmanlı ister Müslüman olsun ister gayri müslim, herkesi önce insan olarak görüyor. Bir insana nasıl muamele yapılacaksa öyle davranıyordu. Gittiği ülkedeki insanın, malını, canını, namusunu korumak onun birinci vazifesi idi. Çünkü mensubu olduğu İslamiyet böyle emrediyordu. İnsanı insan yapan Hak dindir. Bu yoksa insan azgınlaşır, canavarlaşır. Yapamayacağı bir şey olmaz. Vahşi hayvanların yaptığı bunların yaptıklarının yanında çok hafif kalır. Sözde medeni insanların, özgürlük, insan hakları adına yaptıkları vahşetleri her gün ibretle seyrediyoruz. Herhalde hayvanlar, böyle insan olmaktansa, hayvan olarak yaratıldıklarına şükrediyorlardır.