Huzurun Kaynağı Aile

 

 


ESKİ KAVİMLERİ AHLÂKSIZLIK HELÂK ETTİ

Bir ara çamışır makinesi bozulmuştu. Servise haber verdik. Eleman geldi. Arızayı tespit ettikten sonra, normal şartlarda bu arızanın olmaması lazım, en son ne yıkamıştınız diye sordu. Paspasların yıkandığını öğrenince, bu makine çamaşır yıkamak içindir, paspas için halı için ayrı makinemiz var, lütfen makineyi yapılış gayesine uygun işlerde kullanın ikazında bulundu. Tabii ki, kullanım dışı iş yaptığımız için de masrafları ödemek zorunda kalmıştık.

Bütün makinelerin, vasıtaların yapılış maksadına uygun kullanılması lazımdır. Örneğin, kamyon yük taşımak içindir, otobüs insan taşımak içindir. Kamyonla insan, otobüsle taş toprak taşımaya karkarsak, vasıtalar da insanlar da zarar görür.

Bu kural insan için de geçerlidir. Bir asırdır, feminizm akımı ile bilhassa Batı’da kadına yaratılış gayesine aykırı yük yüklenmektedir. Bunun için de kadınlar bunalıma girmiştir. Ruh dengeleri, kimyaları bozulmuştur. Kadınların yüzde doksanı psikolog ve sosyologların kapılarını aşındırmaktadırlar. Arızanın, sıkıntının asıl sebebine inilmediği için de sinir ilaçları ile kadınlar sadece uyutulmakta tedavi olmadıkları için de sıkıntı çoğalarak devam etmektedir.

Vatikan yeni mi uyandı?

Kadınların ruh dengesinin bozulması cemiyetin temel taşı olan aileyi yıktı, aile toplumun çekirdeğini teşkil ettiği için de toplumun yapısı bozuldu. Toplumlar ahlaki ve sosyal yönden hızlı bir şekilde çöküntü içine girdi. Fuhuş ve sapık ilişkiler alabildiğine yayıldı.

Çöküntünün farkına varan birçok kuruluş bu tehlikeli gidişe dur demeleri için ilgilileri uyarmaktadır. Gerçek İncil ile, gerçek İsevilik ile ilgisi kalmayan Papalık bile gerçek İncil’den kalma kırıntılar ile Batı’daki bu gelişmenin zararlarını dile getiren bir bildiri yayınladı.

Vatikan, bu bildiri ile kilise liderlerini küresel feminist hareketlere karşı tedbir almaya çağırdı. Kadın ve erkeklerin temelde eşit olduklarını savunan feminist hareketlerin dünya toplumlarını tehdit ettiğini söyleyen Papa, bu konuyla ilgili 37 sayfalık bir mektup yayınladı.

Mektupta ağırlıklı olarak feminizmin, kadınları annelik görevlerini ve sorumluluklarını göz ardı ettiğini, kadın ve erkeklerin biyolojik farklılıklarının feminizm tarafından bulandırıldığını bildirdi.

Vatikan mektupta, günümüz kadınlarının evi ve işi arasında kaldıkları, bunun sonucunda da çocuk doğurma, annelik ve ev bakımı gibi geleneksel rollerini bir kenara ittikleri ifade edildi. Bunun son yıllarda özellikle Avrupa'daki doğum ve doğurganlık oranlarındaki dramatik düşüşlerin temel nedeni olduğunu belirten Papa, kadınları "ev"e çağırdı.

Kilise yetkililerince yapılan açıklamalar da, geleneklerin ve ahlaki değerlerin genç kadınların artan "bencillikleri"yle paraya ve rahatlarına daha çok değer vermeleri sonucunda paramparça olduğu bildirildi. Vatikan, Hıristiyan ülkelerin hükümetlerine de çağrıda bulunarak bu tehlikeli gidişe çare bulunmasını istedi.

Atı alan Üsküdarı geçti

Vatikan’ın açıklamalarında eşcinselliğe de yer verildi. Cinselliği yanlış yönlendiren tüm düşünce ve eylemleri "kınayan" Papa, eşcinsel evliliklerinin toplumun ahlaki değerlerini çürüttüğüne işaret etti. Vatikan, kilise liderlerini acilen harekete geçmeleri ve etkili tedbirler almaları konusunda sert şekilde uyardı. Papa, "cinsiyetin doğuştan gelen bir özellik olduğunu ancak cinsel kimliğin tümüyle toplumun yönlendirmesi sonucu oluştuğunu" söyledi.

Pek çok papazın homoseksüel olduğu bir camianın lideri olan Papanın bu bildirisinin ne kadar etkili olacağı pek tahmin edilemez. Ancak, toplumların ayakta kalabilmesi için aileye sahip çıkmanın, ailenin temel taşı olan kadını, feministlerin, istismarcıların elinden kurtarmanın zamanı geldi ve geçiyor bile. Çünkü geçmişteki bütün toplumlar aileye önem verilmemesi sebebiyle ortaya çıkan ahlaki çöküntüden helak olmuşlardır.

Bu arada şunu da ifade etmeden geçemiyeceğim. Papa’nın yaptığı bu açıklamayı Diyanet İşleri Başkanı yapsaydı, laikliğin elden gittiği, şeriat özlemi, kadının dört duvar arasına habsedileceği gibi akıl almaz suçlamalara maruz kalırdı Diyanet İşleri Başkanı. Bu da, ülkemizde ne diyanet işleri başkanın ne aydınların düşüncelerini rahat bir şekilde açıklayamadığını göstermektedir.

Çünkü ülkemizde yıllardır bazı kesimler düşüncelerini istedikleri gibi açıklama hakkına sahiptirler. Bunlar birinci sınıf vatandaş diğerleri ikinci sınıf. Diğerleri ancak bunların uygun gördüğü kadar düşüncelerini açıklayabilirler. Herkes birinci sınıf vatandaş olma hakını elde ettiği gün ülkemizde gerçek demokresidin söz edelebilir. Zaten AB’ye karşı çıkanlar da bu imtiyazlı sınıfa mensup olanlardır.