Diyanet Hac İlmihali

 

 

2. TAVAFIN VACİPLERİ

 

a) Tavafı abdestli yapmak

Tavaf yapan kişinin abdestsiz, cünüp, âdetli ve loğusa olmaması gerekir.

أَنَّ أَوَّلَ شَيْءٍ بَدَأَ بِهِ حِينَ قَدِمَ النَّبِيُّ أَنَّهُ تَوَضَّأَ ثُمَّ طَافَ

Peygamberimiz (a.s.) Mekke'ye geldiklerinde ilk iş olarak abdest almış, sonra da Kâbe'yi tavaf etmiş,[128] âdetli olan eşine,

اقضي مايقضي الحاج غير ان لاتطوفي بالبيت

Hac eden kişinin her yaptığını yap, sadece Kâbe’yi tavaf etme[129] buyurmuştur.

Tavaf esnasında abdesti bozulan kişinin tavafı bırakıp yeniden abdest alarak kaldığı yerden tavafa devam etmesi gerekir.

Tavafı abdestsiz, cünüp, loğusa veya adetli olarak yapan kişi, henüz Mekke'den ayrılmamış ise bu tavafı iade eder. İade etmeden mîkât sınırlarının dışına çıkarsa ceza gerekir.

Şafiî, Malikî ve Hanbelî mezheplerine göre tavaf eden kişinin cünüp, âdetli ve loğusa olmaması ve abdestli bulunması tavafın vacibi değil tavafın geçerli olmasının şartıdır. Dolayısıyla abdestsiz ve cünüp kimse ile âdetli ve loğusa olan hanımların yaptıkları tavaf geçerli olmaz. Bu eksikliğin "dem" veya "bedene" ile telafi edilmesi mümkün değildir. Mutlaka tavafın yeniden yapılması gerekir.

Hanefî mezhebine göre özel hallerinde bulunan kadınlar, temizlenmeden Mekke'den ayrılmak zorunda kalırlarsa âdetli olarak ziyaret tavaflarını yaparlar ve tavafın vaciplerinden birini terk etmiş olduklarından ceza olarak bir bedene keserler. 

Malikî mezhebine göre kadının âdet dönemindeki iki kanama arasındaki kesinti süresi temizlik hali sayılır. Dolayısıyla bu durumdaki kadının bu ara sürede gusledip ibadetlerini yapması gerekir. Buna göre ziyaret tavafını özel hali nedeniyle yapamayan ve Mekke’den ayrılmak zorunda kalan bir kadın, arada kesinti olması halinde gusledip ziyaret tavafını yapabilir ve her hangi bir ceza da gerekmez. [130]

Hanefi mezhebine göre temettu haccı yapmak üzere umre ihramına girdikten sonra âdet gördüğü için umre tavafını yapamayan ve Arafat'a çıkma zamanına kadar temizlenemeyen kadın, umresini iptal eder, hac ihramına girer ve Arafat'a gider. Bu durumda yaptığı hac ifard haccı olur. Hac menâsikini tamamladıktan sonra, iptal ettiği umresini kaza eder ve ceza olarak bir dem keser.

Şafiî, Mâlikî ve Hanbelî mezheplerine göre bu durumdaki bir kadın, umresini iptal etmez, kıran haccına niyet eder ve vakfesini yapmak üzere Arafat'a gider. Arafat dönüşünde hac ve umre niyetiyle bir tavaf ve bir sa'y yapar. Bu görüş Peygamberimiz (a.s)'in şu hadisine dayanmaktadır:

من أحرم بالحج والعمرة أجزأه طواف واحد وسعي واحد عنهما حتي يحل منهما جميعا

Hac ve umre ihramına giren kimseye, bunların ihramından çıkıncaya kadar her ikisi için bir tavaf ve bir sa’y yeter.” [131]

 

b) Vücutta, Elbisede ve Metafta Necaset  Bulunmaması.

Şafiî, Malikî ve Hanbelî mezheplerine göre tavaf eden kişinin bedeninde, giysilerinde veya metafta pislik bulunmaması şarttır.[132] Delil olarak Peygamberimiz (a.s.)ın انماالطواف بالبيت صلاة فاقلوا فيه الكلامBeyti tavaf etmek de namaz (kılmak) gibidir. Dolayısıyla tavaf ederken fazla konuşmayın" [133] sözünü delil almışlardır.

Hanefî mezhebine göre tavaf eden kişinin bedeninde, giysilerinde veya metafta pislik bulunmaması sünnet'tir.[134]

Buna göre bir kimse elbise veya bedeninde necaset var iken tavaf etse Hanefî mezhebine göre tavaf geçerli olur ancak bu kimse mekruh işlemiş olur. Diğer mezheplere göre bu tavaf geçerli olmaz, yeniden yapılması gerekir.

 

c) Tavafı Avret Mahalli Örtülü Olarak Yapmak

Tavaf esnasında kadın ve erkeklerin avret yerlerinin örtülü tutmaları gerekir. Cahiliyyet döneminde insanlar, Kâbe’yi çıplak olarak tavaf ederlerdi. Resulüllah (s.a.v), insanları Ka'be' yi çıplak olarak tavaf etmekten men etmiştir.

 

لَا يَحُجَّ بَعْدَ الْعَامِ مُشْرِكٌ وَلَا يَطُوفَ بِالْبَيْتِ عُرْيَانٌ

 

Müşrikler haccetmesinler ve çıplak olanlar da Kâbe’yi tavaf etmesinler [135]

 

Dolayısıyla veda ve ziyaret tavaflarını avret yerleri açık olarak yapan kişinin, tavafı yeniden yapması gerekir. Yeniden yapmazsa dem gerekir.

İmam Muhammed’e göre nafile tavafı avret yeri açık olarak yapan kimse, bu tavafı Mekke’de iken yeniden yapması daha uygundur. Ancak yeniden yapmayıp memleketine dönerse sadaka vermesi gerekir.

Şafiî mezhebine göre tavaf esnasında kadın ve erkeklerin avret yerlerinin örtülü olması, tavafın geçerlilik şartlarından biridir. Tavaf yapmakta olan bir kimsenin kendi kusur ve ihmali sebebiyle avret yeri açılırsa, tavafın avret mahalli açık olarak yapılan kısmı geçersiz olur, geçersiz yapılan kısmın yeniden yapılması gerekir. Fakat kendi kusur ve ihmali olmaksızın açılır ve hemen örtünürse tavafı bozulmaz.[136]

 

d) Teyamün

"Teyamün" sağdan yapmak demektir. Hacer-i Esved'in bulunduğu köşe Ka'be'nin sağ tarafı kabul edilir. Dolayısıyla tavaf, Ka'be'nin sağından, sol omuz Ka'be'ye dönük olarak yapılır.

 

e) Tavafa Hacer-İ Esved'in Yanından Veya Hizasından Başlamak

Tavafın Hacer-i Evsed'in yanından veya izdiham sebebiyle buna imkan bulamazsa Hacer-i Evsed'in hizasından başlaması vaciptir. Hacer-i Esved'in hizasını geçtikten sonra tavafa niyet ederse bu şavt geçerli olmaz.[137]

 

f) Tavafı Yürüyerek Yapmak

Gücü yetenlerin tavafı yürüyerek yapmaları vaciptir. Dinen geçerli bir mazereti olmaksızın tekerlekli sandalye ve benzeri araçlarla yapılan tavaf geçerli olmaz, bu tavafın yeniden yapılması gerekir. Yapılmadığı takdirde dem gerekir. Fakat geçerli bir mazeret varsa tavaf, sandalye ve benzeri bir araçla yapılabilir.

Yürüyemeyecek kadar hasta, topal, kötürüm ve yaşlı olmak dinen geçerli olan mazeretlerdir.

 Şafiî mezhebine göre, tavafın yürüyerek yapılması vacip değil, sünnettir.[138] Delil olarak şu rivayeti esas almışlardır: Hz. Aişe validemiz,

طَافَ رَسُولُ اللَّهِ فِي حَجَّةِ الْوَدَاعِ حَوْلَ الْكَعْبَةِ عَلَى بَعِيرٍ يَسْتَلِمُ الرُّكْنَ بِمِحْجَنِهِ

 

Resulüllah (s.a.v) veda haccında Kâbe’yi deveye binmiş vaziyette tavaf etti. Elindeki sopasıyla da Hacer-i Esved'i istilam ediyordu” demiştir.[139]

 

g) Tavafı Hatim’in Dışından Yapmak

Tavafın Hatîm’in dışından yapılması vaciptir. Hatim'in içinden yapılan şavt geçerli olmaz, yeniden yapılması gerekir. Çünkü hatim, Kâbe’nin içi sayılmaktadır. Bunu Hz. Aişe’nin rivayet ettiği şu hadisten anlamaktayız:

  “Peygamber (s.a.v)'e sordum:

-Hatim Kâbe’den midir?

-Evet, Kâbe’dendir, dedi.

-Öyle ise neden Kâbe’ye dahil etmediler? Dedim.

-Kavmin (Kureyşliler) Kabe'yi yeniden inşa sırasında Hatimi de içine alacak kadar geniş yapmak için yeterli parayı bulamadı, dedi.

-Kâbe’nin kapısı neden yüksekte kalmış? Dedim.

-Kavmin dilediği kimselerin Ka'be'ye girmelerine izin vermek, istemediği kimselere de engel olmak için böyle yaptı. Kureyş, cahiliyet dönemini henüz geride bırakmış olmasalardı ve itiraz edeceklerinden çekinmemiş olsaydım Hatim'i Kâbe’ye dahil eder ve Kâbe’nin kapısını da  yer seviyesinde yapardım, dedi.[140]

 

h) Tavafı Yedi Şavta Tamamlamak

 

Hanefî mezhebine göre ziyaret, veda ve umre tavaflarının ilk dört şavtını yapmak farz, tavafı yedi şavta tamamlamak ise vaciptir.

Şafiî, Malikî ve Hanbelî mezheplerine göre tavafın yedi şavta tamamlanması farzdır.

 

ı) Tavaf Namazı Kılmak

Her tavaftan sonra iki rekat tavaf namazı kılınır. Bu namazın birinci rekatında fatiha’dan sonra Kâfirun, ikinci rekatında ise İhlas suresi okunur. Namazdan sonra şu duanın okunması müstehaptır:

أللهم هذا بلدك والمسجد الحرام وبيتك الحرام وأنا عبدك وابن عبدك وابن أمتك وقد جئتك طالبا مرضاتك وأنت مننت علي بذلك فاغفرلي وارحمني إنك علي كل شئ قدير

 

"Allah'ım! Burası senin beldendir. Şu da Mescid-i Haram ve saygın evindir. Ben de senin kulunum ve kulunun çocuğuyum. Buraya Senin rızanı kazanmak için geldim. Sen de bunu bana lütfettin. Beni bağışla ve bana merhamet et. Şüphesi sen her şeye gücü yetensin."

Hanefî mezhebine göre tavaf namazı tavafın vacibi değil müstakil bir ibadettir. Bu sebeple terkinden dolayı dem gerekmez. Ancak bu namazı kılmayan kimse, günahkâr olur.

Malikî mezhebine göre tavaf namazını kılmayan kimseye dem gerekir.

Şafiî ve Hanbelî mezheplerine göre tavaf namazı kılmak sünnettir.

Tavaftan sonra eğer kerahet vakti değilse bu namaz, geciktirmeksizin Makam-ı İbrahim’in arka tarafında kılınır. Ancak izdiham varsa tavaf yapanlara engel olmamak için Mescid-i Haram'ın her hangi bir yerinde kılınması daha uygun olur. 

Şafiî mezhebine göre tavaf namazı kerahet vaktinde de kılınabilir. [141]

Hanefi mezhebine göre arada tavaf namazı kılmadan iki tavafı peş peşe yapmak mekruhtur. Şafii ve Hanbelî mezheplerine göre bunda bir sakınca yoktur. [142]

 

[128] Buhari, Hac, 62 (1510)
[129] Buhari, Hayz 1 (285); Kâmil MİRAS, Sahih-i Buhari Tecrid-i sarih Terceme ve Şerhi I/217, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayını, I-XIII.
[130]Mâlik b. Enes el-asbahî, el- Müdevvenetü’l- Kübrâ I/171. I-IX. 1999 Beyrut; İrşadü’s-salik, II/767; Vehbe ez-Zuhaylî, el-Fıkhü’l-İslamî ve edilletüh. I-XI. Dimeşk 1997 I/610
[131] Tirmizî, Hac 102
[132] İbn Kudâme, el-Muğnî, III, 390.
[133] Nesaî, Menasi kü’l-Hacc 135 (2873)
[134] İrşâdü’s-Sari. 167; Nevevî, Muhyi’ddîn Yahya b.Şeref, Kitabü’l-İzah fi Menasiki’l-Hacci ve’l-Umre, 211-212; Kasani, II/ 129
[135] Buhari. Hac, 66 (1517) ; Ebu Davud, Menasik , 66 (1662)
[136] Muhyi’d-din Yahya b. Şeref en-Nevevi, Kitabü’l - Mecmu’ I-XXIII. Dârü İhyâi’t - Türasi’l - Arabî 1995. VIII,21.
[137] Kasani, II, 130; İrşâdü’s-Sari. 169
[138] Nevevî, Mecmu’, VIII, 37
[139] Nesaî, Menasikü’l-Hac , 140. V, 224.
[140] Buhari, Hac, 3 (1481)
[141] bk. Nesai, Mevakit 41 (592)
[142] İrşadü’s-salik, II/853-860; Nevevî, Mecmu’ , VIII/72-73