Huzurun Kaynağı Aile

 

 


GUSÜL ABDESTİ

Cünüb olan her kadının ve erkeğin ve hayzdan ve nifâstan kurtulan kadınların, namaz vaktinin sonuna o namazı kılacak kadar zaman kalınca, gusül abdesti alması farzdır.

Farzları yapanlara çok sevap vardır. Yapmayanlara da, büyük günah vardır. Resûlullah buyuruyor ki: “Gusül abdesti almaya kalkan bir kimseye, üzerindeki kıl adedince (yâni pek çok demektir) sevap verilir. O kadar günahı affolur. Cennetteki derecesi yükselir. Guslü için ona verilecek sevap, dünyada bulunan herşeyden daha hayırlı olur. Allahü teâlâ, Meleklere, bu kuluma bakınız! Gece, üşenmeden kalkıp, benim emrimi düşünerek, cenâbetten guslediyor. şâhit olunuz ki, bu kulumun günahlarını af ve magfiret eyledim buyurur”.

Hadis-i şerifte, “Kirlenince, çabuk gusül abdesti alın! Çünkü kiramen kâtibîn melekleri, cünüb gezen kimseden incinir” buyuruldu. Hadis-i şerifte, “Resim, köpek ve cünüb kimse bulunan eve rahmet melekleri girmez” buyuruldu. Namaz kılan ve kılmıyan herkes, bir an önce gusletmelidir. Bir namaz vaktini cünüb geçirirse, çok acı azâb görecektir. Bunun için öğle ezanından sonra cünüb olan, öğle namazını kılmamış ise, ikindi vaktine kadar; kılmış ise, akşam namazına kadar mutlaka gusletmelidir.

Guslün farzı

Guslün farzı üçtür:

1 - Ağzın hepsini iyice yıkamak. Ağız dolusu su içmekle olur ise de, yutmak mekruhdur diyen de olmuştur.
2 - Burnu yıkamak. Burundaki kuru kir altını ve ağızdaki, çiğnenmiş ekmek altını yıkamazsa gusül sahih olmaz. Hanbelî mezhebinde, mazmaza ve istinşâk, abdest alırken de, gusülde de farzdır.

3 - Bedenin her yerini yıkamaktır. Bedenin, ıslatılmasında haraç olmıyan yerlerini yıkamak farzdır.
Kadınlar, örülü saçın diblerini ıslatınca, örgüyü yıkamak lâzım değildir. Saç dibleri ıslanmazsa, örgüyü açmak lâzım olur. Örülmemiş saçların her tarafını da yıkamak farzdır. Cünüb iken, kasıkları traş etmek, saç tırnak kesmek mekruhdur. Tırnaktaki oje gibi su geçirmiyen şeylerin altını yıkamak lâzımdır. Gusülde kıbleye dönülmez ve duâ okunmaz. Yalnız besmele çekilir ve kelime-i şehâdet söylenir. Havuzda, nehirde, denizde, yağmur altında ıslanan, ağzını ve burnunu da yıkasa, abdest ve gusül almış olur.

Sünnet üzere gusül

Sünnet üzere gusül abdesti almak için, önce, temiz olsalar dahî, iki eli ve avret yerini yıkamalıdır. Sonra bedeninde necâset varsa yıkamalı, sonra, tam bir abdest almalı, yüzünü yıkarken, gusle niyet etmeli, ayakları altında su toplanmıyorsa, ayakları da yıkamalıdır. Sonra bütün bedene üç defa su dökmelidir. Önce üç defa başa, sonra sağ omuza, sonra sol omuza dökmeli, her döküşte, o taraf tamam ıslanmalıdır. Birinci dökmede oğmalıdır.

Gusülde, bir uzva dökülen suyu, başka uzvlara akıtmak câiz olup, orası da temizlenir. Çünkü, gusülde bütün beden, bir uzuv sayılır. Gusül tamam olunca, tekrar abdest almak mekruhdur. Guslederken namaz abdesti bozulursa, bir daha almak lâzım olur. Şâfi'îyi ve Mâlikîyi taklîd edenler buna dikkat etmelidir. Çünkü, bunlarda el ayası ile ön edep yerine dokununca namaz abdesti bozulur. Abdest bozulmadan, başka yerde almak veya namaz kılıp sonra almak câizdir.

Abdestte ve gusülde, lüzûmundan fazla su kullanmak isrâftır. 3.5 kilo su ile gusledilebilir. Resûlullah yaklaşık 875 gr.su ile abdest alır, 4.2 kg. civarında su ile guslederdi. Kirden temizlenmek için ihtiyaç miktarı su kullanmak israf olmaz.

Diş çukuru ıslanmazsa gusül tamam olmaz. Bunun için, diş kaplatınca ve doldurunca, gusül abdesti sahih olmaz. İnsan cenâbetlikten kurtulmaz. Kaplama ve dolgu dişi bulunanların Maliki mezhebini taklid etmeleri lazımdır. (Taklidin nasıl yapılacağı, “İslam Ahlakı” kitabında yazılıdır)

Cünüb olmak

Cünüb olmak üç türlüdür: Erkeklik organının sünnet derisi altındaki kısmı ferce dahil olunca veya erkekte koyu beyaz ve kadında akıcı sarı menî, yerinden şehvetle kopup çıkınca veya ihtilâm ile yâni rü'yâda şehvetlenip uyandığı zaman, menî akmış olduğunu görünce, erkek ve kadın cünüb olur. Vedî ve mezi çıkınca cünüb olmaz. Mezi, şehvetlenme esnasında gelen 1-2 damlalık yapışkan şeffaf sıvıdır. Vedi, idrardan sonra ıkınma ile gelen koyu bulanık sıvıdır.

Cünüb olup, idrar yapmadan gusleden kimseden, sonra menînin geri kalan kısmı, şehvetsiz aksa, tekrar gusül lâzım olur. Bunun için, gusülden önce, idrâr çıkararak, idrâr yolunda kalmış olan menî parçasını çıkarmak, sonra gusletmek lâzımdır.

Kadın cünüb iken hayz görürse, isterse hemen gusleder. İsterse, hayz bitinceye kadar bekleyip, sonra ikisi için bir gusleder.

Hayz (âdet) bilgileri

Her Müslüman erkek ve kadının ilmihal bilgilerini öğrenmesi farzdır. Bu bilgiler içinde, Hayz ve Nifas bilgileri de çok önemlidir. Abdest, namaz, Kur'an-ı kerim, hac, balig olmak, evlenmek gibi işler için kadın hallerini bilmek şarttır. Bunları bilmiyen, harama düşer, ibadeti sahih olmaz. Herkesin bilmesi lazım olanlar, Hanefi mezhebine göre kısaca şöyle:

Hayz müddeti en az 3 gün, en fazla 10 gündür. 10 günden sonra gelen kana İstihaza kanı denir. Bu hastalık kanıdır.
Beyazdan başka her renk Hayz kanıdır. Kan görüldüğü andan, kesilene kadar olan günlerin sayısına adet zamanı denir. Âdet zamanı en çok 10, en az 3 gündür. Diğer üç mezhebde en çoğu 15 gündür. Hayz kanı devamlı akmayabilir. Hergün az miktar kan görülmesi hayz halinin devam ettiğini gösterir.

İki adet arasında en az 15 gün temizlik hali olur. Kan, en az 15 günlük temizlikten sonra gelip 3 günden önce kesildiğinde, namaz vaktinin sonu yaklaşıncaya kadar bekler. Sonra gusletmeden yalnızca abdest alıp, o namazı kılar ve önce kılmadıklarını kaza eder. O namazı kıldıktan sonra kan yine gelirse, namaz kılmaz. Yine kesilirse vaktin sonuna doğru abdest alıp, o namazı kılar ve kılmadıklarını kaza eder. 3 gün tamam oluncaya kadar böyle yapar.

Adetin değişmesi

Üç gün kan gelip, normal adet süresinden önce kesildiğinde, namaz vakti sonuna kadar bekler, kan görmezse gusledip, o namazı kılar.
Âdet zamanı belli olan kadın, bir defa başka sayıda hayz kanı görse, adeti değişmiş olur. Temiz gün sayısı da böyledir. Mesela, adeti 5 gün, temizlik hali 20 gün olan bir kadın, hayz halini 7 gün görse adeti değişmiş 7 gün olmuş olur.

Âdeti 7 gün olan kadının kanı, 8 gün devam eder sonra kesilirse, adeti 8 güne çıkmış olur. Fakat 11. gün tekrar gelirse, 7 günden sonrası istihaza kanı olur. 7 günden sonraki namazlarını kaza eder. Normal adeti 7 gün iken 5 günde kan kesilirse, gusledip namazını kılar. Fakat 7 gün dolmadan cima edemez.

Âdetin başlayış ve bitiş vaktini bilmek çok önemlidir. Mesela, adeti 5 gün olan kadının hayzı, 10 günü 3 dakika aşmış olsa, adet zamanı olan 5 günden sonra gelenler, istihaza kanı olur. 10 gün geçmeden ya'ni 10 günden birkaç dakika önce kesilmiş olursa, hepsi hayz olur. Bunun için her kadının, kendi hayz ve temizlik gün sayısını ezberlemesi gerekir. Aylık olarak kanın geliş ve kesilişini ayın günlerini topluca gösteren takvim yaprağına işaretlemelidir. (Maliki mezhebinde hayzın süresi en fazla 15 gündür. Bunun için, Malikiyi taklid edenler, 10 günden sonra kan devam ederse, o günler namaz kılmazlar daha sonra bu kılmadıkları namazları kaza ederler.)

Ramazanda, sahurdan sonra, hayzdan veya nifastan kesilen, o gün yiyip içmez. Fakat, o günü kaza eder. Hayz veya nifas gündüz başlarsa, o gün yiyip içer. Hayz olmayıp istihaza kanı gelen kadın, idrarını tutamayan veya bir yerinden devamlı kan akan kimse gibi özürlü olur. Kan aksa da, namazını kılar, orucunu tutar. Özürlü olduğu için, her namaz için, o namazın vakti girince abdest alması lazımdır. Fakat Maliki'yi taklid ederse, abdesti bozulmuş olmaz.

NOT: Çok kısa bir özetini verdiğimiz bu ince ve hassas bilgileri geniş olarak öğrenmkek lazımdır. Bu önemli bilgiler, Tam İlmihal Seadet-i Ebediyye ve İslam Ahlakı kitaplarında geniş olarak yazılıdır.

Nifâs

Nifâs, lohusa demektir. Elleri, ayakları, başı belli olan düşükte gelen kan da nifâstır. Nifâs zamanının azı yoktur. Kan kesildiği zaman, gusledip namaza başlar. Fakat, âdeti kadar gün geçmeden, cimâ' edemez. En çok zamanı kırk gündür. Kırk gün tamam olunca, kan kesilmese de, gusledip, namaza başlar. Kırk günden sonra gelen kan, istihâza olur.

Birinci çocuğunda, yirmibeş günde temizlenen kadının âdeti, yirmibeş gün olur. Bu kadının ikinci çocuğunda kan, kırkbeş gün gelse nifâsı yirmibeş gün sayılıp, yirmi günü istihâza olur. Yirmi günlük namazlarını kaza eder.
O hâlde nifâs gününü de ezberlemek lâzımdır. İkinci çocukta kan, kırk günden önce, meselâ otuzbeş günde kesilirse, bunun hepsi nifâs olur ve âdeti yirmibeş günden, otuzbeş güne değişmiş olur.

Hayzlı veya nifaslı kadına yasak olanlar

1- Namaz kılamaz. Hadis-i şerifte de buyuruldu ki: “Kadın hayzlı iken namaz kılamaz, hayzı bitip özrü devam ederken kılar.” (E. Davüd)
2- Oruç tutamaz. Hz. Âişe validemizin naklettiği hadis-i şerifte, hayzlı iken tutulamayan orucu kaza etmek gerektiği, kılınmayan namazları kaza etmek gerekmediği bildirilmiştir. (Buhari)
3- Kur'an-ı kerim okuyamaz. Hadis-i şerifte, “Hayzlı, cünüp olan, Kur'andan birşey okuyamaz” buyuruldu. (Tirmizi)
4- Mushafa el süremez. Çünkü Kur'an-ı kerimde, “Ona (Kur'an-ı kerime) temiz olanlardan başkası dokunamaz” buyuruluyor. (Vakıa 79) Peygamber efendimiz de, “Kur'ana ancak temiz olan dokunabilir” buyurdu. (Nesai)
5- Camiye, giremez. Hadis-i şerifte, “Cünüp ile hayzlıya mescide girmek helal olmaz” buyuruldu. (İbni Mace)
6- Ka'beyi tavaf edemez. Çünkü tavafta abdestli olmak lazımdır. Hadis-i şerifte, “Beytullahı tavaf etmek, namaz kılmak gibidir” buyuruldu. (Tirmizi)
7- Cima yapamaz yani hanımı ile ilişki kuramaz. (Bekara 222)

Hayzlı kadının, tesbih çekmesinde, salevat-ı şerife, kelime-i tevhid, istiğfar ve dualar ile, Rabbena atina gibi dua ayetlerini ezberden okumasında mahzur yoktur. Fatiha'yı dua niyetiyle okuyabilir. Hayzlı saç ve tırnak kesebilir. Cünüp olan saç ve tırnak kesemez. Cünüp kadın, göğsünü yıkadıktan sonra ağlıyan çocuğunu emzirebilir. Mümkünse her zaman abdestli emzirmeye çalışmalıdır!

Hayz ve nifasla ilgili sual ve cevaplar

Sual : Bir kadın, temiz yatıp uyanınca kürsüfünde kan görse, hayz o anda mı olur?
CEVAP: Hayz gece başlasa bile, uyanıp gördüğü andan itibaren hayzlı olur.

Sual : Hayzlı yatıp, uyanınca temiz olduğunu gören, yatarken mi hayzı bitmiş sayılır?
CEVAP: Evet

Sual : Hayzlı La ilahe illa ente sübhaneke inni küntü minezzalimin âyetini okuyabilir mi?
CEVAP: Bu âyeti tesbih niyeti ile okur.

Sual : Hayzlı iken, İhlas, Felak ve Nas suresi okunabilir mi?
CEVAP:Okunamaz.

Sual : Cünüp bulunan eve rahmet melekleri girmez. Hayzlı bulunan eve de girmez mi?
CEVAP: Hayzlı bulunan eve girer. Hayzı bitince yıkanmazsa, o zaman girmez.

Sual: Hayzlı kadın, okunan mukabeleyi dinleyebilir mi?
CEVAP: Evlerde okunanı dinleyebilir. Camidekini dinleyemez. Çünkü camiye giremez.

Sual : Çocuk doğmadan önce gelen kan nifas mı istihaza mıdır?
CEVAP
Çocuk doğmadan veya gövdesi görünmeden gelen kan istihazadır. Namaz vaktinin sonu ise, istihazalı yani özürlü olarak hemen namazı kılmalıdır.

Sual : Keffaret orucu tutan 60 gün dolmadan, çocuğu doğsa eksik kalan kısmını nifa bittikten sonra tutabilir mı ?
CEVAP
Keffaret tutarken araya hayz girerse, kalanı hayzdan sonra tutulur. Fakat araya nifas girerse, yeni baştan tutmak gerekir.

Menopoz nedir?

Kadınlarda 45 yaştan sonra adet kesilmesi başlar. Bu hal, az da olsa kırkbeşten önce de görülmektedir. Bu süre 55 yaşa kadar uzayabilir. 55 yaştan sonra gelen kan hayz kanı sayılmaz, özür kanı sayılır. Adetten tamamen kesilen kadın menopoza girmiş demektir. Hormon ve yumurta oluşumunun önce azalıp sonra tamamen durması sonunda kadın adetten kesilir ve çocuk yapamayacak hale gelir. Menopoz dönemi başlar. Bu dönemde kadın, sadece çocuk yapabilme gücünü kaybeder, Cinsi yönden kadınlık görevini yerine getirebilir, menopoz hali buna mani değildir.

Adetten kesilip, menopoza giren kadın, yaşlılık psikozuna girer, bundan dolayı ruhi dengesizlikler, sinirlilik, sıkıntı halleri görülür. Erkek, bu hale düşmekle değerinden bir şey kaybetmediği intibaını verir, eskisinden daha çok ilgi ve sevgi gösterirse, bu sıkıntılı hal daha hafif ve çabuk atlatılmış olur. Bu dönemde kadının morale, sevgiye çok ihtiyacı olur.

Bu sıkıntılı hali çabuk geçirmenin en etkin yolu, kadının boş kalmaması birşeylerle meşgul olmasıdır. İbadet etmek, namaz kılmak, Kur’an-ı kerim okumak, başkalarına yardımcı olmak gibi haller onu bu durumdan çabuk kurtarır. Can sıkıcı şeylerden uzak durması lazımdır.

Boşanma

Dinimize göre boşanma özetle şöyle olmaktadır:
Boşamak için kullanılan kelimeleri erkeğin hanımına karşı söylemesi ile, veya yazılarak hanımını bildirmesi ile veya birisi ile haber göndermesi ile talak yani boşama hasıl olur. Kadın nikahta, ne zaman istersen kendimi senden boşamak üzere nikahladım, diyerek şart koşmuş ise, kadın da boşanma hakkına sahip olur.

Boşamak için kullanılan sözler iki çeşittir: Açık sözler ve kinayeli yani başka manaları da olan sözler.
"Sen benden boş ol", "Seni boşadım", gibi sözler açık sözdür. Bu sözler, şaka olarak da söylenince ric’i talakla boşamış olur.

Evlilikte üç bağ vardır. Yani, boşama sözü üç defa tekrarlanırsa, "seni boşadım, boşadım, boşadım" derse, veya "seni üç defa boşadım" veya “Üçten dokuza boş ol!”derse üç bağı birden koparmış, geri dönüşü olmayacak şekilde boşamış olur.

Bu sözlerden herhangi biri bir defa söylendiğinde, ric’i talakla boşamış olur. Daha sonra pişman olmuş ise, tekrar alabilmesi için iddet zamanı içinde, (Önceki nikaha döndüm) demesi veya bu niyetle kadının elinden tutması yetişir. Nikah tazelenmiş olur. Geride kalan iki bağla evliliğe devam edilir. İddet süresinde tazelenmemiş ise yeniden nikah gerekir.

"Babanın evine git!", "Defol git", "Cehenneme git", "Senin kocan değilim artık", gibi, başka manalarda da kullanılan sözler kinâyeli, kapalı sözlerdir. Bu sözler, boşamak niyeti ile söyleyince bain talakla boşamış olur. Bu tür boşamada, üç veya daha fazla niyet edilmemiş ise, iddet müddeti kadar ayrı kaldıktan sonra yeniden nikah yapılarak evliliğe devam edilebilir. (Korkutmak veya başka niyet ile söylenirse nikaha zarar vermez.)
Bu şekilde (üçten az) boşamada, iddet müddeti geçip yeniden nikah yapılmadıkça bir araya gelinemez. Üçten fazla ise geriye dönüşü olmaz.

Hanımına, anam, kızım, kardeşim demekle boşama olmaz. Fakat şimdiden sonra kardeşim ol derse, boşama (Talakı bain) olur.

Kinayeli sözle boşamada, bain talak iddetinde, hanımının odasına giremez. Kadın süslenemez. İddet sonunda yeniden nikah gerekir.

Boşamada, sayı bildirilmezse bir boşama olur. Üç veya fazla sayı söylerse, üç talak ile boşamış olur. "Bedenimdeki kıllar adedince" veya "Denizdeki balıklar adedince" yahut "Gökdeki yıldızlar kadar" veya "üçten dokuza" deyince, yine üç boşama olur.

Hanımını başka başka üç zamanda birer kere boşarsa veya "Üç kere boşadım" derse, geri dönüşü olmayacak şekilde nikah bozulmuş olur. Başka mezhepleri taklid yolu ile evliliğe kurtarmak mümkün olmazsa tekrar alabilmesi için hulle gerekir. Kadın başka biri ile evlenip zifafa girip sonra ayrılmış ise veya dul kalmış ise iddet müddetinden sonra eski kocası ile tekrar evlenebilir.

Mubah ettiği halde, Allahü teâlânın sevmediği bir şey boşanmaktır.

Bir ailenin yıkılmasına sebep olmak büyük vebal getirir. Zaruri bir durum
olmadığı müddetçe boşanmaya tevessül etmemelidir.
Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
“ Evlenin, boşanmayın. Zira talaktan, boşanmadan Arş-ı Ala titrer. “
“ Üç şeyin şakası da, ciddisi de sahihdir. Nikah, talak, talaktan dönmek.”
“Allahü teâlânın hiç sevmediği helal şey talaktır.”
( Not:Tam İlmihal Seadet-i Ebediyye kitabında bu konuda geniş bilgi vardır. Detaylı bilgi için bu kitaba müracaat edilmesini tavsiye ederiz.)

Nafaka

Nafaka, insanın yaşayabilmesi için lâzım olan şey demektir. Bu da, yiyecek, giyecek ve evdir. Kadın zengin olsa bile, bunun nafakasını vermek, koca üzerine farzdır. Nafaka, nikâhdan sonra hemen farz olur. Her ikisi de fakir iseler, fakir nafakası verir. Zengin iseler, zengin nafakası vermesi lâzımdır. İkisinden biri zengin olup, öteki fakir ise, orta hâl nafakası verir. Talâk verilen [boşanan] kadının iddet zamanı bitince, nafaka kesilir. Nafaka hakkında ilmihal kitaplarında geniş bilgi vardır.

İddet müddeti

İddet, talâktan veya fesihden veya kocası öldükten sonra, vaty veya halvet olunmuş kadının yeniden evlenmesi haram olan zamandır. İlk temizlik başından, üçüncü hayzın sonuna kadar olan zamandır. Hayz görmüyorsa, talâk için üç ay, ölüm için dört ay on gündür. Hâmile kadının iddeti, çocuğu olunca tamam olur. Her çeşit iddette bulunan kadını nikâhlamaya tâlib olunmaz.