DİĞER BAZI DUÂLAR

365 Gün Dua

 

 



DİĞER BAZI DUÂLAR



Cuma günü okunacak dualar


Cumâ namazından sonra şu düâyı okumak müstehabdır: Allahümme yâ ganiyyü, yâ hamîdü, yâ mübdiü, yâ mu’îdü, yâ rahîmü, yâ vedûd. Eğninî bihalâlike an harâmike ve bifadlike ammen sivâke.

Ey Ganî, Hamîd, Mübdi, mu’îd, Rahîm, Vedûd olan Allahım. Beni halâl ettiklerinle iktifâ ettir, haramlara düşürme. Fadlınla, ihsân ederek beni Senden başkasına muhtâc etme! demektir.

Bu düâya devam edenleri Allahü teâlâ başkalarına muhtâc etmez ve ummadığı yerden rızıklandırır .

Abdullah bin Ömer buyurdu ki: Hâceti olan bir kimse çarşamba, Perşembe ve Cum’a günleri oruç tutsun. Cum’a günü temizlenip namaza gitsin. Az veya çok sadaka versin. Namazdan sonra şu düâyı okursa Allahü teâlâ’nın izni ile düâsı kabûl olur.

Allahümme innî es’elüke bismike bismillâhirrahmânirrahîm. Ellezî lâ ilâhe illâ hû. Âlimül ğaybi veşşehâdeti hüverrahmânürrahîm. Ve es’elüke bismike bismillâhirrahmânirrahîm. Ellezî lâ ilâhe illâ hüvel hayyül kayyûm. Lâ te’huzühû sinetün ve lâ nevm. Ellezî meleet azametühüsse-mâvâti vel arde. Ve es’elüke bismike bismillâhirrahmânirrahîm. Ellezî lâ ilâhe illâ hüve ve anet lehül vücûhü ve haşe’at lehül ebsâru ve veciletil kulûbü min haşyetihi en tusalliye alâ Muhammedin ve en tu’tînî hâcetî diyerek hâcetini söylemelidir.



Cennet ehlinden olmak için

Şu düâyı yakîn ile inanarak gündüz okuyan kimse gece olmadan ölürse Cennet ehlinden olur. Yine inanarak gece okuyan sabah olmadan ölürse yine Cennet ehlinden olur.

Allahümme ente rabbî lâ ilâhe illâ ente halâktenî ve ene abdüke ve ene alâ ahdike ve va’dike mesteta’tü eûzü bike min şerri mâ sana’tü ebûü leke bi ni’metike aleyye ve ebûü bizenbî fağfir lî feinnehû lâ yağfirüzzünûbe illâ ente.

Allahım sen benim Rabbimsin. Senden başka ilâh yoktur. Sen beni yarattın.

Ben de senin kulunum. Gücüm yettiği kadar senin va’din ve ahdin üzerineyim. Yaptıklarımın şerrinden sana sığınırım. Senin bana verdiğin ni’metini îtiraf ederim.

Günâhımı da îtiraf ederim. Günâhımı da îtirâf ederim. Beni mağfiret et. Çünki günahları ancak sen bağışlarsın.



Dua kabul olduğunda okunacak dua

Düâsı kabul olduğunda, Allahü teâlâ’ya hamd etmelidir. Hadîs-i şerîfde: “Sizden biriniz hastalıktan şifâ bulduğu veya seferden döndüğünde düâsının kabûl olduğunu sezerse, şöyle düâ etmelidir: “Elhamdü lillâhillezî biizzetihî ve celâlihî tetimmüssâlihât” buyurulmuştur. Düânın mânası: Hamd o Allahü teâlâ’ya mahsustur ki, izzeti ve celâli sayesinde bütün iyi işleri tamamlanır.

Giriştiği işi başarır, arzû ettiğine kavuşursa, elhamdü lillâhillezî bini’metihi tetimmüs sâlihât der. Arzû ettiğine kavuşmazsa, elhamdü lillâhi alâ külli hâl der. Olmamasında gizli bir hikmet olduğunu düşünür. Çünki işlerin en hayırlısı, şüphesiz Allahü teâlâ’nın ihtiyâr ettiğidir.

Bir işe başlarken, bunun kolay ve hayırlı olması için devamlı şu dua edilmelidir:

“Rabbi yessir ve lâ tüassir Rabbi tembim bil hayr.”



Kurban keserken

Şu düâ okunmalıdır: Allahümme hâzâ minke ve leke inne salâtî ve nüsükî ve mahyâye ve memâtî lillâhi rabbil âlemîn. Allahümme tekabbel min fülân bin fülân.



Su içerken

Suyu üç nefesde içmeli, her nefesde ağzını bardaktan çekmelidir. Peygamber efendimiz de böyle yaparlardı. Birinci nefeste Rabbine, verdiği ni’met sebebiyle şükretmeli, ikinci nefeste, kendisine ortak olmaması için Allahü teâlâ’ya şeytandan sığınmalı, üçüncü nefeste içtiği suyun şifâ olması için Allahü teâlâ’ya niyazda bulunmalıdır. Her nefesin sonunda da Allahü teâlâ’ya hamd ederse içtiği su, diğer su içmesine kadar karnında tesbîh eder. Hadîs-i şerîfde: “Günâhı çok olan, çok su dağıtsın” buyurulmuştur.



Zemzem içerken

Zemzem suyu ikrâm edildiğinde, güzel kokuda olduğu gibi geri çevirmemeli, almalıdır. Su içtikten sonra Resûlullah’ın yaptığı gibi: “Elhamdü lillâhillezî ce’alehü azben fürâten birahmetihî ve lem yec’alhü milhen ücâcen bizünûbî” düâsını okumalıdır.

Düâda, rahmeti ile suyu tatlı yapıp günahların sebebi ile acı bir tuz hâline getirmeyen Allahü teâlâ’ya hamd olsun denilmektedir.

Zemzem ne niyetle içilirse ona faydası olur. Bunun için, şifa için, sıkıntıdan kurtulmak için, son nefeste iman ile olmek için... Onun için niye çok ihtiyacımız varsa ona niyyet edip içmeli. Birden fazla şeye de niyyet edilebilir.Zemzem içmeyi bir nimet bilmelidir.Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

“Zemzem, doyurucu ve hastaya şifa vericidir.”

“Zemzemi, belalardan korunmak niyeti ile içeni Allah korur.”

Abdullah ibni Mübarek hazretleri, (Resulullah “Zemzem, içildiği niyete göre faydalı olur” buyurduğu için, ben de kıyamette susuzluktan kurtulmak için zemzemi içiyorum) derdi. İbni Abbas hazretleri de, zemzem içerken, (Ya Rabbi, senden faydalı ilim, bol rızık ve her türlü hastalıktan şifa istiyorum) diye duâ ederdi.




Aksırınca

Aksırınca “Elhamdülillah” demeli, bunu duyan müslüman da, “Yerhamükellah” yani (Allah sana rahmet etsin.) demelidir! Üçüncü biri varsa “Yehdina ve yehdikümullah” demelidir! Üçüncü bir kimse yoksa, aksıran cevap olarak aynı şeyi söylemelidir! Hadis-i şerifte buyuruldu ki: “Aksırınca "Elhamdülillah" diyen göz ağrısı görmez.” “Aksırınca Elhamdülillah diyeni, 70 türlü belâdan korunur.”



Elbise giyerken

Elbise giyerken şu duâ okunmalıdır:

Elhamdü lillâhillezî kesânî hâzessevb ve rezekanîhi min gayri havlin minnî ve lâ-kuvveh. Resûlullah her yeni elbise giydiği zaman bu duâyı okurdu: “Elhamdü lillâhillezî kesânî mâ ûriye bihi avretî.”

Elbise giyerken sağdan başlamalı, çıkarırken soldan çıkarmalıdır. Resûlullah Efendimiz böyle yapardı. Giyinirken Allahü teâlâya hamd eder, şöyle düâ ederdi: “Allahümme lekel hamdü. Ente kesevtenîhi. Es’elüke min hayrihi ve hayri mâ suni’a lehu ve eûzü bike min şerrihi ve şerri mâ suni’a lehü.” Mânası: Allahım, hamd sana mahsustur. Sen bana bu elbiseyi giydirdin. Senden onun hayırlı olmasını ve ne için yapılmış ise, onun da hayırlı olmasını dilerim. Onun şerrinden ve ne için yapılmış ise o şeyin de şerrinden sana sığınırım.



Gıybet etmenin keffareti

Gıybet etmenin keffâreti, gıybet ettiği kimse için istiğfar etmek ve onunla helallaşmaktır. Oturduğu yerden kalkmadan, şu düâyı üç defa okur:

“Allahümmağfir lehü verhamhü ve tecâvez anhü vec’al mâ kulnâ fîhi keffâreten li-zünûbihî ve kurbeten ve zülfâ bi-rahmetike yâ erhamer-râhimin” ya’nî, yâ Rabbi, onu mağfiret eyle, ona merhamet eyle, ona merhamet eyle, yaptıklarını bağışla, hakkında konuştuklarımızı günahlarına keffâret, kurbet ve zülfâ eyle. Rahmetinle, ey erhamer-râhimîn demektir.

İnsandan bir günah sadir olunca, hadiste belirtildiği gibi temiz bir abdest alıp iki rek’at namaz kılmalı ve sonra şöyle istiğfar etmelidir:

Esta’ğfirullah esta’ğfirullah, esta’ğfirullahe’l-kerîme’llezi lâilâhe illâhu, el-Hayye’l-kayyûme ve etûbu ileyh, tevbete abdin zalimin li nefsihî lâ-yemliku linefsihî mevten velâ hayâten ve lâ nuşûra, ve es’eluhu’t-tevbete ve’l- mağfirate lenâ innehû huve’t-tevâbu’r-rahîm.



Resûlullah’ı rü’yada görmek için

Resûlullah’ı rü’yada görmek: Rû’yâsında Peygamber Efendimizi görmek istiyen, ona çok salâvat okusun ve şu düâyı okumağa devâm etsin: “Allahümme rabbel beledil-harâm veş-şehril harâmi vel-hılli verrükni vel-harâmı ver-rükni vel-makam ikra’ alâ rûhi Muhammedin minesselâm.”

Ebû Hüreyre hazretleri,Resûlullah’dan bildirir: “Cum’a gecesi iki rek’at namaz kılıp, her rek’atında bir Fâtihadan sonra bir Âyete’l-kürsî, oneş İhlâs okuyup selâm verdikten sonra bana bin salevât okuyan, öbür Cum’aya varmadan beni rü’yada görür” buyurdu.



Düşmanın şerrinden kurtulmak için

Resûlullah Efendimiz, düşmandan çekindiği zaman: “Allahümme innâ nec’alüke fî nuhûrihim ve ne’ûzü bike min şurûrihim” derdi. Ya’nî, Yâ Rabbi, heybetini onların kalblerine verir, şerlerinden sana sığınırız.”



Evlilikte ilk gece okunacak dua

Dâmad, gelinin yanına girince, ikisi de, iki rek’at namaz kılmalıdırlar. Sonra dâmad, gelinin kâkülünden tutup: “Allahümme bârik lî fî ehlî ve bârik lî ehlî fiyye, Allahümmerzuknî minhâ verzukhâ minnî. Allahümmecma’beynenâ mâ cema’te fî hayrin ve ferrik beynenâ izâ ferrakte fî hayrin” düâsını okur. Onunla cim’ edeceği zaman: “Allahümme bismike estahleltü fercehâ ve bi emânetike ehaztühâ. Allahümme femâ kadayte şey’en min rahmihâ fec’alhü bârren takıyyen, vez’alhü müslimen seviyyâ ve lâ tec’alhü müfsiden şerîken liş- şeytanî” der.

Biri de, cima’ ederken şeytandan Allahü teâlâ’ya sığınmaktır. Bu esnâda şöyle der: “Bismillâhi Allahümme cennibnâ-ş-şeytâne ve cennibi-ş-şeytâne mâ razaktenâ”, ya’ni şeytanı bizden ve bize verdiğin çocuktan uzak eyle der. Bu durumda kendilerine çocuk verilirse, şeytan ona zarar vermez.



Erkek çocuk olması için okunacak dua

Cima’dan önce ihlâs sûresini okur ve: “Yâ Rabbi, bu cima’dan bana bir oğul ihsân edersen, ismini Muhammed koyacağım” der. Bu düâyı yaparsa, Allahü teâlâ, inşâallah ona erkek çocuğu verir.

Peygamber Efendimiz buyurdu: “Eşi hâmile iken, elini hanımının karnına koyup: Bismillâhil ahadis samed ellezî lem yelid ve lem yûled, yâ Rabbi, bu karında olan çocuğun ismini, Muhammed aleyhisselâmın isminin hürmetine, Muhammed koydum derse, bu çocuk erkek olur.”



Çocuk konuşmaya başlayınca

Çocuk konuşmağa başlayınca, en önce Lâ ilâhe illâllah kelimesini ona öğretir. Bunu yedi defa ona telkîn eder. Sonra ona: “Fe te’âlâllahül melikül hakku lâ ilâhe illâ hüve Rabbül arşil kerîm” âyetini telkîn eder. Sonra Âyet’l- kürsî’yi ve Haşr sûresinin sonu olan Hüvallahüllezî’yi okuyup öğretir.



Sıkıntılı zamanlarda

Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki: “Sıkıntılı zamanında on defa, Hasbiyallahü lâ ilâhe illâ hüve aleyhi tevekkeltü ve hüve rabbül arşil azîm’i okursa, Allahü teâlâ üzüntüsünü giderir. On kişiye de selâm veren köle âzâd etmiş gibi olur.”



Hastalıkta okunacak dua

Hastalık hâlinde, günahlarına tevbe etmesi sünnettir. Hadîs-i şerîfde: “Bir kul hastalanıp, sonra iyileşince, hâli iyi olmazsa, yanındaki hafaza melekleri, biz onu iyileştirdik, ama o âfiyyet bulmadı, ya’nî hâlini düzeltmedi derler” buyuruldu.

Hasta iken şu düâyı çok okur: “Lâ ilâhe illâllahü vahdehü lâ şerîke lehü lehül mülkü ve lehül hamdü yuhyî ve yümîtü ve hüve hayyün lâ yemûtü ebeden. Sübhânellahi Rabbil ibâdi ve rabbil bilâd. Vel hamdü lillâhi kesîren tayyiben mübâreken fîhi alâ külli hâl. Vallahü ekberü kebîren, celâlullahi ve kibriyâühü ve azametühü ve kudretühü bikülli mekân. Allahümme in künte kadayte aleyyel mevte fağfirlî verhamnî min zünûbî ve eskinnî cennete adnin.

Hazret-i Âişe anlatır: Resûlullah’dan duydum: “Birinize derd, keder, hastalık gelince, üç defa “Sübhâneke innî küntü minezzâlimîn” desin” buyurdu. Hazret-i Enes anlatır. Resûlullah’a bir köylü gelip, “ben hastayım, yediğim içtiğim karnımda durmuyor; iyi olmam için bana düâ et” dedi. Resûlullah: “Bir şey yediğin veya içtiğin zaman, “Bismillâhillezî lâ yedurru me’asmihî şey’ün fil-ardı ve lâ fissemâi ve hüves-semî’ul alîm, yâ hayyü yâ kayyûm” söyle, büyük de olsa, hastalık sana zarar vermez” buyurdu.

Peygamberimiz Eshâbına, bütün ağrı ve ateşli hastalıklar için: “Bismillâhil kebîr eûzü billâhil azîm min şerri külli ırkın ne’ar ve şerri harrin-nâr” düâsını okumağı öğretirdi.



Baş ağrısında okunacak dua

Resulullah, Hazret-i Alî’ye buyurdu ki: “Başın ağrıyınca, elini başına koy ve Haşr sûresinin sonunu – Lev enzelnâ’dan itibaren – oku.”

Resûlullah’ın Haşr sûresinin bu kısmını okuduğu zaman, mübârek elini, mübârek başına koyduğu ve: “Ölüm hâriç, bu her hastalığa şifâdır” buyurduğu bildirilmiştir.

(Menâfi'un-nâs) kitabında diyor ki: Baş ağrısı devâ, ilaç ile geçmezse, Bekara sûresinin 196. âyetini, femen den ev-nüsük kadar yazıp, muska haline getirerek başına korsa (başörtüsünün veya başlığın altına iliştirirse), bi-iznillah şifâ bulur. Başına besmele ve sonuna üskün lillah yazılır. Abdestli olarak ve Kur’an-ı kerim harfleri ile yazmalıdır. (74/1)



Kaybolan kimseye kavuşmak için

Ce’fer-i Huldî hazretleri buyurdu ki: Birşeyin kaybolduğu veya bir kimse ile buluşmak istediğin zaman, yâ câmi’an-nâsi li-yevmin lâ raybe fîh, innallahe lâ yuhlifül mîâd deyip, kimle ve neyle buluşmak istiyorsa, beni onunla buluştur söyleyip, onun ismini belirtir. Böyle söylersem, Allahü teâlâ muhakkak seni o şey veya o kimse ile buluşturur. Bunu söylediğim her zaman, düâm kabûl edildi.



Defin esnasında okunacak dua

Defn esnasında şu yedi sûreyi ve bu düâyı okumak müstehabdır. Bu sûreleri hasta üzerine okumak da müstehabdır. Bu yedi sûre, Fâtiha, Muavvizeteyn (Kul eûzüler), İhlâs, İzâ câe, Kul yâ eyyühel kâfirûn ve İnnâ enzelnâhü sûreleridir. Düâ ise şudur: “Allahümme innî es’elüke bismikel azîm. Ve es’elüke bismikellezî hüve kıvâmüddîn. Ve es’elüke bismikellezi yurzeku bihil ibâd. Ve es’elüke bismikellezî kamet bihis semâvâtü vel ard. Ve es’elüke bismikellezî tuhyî bihil hayyü ve tümîtü bihil-mevtâ. Ve es’elüke bismikellezî izâ süilet bihi a’teyte ve izâ dui’yet bihi ecebte. Rabbe Cebrâile ve Mîkâile ve İsrâfile ve Azrâile. Yâ Bedî’as-semâvâti vel-ard. Yâ Zelcelâli vel-ikrâm. Allahümme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Vağfir lenâ ve lehü, verhamnâ ve iyyâhü birahmetike yâ erhamerrâhimîn.”



Teheccüd namazında okunacak dua

Hz. Peygamberin, teheccüd namazına kalktığı zaman okuduğu duâ:

İbni Abbas hazretleri Peygamber Efendimizin teheccüd namazına kalktığı zaman şu duayı okuduğunu bildirmiştir:

Allâhumme leke-l-hamdu ente kayyimu’s-semâvâti ve’l-ardi ve men fîhinne, ve leke’l-hamdu ente meliku’s-semâvâti ve’l-ardi ve men fîhinne, ve leke’l-hamdu ente nûru’s-semâvâti ve’l-ardi ve men fîhinne, ve leke’l-hamdu ente’l-hakku ve va’duke’l-hakku ve likauke hakkun ve kavluke hakkun ve’l- cennetu hakkun ve’n-nâru hakkun ve’n-nebiyyune hakkun ve Muhammedun hakkun ve’s-sâatu hakkun Allahumme leke eslemtu ve bike âmentu ve aleyke tevekkeltu ve ileyke enebtu ve bike hasamtu ve ileyke hakemtu fe’ğfir lî ma kaddemtu vemâ ahhartu vemâ asrartu vemâ a’lentu ente’l-mukaddimu ve ente’l-muahhir velâ ilâhe illâ ente evlâ ilâhe ğayruke velâ havle velâ kuvvete illâ billâh.



Yeni hilâli görünce

Yeni hilâli görünce şu duâ okunur:

“Allahu ekber Allahu ekber Allahu ekber lâilâhe illâllah. Allahumme ehlilhû aleynâ bi’l-emni ve’l-îmâni ve’s-selâmeti ve’l-islâm” (Allah en büyüktür. Allah’tan başka İlah yoktur. Allahım ayı bize güven, huzur ve İslâm ile geçir.)



Banyoya girerken çıkarken okunacak dua

Banyoya girerken şu duâ okunur:

“Allahumme innî es’eluke min’el-cenneti ve naîmihâ ve eûzu bike mine’n-nâri ve hamîmihâ “ (Allahım senden cenneti ve cennet nimetlerini istiyorum, cehennemden ve cehennemin hararetinden sana sığınıyorum)

Banyodan çıkarken: “Elhamdu lillâhillezi ezhebe annî’l-ezâ ve âfanî” denilir.



Helaya girerken çıkarken

Tuvalete gideceği sırada okunur:

“Allahumme innî eûzu bike mine’r-ricsi’l-habîsi’l-muhbisi mine’ş-şeytâni’r-racîm” (Allahım, pislikten, kötü, kavulmuş şeytandan sana sığınırım.) Tuvaletten çıkınca şu okunur:

“Elhamdu lillâhillezî ezhebe annî mâ-yu’zînî ve emseke aleyye mâ yenfeunî subhaneke ğufrâneke rabbenâ ve ileyke’l-masîr” (Bana eziyet veren şeyi benden gideren, bana yararlı olanı bende bırakan Allah’a hamdolsun. Yücesin Rabbim, mağfiretine sığınıyorum, Rabbimiz, dönüş sanadır.)

Hadîs-i şerîfde: “Cin ve şeytanlar halâda insanları ifsâd ve eziyyet için beklerler. Sizden biriniz halâya girerken Eûzü billâhi minel hubüsi vel habâis desin” buyuruldu.

Bir zarar meydana geldiğinde Bir ziyan halinde şöyle de:

“Asâ rabbunâ en-yubdilenâ hayran minhâ innâ ilâ rabbinâ râğibûn.” (Ola ki Allah onun yerine bize ondan daha hayırlısını vere. Biz Rabbimizi arzu ediyoruz.)



Öfkeli halde edilecek dua

Kızdığın zaman şöyle de:

“Allahummâğfir lî zenbî ve’zheb ğâyza kalbî ve ecirnî mine’ş-şeytâni’r- racîm (Allahım, günahımı bağışla, kalbimin öfkesini gider, beni kovulmuş şeytandan uzak tut.)

Hadîs-i şerîfte, öfke, kızgınlık halinde bu duânın okunması emrolundu:

“Allahümmagfir li-zenbî ve ezhib gayza kalbî ve ecirnî mineşşeytan” Mânası, (Yâ Rabbî! Günahımı affeyle. Beni kalbimdeki gadaptan ve şeytanın vesvesesinden kurtar) demektir. (.....)

Peygamber Efendimiz, “ Ya Rabbî, bana ilim ve hilm (yumuşak huyluluk) ve takvâ ve âfiyet ihsan eyle!” duasını çok söylerdi.



Fırtınada okunacak dua

Resûlullah Efendimiz şiddetli rüzgârlar eserken dizlerinin üzerine oturup “Allahümmec’alhâ rahmeten ve lâ tec’alhâ azâben, Allahümmec’alhâ riyâhan ve lâ tec’alhâ lenâ rîhan” düâsını okurdu. Ya’nî Allahım! Bu rüzgârları hakkımızda rahmet kıl, azâb kılma. Yâ Rabbi bunları bizim için rahmet kıl, azab ve elem kılma demektir.

Bir de: “Allahümme lâ taktülnâ biğadabike ve lâ tehlüknâ biazâbike ve âfina kable zâlike” düâsını okurdu. Burada da Allahım! Bizi gadabınla öldürme, azâbınla helâk etme ve bize âfiyetler ihsân et buyurulmaktadır.

İbni Abbâs buyurdu: Gök gürlerken “Sübhânellezi yüsebbihurra’dü bihamdihî vel melâiketü min hıyfetihî ve hüve alâ külli şey’in kadîr” düâsını okuyan yıldırım düşmesinden korunur.



Fakirlikten kurtuluş duâsı

Dinimiz çalışarak kazanmayı emretmektedir. Hz.Ömer, “Çalışın, kazanın! Çalışmadan rızık beklemeyin! Allahü teâlâ gökten para yağdırmaz” buyurdu. Hz.Lokman Hakim de, “Çalış, kazan! Çalışmayıp muhtaç olanın dini ve aklı noksandır” buyurdu.

Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

“Eve girerken "İhlas" suresini okuyan, fakirlik görmez.”

“Sıkıntıya düşen veya borçlanan, bin kerre "La havle ve la kuvvete illa billahil aliyyil azim" derse, Allahü teâlâ işini kolaylaştırır.”

“Her gün yüz defa "La havle ve la kuvvete illa billah" diyen fakirlik görmez” Rızık için endişe etmemelidir! Kur'an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki: “Her canlının rızkı Allaha aittir.” [Hud 6]

“Şeytan, sizi fakirlikle korkutup, fahşaya sürükler (cimriliğe, her türlü kötülüğe teşvik eder.)” [Bekara 268]

Şu duâyı okuyan fakirlikten kurtulur demek, o duâ kabul olmuşsa, ona bir çalışma kapısı açılır veya ummadığı yerden rızka kavuşur demektir. Hastalığı için duâ eden de şifaya sebep olan ilaca veya başka bir sebeple sıhhate kavuşur. Çalışmak rızkı artırmaz. Rızkı veren Allahü teâlâdır. Çalışmak sebebe yapışmaktır. Sebeplere yapışmak sünnettir.

İhtiyaçtan kurtulmak, bereketli rızka kavuşmak için sebeplere yapışmalıdır! Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

“Ömrüm uzun, rızkım bol olsun diyen, akrabasını ziyaret etsin, görüp gözetsin!)

“Sabah uykusu rızka manidir.”

“İhtiyaçlarını insanlara açan, ihtiyaçtan kurtulamaz. Allahü teâlâya arz eden ise, ihtiyaçtan kurtulur.”

“Rızka kavuşan çok hamd etsin! Rızkı azalırsa istigfar etsin!”

Hamd, "Elhamdülillah", İstigfar, "Estagfirullah" demektir. İstigfar etmek, günahların affına sebep olan iyilikleri yapmaktır.



Cenaze duâsı

Allahumme’ğfir li hayyinâ ve meyyitinâ ve şahidinâ ve ğaibinâ ve zekerinâ ve ünsânâ ve sağrinâ ve kebirina. Allahumme men ahyeytehû minnâ feahyihî alâ’l-

islâmi ve men teveffeytehû minnâ fe-teveffehû alâ’l-iman. Ve hussa hazâ’l-meyyite bi’r-ravhi ve’r-rahati ve’l-mağfirati ve’rıdvan. Allahumme in kâne muhsinen fezid fi ihsanihi ve in kâne musî’en fetecâvez anhu ve lekkihi’l-emne va’l-buşrâ ve’l- kerameteve’z-zulfâ bi-rahmetike yâ erhame’r-rahimin. ( Cenaze kadın ise, “..hussa’dan sonraki zamirler müennes olarak okunur)



Uykuda korku duâsı

Eûzu bi-kelimâtillâhi’t-tammâti min-ğadabihi veşerri ibadihi ve min hemezâti’ş-şeyâtîni ve en yahdurûn (Allah’ın gazabından ve kullarının şerrinden, şeytanların uğramasından ve gelmesinden tüm kelimeleriyle Allah’a sığınırım).

Namaza uyanabilmek için: Uyumadan önce, İnnâateynâ... suresini okuyanın ve sabah namazına kalkabilmesi için Allaha sığınanın namaza kalkması kolay olur.



Yağmur duâsı

İstiska, yağmur duâsı için sahraya çıkmak demektir. Hamd ederek, istigfar okuyarak duâ edilir. Peygamber efendimiz ve Eshab-ı kiram ve islâm âlimleri yağmur duâsı yaptılar. Sahrada iki rekat namaz kılınır. İmam, asaya dayanıp hutbe okur. Sonra kıbleye dönüp avuçlarını semaya karşı açık olarak omuz hizasına kadar kaldırıp ayakta duâ eder. Hazır olanlar oturarak amin derler. Yalnız yağmur duâsında eller omuzdan yukarı kaldırılır. Bir şey istemek için yapılan duâlarda, avuçları semaya karşı açılır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki: “Allahü teâlâ, ellerini kaldırıp da duâ edenin duâsını kabul etmemekten hayâ eder.”

Hastalık, kıtlık ve düşmandan kurtulmak için yapılan duâlarda avuç içleri yere çevrilir. Yağmur duâsında, ara vermeden 3 gün çıkmak, eski yamalı elbise giymek, duâya giderken sadaka vermek, 3 gün oruç tutmak, çok tevbe-istigfar etmek, kul haklarını ödemek, hayvanları da çıkartıp yavrularından ayrı bulundurmak, ihtiyarları ve çocukları da çıkarmak sünnettir. Kâfir, dinsiz, getirilmez. Bebekler analarından ayrı bulundurulur. Elbiseler ters çevrilmez.



Secde âyetleri ile duâ

Bir kimse hüzünden, sıkıntıdan kurtulmak için, Allahü teâlâya kalbinden yalvararak, ondört secde âyetini ayakta ezberden, okuyup, herbirinden sonra, hemen yatıp secde ederse, yani secde-i tilavet yaparsa, Allahü teâlâ, o kimseyi o derd ve belâdan kurtarır ve korur. Son secdeden kalkınca, ayakta ellerini ileri uzatır. Kendinin veya bütün müslümanların dünya ve dinlerine gelen belâdan, sıkıntıdan kurtulmaları, korunmaları için duâ eder. Ayetleri ezbere bilmeyen, ayakta Kur’an-ı kerimden okuyabilir. (75/1)



Borç ve sıkıntı duâsı

Ebû Abdullah el-Kureşî hazretleri, duâsı makbûl bir zât idi. Mısır’da bulunduğu sırada büyük bir kıtlık olmuştu. Bunun üzerine Mısır’dan ayrılıp Kudüs’e gitti. Filistin’deki Halîlürrahmân denilen yerdeki İbrâhim aleyhisselâmın makâmını ziyâret etti. Ziyâret sırasında İbrâhim aleyhisselâmın makâmı yanında uyuya kaldı. Rü’yâsında İbrâhim aleyhisselâm tarafından karşılandı. Ebû Abdullah el-Kureşî, İbrâhim aleyhisselâma; “Ey Halîlullah! Mısır’da büyük bir kıtlık var. Duâ buyurunuz” diye arzetti. Hz. İbrâhim de kıtlığın kalkması için duâ etti. Ebû Abdullah el-Kureşî daha sonra uyanıp Kudüs’e döndü. Çok geçmeden kıtlığın kalktığı haberini öğrendi.

Abdullah Kureşî buyurdu ki:

Bir gün hocam Ebü’r-Rabî bana, “Sana bitmek tükenmek bilmeyen bir hazîne öğreteyim mi?” dedi. Ben de, “Evet” deyince, Ebü’r-Rabî bana, “Şu duâyı devamlı oku” dedi...

Okumamı istediği duâ şöyle idi: “Yâ Allah, yâ Vâhid, yâ Mûcid, yâ Cevâd, yâ Bâsit, yâ Kerîm, yâ Vehhâb, yâ ze’t-Tavl, yâ Ganî, yâ Mugnî, yâ Fettâh, yâ Rezzâk, yâ Alîm, yâ Hayy, yâ Kayyûm, yâ Rahmân, yâ Rahîm, yâ Bedîassemâvâti vel-ard, yâ ze’l-celâli vel ikrâm... Yâ Hannân, yâ Mennân infehnî minke bi nafhati hayrin tugnînî bihâ ammen sivâk... in testeftihû fekâd câekümü’l-feth... İnnâ fetehnâ leke fethan mübînâ... Nasrun minellahi ve fethun karîb... Allahümme yâ Ganî, yâ Hamîd, yâ Mubdi’, yâ Muîd, yâ Vedûd, yâ ze’l-arşil Mecîd, yâ Fe’âlen limâ yürîd, ikfini bihelâlike an harâmike ve agninî bi fadlike ammen sivâke vahfaznî bimâ hafizte bihizzikr... Vensurnî bimâ nasarte bihirrusül... inneke alâ külli şey’in kadîr...”

Sonra bana, “Her kim bu duâyı namazlardan sonra, özellikle Cum’a namazından sonra okursa, Allahü teâlâ onu her türlü kötülükten muhafaza eder. Düşmanlarına karşı muzaffer kılar, ona ummadığı yerlerden rızıklar verir, geçimini kolaylaştırır. Borcu dağlar kadar büyük ve kabarık olsa dahî, Allahü teâlânın lutfu, keremi ve inâyeti ile öder” dedi.

Kendisi şöyle anlatır:

Bir gün Abdullah el-Muâvirî’ye gittim. Bana, “Ey şerîf! Başın darda kaldığı zaman, yapacak olduğun bir duâ öğreteyim mi?” diye sordu. Ben de “Evet” dedim. Bunun üzerine şu duâyı öğretti: “Yâ Vâhid, yâ Ehad, yâ Vâcid, yâ Cevâd, İnfehnâ minke bi nefh ati hayrin inneke alâ külli şey’in kadîr...”



Başım darda kalmadı...


Abdullah el-Muâvirî bu duâyı bana öğretmek için okuduktan sonra, başım hiç darda kalmadı, rızkım çoğaldı. Duâda, maksadın hâsıl olması için, duâ eden kimsenin i’tikâdının düzgün olması, namazını muntazam kılması ve dînin emir ve yasaklarına elinden geldiği kadar uyması şarttır.

Ayrıca, bir kimse bir derde veya borca giriftâr olursa, “Allahümme innî eûzü bike minel hemmi vel hazeni ve eûzü bike minel aczi vel keseli ve eûzü bike minel cübni vel buhli ve eûzü bike min galebetid deyni ve kahrirricâl” düâsını okusun, buyurulmuştur.

Kur’an-ı kerimdeki bazı dua ayetlerinin meali:

Ey Rabbimiz bize dünya ve ahirette iyilik ver, bizi Cehennem azabından koru! (Bekara 201)

Ey Rabbimiz bize sabır, cesaret ve sebat ver, kâfirlere karşı bize yardım et! (Bekara 250)

Ey Rabbimiz, unutur veya hataya düşersek bizi sorumlu tutma, bizden öncekilere yüklediğin gibi bize de ağır bir yük yükleme!

Ey Rabbimiz, bize gücümüzün yetmediği işleri de yükleme, bizi affet, bizi bağışla, bize acı, sen bizim Mevlamızsın. Kâfirlere karşı bize yardım et! (Bekara 286)

Ey Rabbimiz, bizi doğru yola ilettikten sonra kalblerimizi kaydırma! [bizi sapıtma] Bize, tarafından rahmet bağışla! Lütfu en bol olan sensin. (A.İmran 8)

Ey Rabbimiz, iman ettik; günahlarımızı bağışla, bizi Cehennem azabından koru. (A.İmran 16)

Ey Rabbimiz, günahlarımızı ve işimizdeki taşkınlığı bağışla; ayaklarımızı [yolunda] sabit kıl; kâfirlere karşı bizi muzaffer eyle! (A.İmran 147)

Ey Rabbimiz, "Rabbinize inanın" diyen davetçiyi [peygamberi] işittik, hemen iman ettik. Artık bizim günahlarımızı bağışla, kötülüklerimizi ört, ruhumuzu iyilerle beraber al! Ey Rabbimiz, bize, peygamberlerin vasıtasıyla vâdettiklerini de ikram et ve kıyamette bizi rezil-rüsvay etme; şüphesiz sen vâdinden caymazsın. (A.İmran 193-194)

Ey Rabbimiz, bize çok sabır ver, müslüman olarak canımızı al! (Araf 126)

Ey Rabbim, beni ve neslimi namazı devamlı kılanlardan eyle; duâmı kabul et, kıyamette hesab olunacağı gün beni, ana-babamı ve müminleri bağışla! (İbrahim 40-41)

Ey Rabbim, bana hikmet ver ve beni salihler arasına kat! (Şuara 83)



Secdede Duâ

Namaz kılarken secdede duâ edilmez. Ancak bazı nafile namazlarda, secdede iken duâ edilir. Namaz kılmadan da secdeye kapanıp duâ etmek iyi olur. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

“Kulun Rabbine en yakın hali secdede ikendir. Öyle ise, secdede çok duâ edin.”

“Rükû ve secdede duâya gayret edin. Bu duâ kabule layıktır.”

“Secdede 3 kere, Rabbiğfirli diyen secdeden kalkmadan mağfiret olur.”



Vesveseden kurtuluş duâsı

Hz.İmam-ı Gazalî buyurdu ki:

Her insana musallat olan en az bir şeytan vardır. Şeytanın vereceği vesveselerden korunmaya çalışmalıdır! Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

“Kanın damarlarda dolaştığı gibi, şeytan da, insanın vücudunda dolaşır. Açlıkla [az yemekle, oruç tutmakla] onun yollarını daraltın!”

“Şeytan, kalbe vesvese verir. Allahü teâlânın ismi söylenince hemen kaçar. Söylenmezse vesvese vermeye devam eder.”

Vesvese, duâ ederek, zikrederek azalır ve yok olur. Bunun için, bilhassa günah işleme meyli olduğu zaman, hemen Allahı hatırlamaya, onu anmaya çalışmalı, istigfar, salevat ve duâ okuyarak şeytanı uzaklaştırmaya çalışmalıdır! Günahlara tevbe etmelidir! Şeytanın vesvesesinden ve sıkıntılardan kurtulmak için, hergün şu duâyı okumalıdır:

“Ya Allah-ür-rakib-ül-hafiz-ür-rahim. Ya Allah-ül-hayy-ül-halim-ülazim-ür-rauf- ül-kerim. Ya Allah-ül-hayy-ül-kayyüm-ül-kaimü ala külli nefsin bima kesebet, hul beyni ve beyne adüvvi!”


İsm-i a’zam duâsı

İsm-i a'zâm duâsı, kesin belli değildir. Peygamber efendimiz, ism-i a'zâm duâsı hakkında bazı işaretler bildirmiştir.

Hz. Âişe vâlidemiz anlatır: Resûlullah, duânın kabul olmasına sebep olan ism-i a'zâmı bilip bilmediğimi sordu. Bilmediğimi söyleyince, “Yâ Âişe onu öğretmek, onunla dünya için birşey istemek uygun olmaz” buyurdu. Kalkıp abdest aldım ve iki rek'at namaz kılıp, “Allahümme innî ed'ûkellah ve ed'ûkerrahmân ve ed'ûkelberrerrahîm ve ed'ûke biesmaikelhusnâ külleha mâ alimetü minhâ ve mâ lem a'lem entagfirelî ve terhamenî” duâsını okudum. Gülümsiyerek “İsm-i a'zâm, okuduğun duânın içindedir” buyurdu.

Peygamber efendimiz, “Allahümme innî es-elüke bienne lekelhamde lâ ilâhe illâ ente yâ hannân, yâ mennân, yâ bedîassemâvâti vel erdı, yâ zel-celâli vel-ikrâm” okuyan kişiye buyurdu ki:

“İsm-i a'zâmla dilekte bulundun, bununla duâ edilince, o duâ kabûl olur ve bu duâ ile bir dilekte bulununca, dileği yerine gelir.”

Başka bir zaman da, İsm-i a'zâm, "Ve ilâhüküm ilâhün vahid, lâ ilâhe illâ hüverrahmânürrahîm" âyeti ile "Allahü lâ ilâhe illâ hüvel hayyül kayyûm" âyeti içindedir” buyurdu.

Hazret-i Ali’nin bildirdiği ism-i a’zam duâsı var. “Bu duâya sımsıkı sarılın. Çünkü o Arş-ı a'zamın hazinelerinden bir hazinedir.” buyurduğu duâ şöyle:

"Allahümme innî es'elüke yâ âlimel hafiyye, ve yâ men-is-semâu bikudretihi mebniyye, ve yâ men-il-erdu biizzetihi mudhıyye, ve yâ men-iş- şemsü vel-kameru binûri celâlihi müşrika ve mudıyye ve yâ mukbilen alâ külli nefsin mü'minetin zekiyye ve yâ müsekkine ra'b-el-hâifîne ve ehl-et- takıyye, yâ men havaicul-halki indehü makdıyye, yâ men necâ Yûsüfe min rıkk-il-ubûdiyye, yâ men leyse lehü bevvâbün yûnâdî velâ sâhibun yağşa ve lâ vezîrun yu'tî ve lâ gayruhu rabbün yud'a ve lâ yezdadu alâ kesretil-havaici illâ keremen ve cûden ve sallallahu alâ Muhammedin ve âlihi ve a'tini süâli inneke alâ külli şey'in kadîr."

Duâya, e'ûzü besmele, Allahü teâlâya hamdü senâ ve Resûlüne salâtü selâm ile başlamalıdır! Peygamber efendimiz, duâya başlarken, “Sübhâne Rabbiyel aliyyil a'lel vehhâb” derdi. Allahü teâlâ, salevât-ı şerîfeyi kabûl eder. Duânın başı ve sonu kabûl olunca ortasının kabûl olmaması düşünülmez.

Peygamber efendimiz, “Allahü teâlâya günah işlemiyen dil ile duâ edin” buyurdu. Böyle bir dilin nasıl bulanacağı suâl edilince, “Birbirinize duâ edin! Çünkü ne sen onun, ne de o senin dilinle günah işlemiştir” buyurdu. Yine buyurdu ki:” Duânın kabûl olması için iki şey lâzımdır. Duâyı ihlâs ile yapmalıdır. Yediği ve giydiği helâldan olmalıdır. “



Hizb-ül-bahr

Hizb-ül-bahr, kitabını evliyânın büyüklerinden, hadis âlimi ve Şâzilî yolunun ilk rehberi, Ebül-hasen-i Şâzeli hazretleri yazmıştır. Ebü’l-Hasan-ı Şâzilî, Allahü teâlânın ihsân ve ikrâmlarına kavuşmuş, görünen ve görünmeyen bütün olgunluklara erişmiş bir Allah dostudur. Yıllarca ilim öğrendi. Din ilimlerinin hepsinde derin âlim oldu. Hepsinin inceliklerine ve sırlarına kavuştu. “Her istediğim zaman, Resûlullahı baş gözümle görmezsem, kendimi Onun ümmeti saymam” buyururdu. “Hizb-ül-bahr” duası için, Tam İlmihâl Seâdet-i Ebediyye ve İslâm Ahlâkı kitabında “pek faydalı” denilerek tavsiye edilmiştir.

“Hizb-ül-bahr” okumak derdlerden, sıkıntılardan kurtulmak için pek faydalıdır. Ayrıca, hasta üzerine sabah-akşam okunursa şifa bulur. Sihirden, büyüden kurtulur.

Sabah namazından sonra okunursa, cin, şeytan ve kötü insanların şerrinden korunur.

Kötü, zalim insanların yanına giderken okunursa, onların şerrinden, hilesinden korunur.

Tehlikeli yolculuklarda okunursa tehlikeden emin olur.

Önemli bir murada, dileğe kavuşmak için, 11 Fatiha, 11 Liilafi ve 3 defa Hizbül Bahr okunursa, Allahü teâlânın izniyle arzusu gerçekleşir.

İşleri iyi gitmeyenler, borcunu ödemede güçlük çekenler, üç gün sabah- akşam okurlarsa ödeme kolaylığına kavuşurlar.

Ebül-hasen-i Şâzeli buyurdu ki: “ Allaha’a yemin ederek diyorum ki, kim bu hizbi tam bir ihlas ve samimi bir kalb ile okursa, sıkıntılardan kurtulur, muradına kavuşur”