Tevhid duâsı

365 Gün Dua

 

 



Tevhid duâsı

Yâ Allah, yâ Allah. Lâ ilâhe illallah Muhammedün Resûlullah. Yâ Rahmân, yâ Rahîm, yâ afüvvü yâ Kerîm, fa’fü annî verhamnî yâ erhamerrâhimîn! Teveffenî müslimen ve elhıknî bissâlihîn. Allahümmagfirlî ve li-âbâî ve ümmehâtî ve li âbâ-i ve ümmehât-i zevcetî ve li-ecdâdî ve ceddâtî ve li-ebnâî ve benâtî ve li-ihvetî ve ehavâtî ve li-a’mâmî ve ammâtî ve li-ahvâlî ve hâlâtî ve li-üstâzî Abdülhakîm-i Arvâsî ve li kâffetil mü’minîne vel-mü’minât. “Rahmetullahi teâlâ aleyhim ecma’în.”



İstihare namazı ve duâsı

Gusül abdesti alınır. Gusülden sonra, “İstihâreye niyet ettim” diyerek iki rekât namaz kılıp, yatılır. Birinci rekâtta (Kâfirûn), ikinci rekâtta (İhlâs) sûresi okunur.

İstihâre yapması sünnettir. İstihâre namazından sonra şu duâ okunur: “Allahümme estehîrüke bi-ilmike ve estaktirüke bi-kudretike ve es'elüke min fadlikel'azîm fe inneke tükaddirü ve lâ ükaddirü ve tâlemü velâ a'lemü ve ente allâmül-guyûb”

Yedi gece böyle istihâre yapılır. Sonra, kalbe gelen şey yapılır. İstihâreden sonra, abdestli olarak, kıbleye dönüp yatılır. Rü'yâda beyaz veya yeşil görmek hayra alâmettir. Siyah veya kırmızı görmek şerre alâmettir denildi. İstihâre namazını başkasına kıldırmak sünnet değildir. İstihâre yapmasını öğrenmeli, bu sünneti kendisi îfâ etmelidir. Bedenle yapılan ibâdetleri başkasına yaptırmak câiz değildir.

İstihâreden istenilen neticenin sağlıklı bir şekilde alınabilmesi için, öncelikle düzgün bir itikada sahip olmala beraber, guslün de şartlarına uygun alınmış olması lazımdır. Hanefi mezhebinde diş dolgusu ve kaplaması olanın guslü geçerli olmadığı için, böyle kimsenin Mâliki mezhebini taklid ederek gusletmesi gerekir. Taklid nasıl yapılacağı hakkında, “Tam İlmihâl Seâdet-i Ebediyye “ kitabında geniş bilgi vardır. (Hakikat kitapevi,)



Tecdidi imân ve nikâh duâsı

Tecdidi imân:

Yâ Rabbî! Hîn-i bülûgumdan bu âna gelinceye kadar, islâm düşmanlarına ve bid'at ehline aldanarak, edindiğim yanlış, bozuk i'tikâdlarıma ve bid'at, fısk olan söylediklerime, dinlediklerime, gördüklerime ve işlediklerime nâdim oldum, pişmân oldum, bir dahâ böyle yanlış inanmamağa ve yapmamağa azm, cezm ve kasd eyledim. Peygamberlerin evveli Âdem aleyhisselâm ve âhiri bizim sevgili Peygamberimiz Muhammed aleyhisselâmdır. Bu iki Peygambere ve ikisi arasında gelmiş geçmiş Peygamberlerin cümlesine îmân etdim. Hepsi hakdır, sâdıkdır. Bildirdikleri doğrudur. Âmentü billah ve bi-mâ câe min indillah, alâ murâdillah, ve âmentü bi-Resûlillah ve bi-mâ câe min indi Resûlillah alâ murâd-i Resûlillah, âmentü billâhi ve Melâiketihi ve kütübihi ve Rüsülihi velyevmil-âhiri ve bilkaderi hayrihi ve şerrihi minallâhi teâlâ vel-ba'sü ba'delmevti hakkun eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühu ve resûlüh.



Tecdidi nikah:

Tecdid-i imandan sonra, iki şahid yanında tecdid-i nikah yapmak iyi olur. Kolaylık olmak için, nikahı yenilemeye hanımdan vekalet almalı, iki şahid yanında, “Öteden beri, nikahım altında bulunan hanımımı, onun tarafından vekil olarak ve tarafımdan asil olarak kendime nikah ettim” demelidir. Camilerde Cuma akşamları yapılan meşhur tecdid-i iman ve tecdid-i nikahı cemaat ile okumak bu hükme dayanmaktadır.

Camide, imam efendi, yukarıdaki ifadeyi cemaat ile birlikte söylerse, cemaat birbirlerine şahid olmuş, hanımından vekalet alanların nikahları tazelenmiş olur.

Cemaat ile birlikte, “Allahümme innî ürîdü en üceddidel îmâne vennikâha tecdîden bi-kavli lâ ilâhe illallah Muhammedün resûlullah.” duâsını okuyanlar, “İmanınızı La ilahe illallah sözü ile yenileyin!” hadis-i şerifindeki emre uymuş olurlar.



Nikâh ve Duâsı

Dinimize göre nikâh ve duâsı şöyle yapılır:

İki veya daha çok müslüman erkek toplanır. Kadının vekîli mehr olacak altın sayısını söyler, bir sayıda uyuşulur.

Nikah kıyacak kimse: önce erkeğin adını, meselâ Ahmed oğlu Salih yazar. Sonra kızın adını mesela, Ömer kızı Ayşe yazar. Sonra kadının vekîlini ve iki erkek şâhidin adını yazar. Sonra, uyuştukları mehr-i müecceli yazar. Sonra, istigfâr okur. E'ûzü Besmele okur. (Elhamdü lillahillezî zevvecel ervâha bil eşbâh ve ehallennikâha ve harremessifâh. Vessalâtü vesselâmü alâ resûlinâ Muhammedinillezî beyyene-l-harame ve-l-mubâh ve alâ Âlihi ve Eshâbi- hillezîne hüm ehlüssalâhi velfelâh) der. E'ûzü Besmele çekip, Nûr sûresinin otuzikinci âyetini okur. (Sadakallahül'azîm) deyip, kâle Resûlullah, (En-nikâhü sünnetî femen ragibe an sünnetî feleyse minnî) sadaka Resûlullah. (Bismillâhi ve alâ sünnet-i resûlillah).

Sonra, kızın vekiline dönüp Allahü teâlânın emr-i şerifi ile ve Peygamberimiz Hazret-i Muhammeden-il Mustafâ efendimizin sünnet-i seniyyesi ile ve amelde mezhebimizin imamı, imam-ı a'zam Ebû Hanîfe hazretlerinin ictihâdı ile ve hazır olan müslümanların şehâdetleri ile, vekîli olduğun Ömer kızı Ayşe’yi,...... lira mehr-i müeccel ve aralarında mâlûm olan mehr-i muaccel ile, tâlibi olan Ahmet oğlu Salih’e tezvîce, [helâllığa vermeye] vekâletin hasebi ile, verdin mi der. Sonra damada dönüp, yine (Bismillâhi ve alâ)dan başlayıp okur. Sen dahî, Ömer kızı Ayşe’yi,...... lira mehr-i müeccel ve aranızda mâlûm olan mehr-i muaccel ile, aldın mı? der. Her ikisine üçer kere sorar ve cevap alır. Ben dahî akt-i nikâh ettim der.

Sonra, şu duâyı okur:“Allahümmec'al hâzel akte meymûnen mubâreken vec'al beyne-hümâ ülfeten ve mehabbeten ve karara ve lâ tec'al beyne-hümâ nefreten ve fitneten ve firârâ. Allahümme ellif beynehümâ kemâ ellefte beyne Âdeme ve Havvâ. Ve kemâ ellefte beyne Muhammedin ve Hadîce-tel-kübrâ ve Âişe-te ümm-il mü'minîne. Ve beyne Alîyyin ve Fâtıma-tez-zehrâ. Allahümme a'ti le-hümâ evlâden sâlihan ve ömren tavîlen ve rızkan vâsi'an. Rabbenâ heb lenâ min ezvâcinâ ve zürriyyâtinâ kurrete a'yünin vec'alnâ lil müttekîne imâma. Rabbenâ âtinâ fiddünyâ haseneten ve fil âhıreti haseneten ve kınâ azâbennâr. Sübhâne Rabbike Rabbil izzeti ammâ yasifûn ve selâmün alel mürselin vel hamdülillahi rabbil âlemin”. (75/2)

Sonra Fâtiha der. Bu duâyı Peygamber efendimiz ve bütün Âlimler, Velîler okudular. Bunu okuyunca, karı-koca arasında, ölünciye kadar muhabbet mevcut olur. Rahat ve huzur içinde yaşarlardı. Evlerinden bereket eksik olmazdı.

İki erkek şahidin yanında, erkekle kadın arasında “aldın mı ver din mi?” faslı yapıldığında nikah yapılmış, nikahın farzı yerine gelmiş olur. Geri kalan kısmı sünnettir. Ne kadarı yapılabilirse o kadar çok sevaptır.

(Müslüman haram işlemediği gibi suç da işlemez. Bunun için, önce Belediye nikah memurluğuna müracaat edip, buradaki resmi işlemleri tamamladıktan sonra dini nikah yapılmalıdır.)



Küfürden kurtulmak için

Erkek olsun, kadın olsun, her Müslümanın, her sözünde, her işinde, Allahü teâlânın emrlerine, ya’nî farzlara ve yasak etdiklerine ya’nî harâmlara uyması lâzımdır. Bir farzın yapılmasına, bir harâmdan sakınmağa ehemmiyyet vermiyenin îmânı gider, kâfir [Allahın düşmanı] olur. Kâfir olarak ölen kimse, kabrde azâb çeker. Âhıretde Cehenneme gider. Cehennemde sonsuz yanar. Afv edilmesine, Cehennemden çıkmasına imkân ve ihtimâl yokdur. Kâfir olmak çok kolaydır.

Her sözde, her işde kâfir olmak ihtimâli çokdur. Küfrden kurtulmak da çok kolaydır. Küfrün sebebi bilinmese dahî, hergün bir kerre, (Yâ Rabbî! Bilerek veyâ bilmiyerek küfre sebeb olan bir söz söyledim veyâ bir iş yapdım ise, nâdim oldum, pişmân oldum. Beni afv et) diyerek tevbe etse, Allahü teâlâya yalvarsa, muhakkak afv olur. Cehenneme gitmekden kurtulur. Cehennemde sonsuz yanmamak için, hergün muhakkak tevbe etmelidir. Bu tevbeden dahâ mühim bir vazîfe yokdur. Tekrâr bildirelim ki, kul hakkı bulunan günâhlara tevbe ederken, bu hakları ödemek ve terk edilmiş nemâzlar için tevbe ederken, bunları kazâ etmek lâzımdır.

İmanımızın yenilenmesi ve muhafazası, günahlarımızın affı, yakınlarınızın, büyüklerimizin, sevdiklerimizin af ve magfireti için bu duâyı devamlı okumalıyız.