Diyanet Hac İlmihali

 

IV. SA'Y

 

Sözlükte; iş yapmak, yürümek ve  koşmak anlamlarına gelen "Sa'y"; hac ibadeti ile ilgili bir terim olarak, hac veya umre için yapılan bir tavaftan sonra, Mescid-i Haran’ın doğu tarafında bulunan Safa ve Merve tepeleri arasında, Safa'dan başlayarak dört kere gidip üç kere gelmek demektir.

Safa'dan Merve'ye gidiş bir şavt, Merve'den Safa'ya dönüş de bir şavt olmak üzer sa'y toplam yedi şavttan ibarettir.

Sa'y; Hz. İbrahim'in eşi Hacer'in, oğlu İsmail'e su bulmak için Safa ve Merve tepeleri arasında yedi sefer gidip gelmesine dayanmaktadır. Onların hatırasına binaen bu iki tepe arasından sa'y yapıla gelmiş, İslam haccında da sa'y yapmak meşru kılınmıştır. Şu ayet sa'yin meşru oluğunu ifade etmektedir.

 

ان الصفى والمروة من شعائر الله فمن حج البيت او اعتمر فلا جناح عليه ان يطوف بهما

 

"Şüphesiz Safa ve Merve Allah'ın (dininin) nişanelerindendir. Onun için her kim hac veya umre niyetiyle  Kabe'yi ziyaret eder ve onları tavaf ederse bunda bir günah yoktur" (Bakara, 158).

Ayette geçen "tavaf etmek"ten maksat, "sa'y etmek"tir.

a) Hanefî mezhebine göre  sa'y, haccın aslî vacibidir.  Meşru bir mazeret olmadan terk edilirse dem gerekir. Meşru bir mazeret sebebiyle terk edilirse bir şey gerekmez.

b) Şafiî,[153] Malikî[154] ve Hanbelî[155] mezheplerine göre ise sa'y etmek haccın ve umrenin rükünlerinden biridir. Sa'y yapılmazsa hac ve umre geçerli olmaz.

Sa’yin vacip mi rükün mü olduğu konusundaki ihtilaf; umre ile ilgili yukarıda zikredilen âyette hükmün açıkça belirtilmemiş olması ve konu ile ilgili hadislerin farklı yorumlanmasından kaynaklanmaktadır.

Peygamberimiz (a.s.)  اسعوا فان الله كتب عليكم السعي 

Sa’y edin, çünkü Allah sa’y etmeyi size yazdı” buyurmuştur. [156]

Sa’yin farz olduğu görüşünde olanlar, bu hadisin, sa'yin farz oluşuna delil teşkil ettiğini, zira hadiste geçen “size yazdı” ifadesinin “size farz kıldı” anlamında olduğunu söylemektedirler.[157]

Hanefi bilginler göre; yukarıda zikredilen sa'y ile ilgili âyetin delaleti zannîdir, âyet, sa’yin farz olduğuna kesin olarak delalet etmez. Böyle bir delil ile bir amelin farz oluşu, değil ancak vacip oluşu sabit olur. Konu ile ilgili olarak zikredilen hadis ise zayıftır; sahih olduğu kabul edilse bile, sa’yin farz olduğunu kesin olarak ifade etmez. Çünkü “yazmak” ifadesi her zaman farziyet anlamı taşımaz.[158]

 

1. SA'YİN FARZLARI (ŞARTLARI VE RÜKÜNLERİ)

 

Sa'yin geçerli olması için yerine getirilmesi gereken bazı şartlar vardır. Bunları şu şekilde sıralamak mümkündür:

 

a) Umre sa'yini, ihramlı olarak umre tavafından sonra yapmak.

Umre yapmak üzere niyet edip ihrama giren kimsenin, umre sa'yini, umre tavafından sonra ihramdan çıkmadan önce yapması gerekir. Çünkü umre sa'yi mutlaka ihramlı olarak yapılır.

İhramdan çıktıktan sonra yapılacak olursa dem gerekir. Tavafın peşinden ara vermeden sa'y yapmak sünnet ise de ihramdan çıkmamak şartıyla daha sonra da yapılabilir.

 

b) Hac Sa'yini, ihrama girdikten sonra geçerli bir tavafın peşinden yapmak.

Hac sa'yinin asıl vakti, kurban bayramının 1, 2 ve 3. günlerinde farz tavaftan sonradır. Ancak hac için ihrama girmiş olan bir kimse, dilerse Arafat'a çıkmadan önce nâfile bir tavafın peşinden haccın sa'yini yapabilir. Bu durumda sa'yin mutlaka ihramlı olarak yapılması gerekir:

İfrat veya kıran haccı yapanlar, isterlerse kudüm tavafının peşinden veya daha sonra Arafat'a çıkmadan önce haccın sa'yini  yapabilirler. Ancak kudüm tavafının peşinden yapılmayıp daha sonra yapıldığı takdirde  nafile bir tavafın peşinden yapılması müstehaptır.

Temettü haccı yapanlar, umreyi tamamladıktan sonra Arafat'a çıkmadan önce haccın sa'yini yapmak isterlerse, hac niyeti ile ihrama girip nafile bir tavaf yaptıktan sonra haccın sa'yini yapabilirler. Bu kimseler, ihrama girmeden haccın sa’yini yapamazlar.

Haccın sa'yi, Arafat vakfesinden önce yapılmamış ise ziyaret tavafından sonra ihramlı veya ihramsız olarak yapılabilir.

 

c) Hac sa'yini, hac ayları içinde yapmak.

Hanefi mezhebine göre, hac aylarından önce hac için ihrama girilebilir ise de haccın menâsikinden hiç biri hac mevsiminden önce yapılamaz, yapıldığı takdirde geçerli olmaz.

Haccın sa’yi, kurban bayramının 1, 2 ve 3. günlerinde (10, 11 ve 12 Zilhicce) yapmayan kimse daha sonra ülkesine dönmeden sa'yini yapabilir, her hangi bir ceza da gerekmez.

Eğer haccın sa'yini yapmadan önce ülkesine dönmüş ise, dînen geçerli bir mazereti de yoksu dem gerekir. Bu kimse Mekke’ye dönüp haccın sa’yini yapmak isterse, Mîkat sınırlarını geçmeden önce umre için ihrama girer, umresini tamamladıktan sonra nafile bir tavafın peşinden haccın sa'yini yapar, böylece dem cezasından kurtulur.[159]

Dînen geçerli olan mazeret, hastalık ve tabî afetler gibi mazeretlerdir.

 

d) Geçerli bir tavaftan sonra yapmak.

Sa’y, müstakil bir ibadet değildir, bu itibarla geçerli bir tavaftan sonra yapılması gerekir. Ancak tavafın hemen ardından yapılması şart değildir, asıla verilebilir, ancak fasıla verilmesi  mekruhtur.[160]

 

e) Sa’yi Safa ve Merve tepeleri arasında yapmak.

f) Sa'ye Safâ tepesinden başlayıp Merve tepesinde bitirmek.

Sa'ye Safâ tepesinden başlanmazsa ilk şavt geçerli olmaz. Çünkü Hz. Peygamber (a.s.,

 مابدأ الله تعالى به  نبدأ

"Sa'ye, Allah'ın ayette ilk önce zikrettiği Safa'dan başlıyoruz"[161]  buyurmuş[162] ve sa’ye Safâ’dan başlamıştır.

 

g) Sa'yin en az dört şavtını yapmak.

 

Hanefî mezhebine göre, sa'yin ilk dört şavtını yapmak rükün, yediye tamamlamak vaciptir. Bir şeyin yarısından fazlası o şeyin tamamı hükmündedir. Bu itibarla en az dört şavt yapan kimse sa'yi yapmış sayılır. Geri kalan tavaflar yapılmazsa her şavt için sadaka gerekir. Sa'y bütünüyle terk edilirse dem gerekir.

Şafiî, Malikî ve Hanbelî mezheplerine göre sa'yi yedi şavta tamamlamak rükündür. [163] Çünkü Peygamberimiz (a.s.), “Hac menâsikinizi benden öğreniniz[164] buyurmuş ve kendisi sa’yi yedi şavt olarak yapmıştır.[165]

 

[153] Şirbini, Muğnî’l-Muhtar, II, 285,
[154]
[155] Ahmed İbnu Rüşd, Bidayetü’l-Müctehid ve Ninayetü’l-Muktesid, s.278. Kahraman yay. İst. 1985
[156] Ahmed, VI,420.
[157] Şirbini, Muğnî’l-Muhtar,II,285; İbnu Rüşd, Bidâye, s.278.
[158] Kâsânî, Bedâyi’, II,133-134; İbnu Hümâm, Fethü’l-Kadir, II, 471-472.
[159] Kâsânî, II, 135.
[160] Kâsânî, Bedâyi’,134. Şirbini, II,,256
[161]"Şüphesiz, Safâ ve Merve Allah'ın (dininin) nişanelerindendir…" (Bakara, 158) ayeti kast edilmektedir.
[162]
[163] Şirbinî, , II, 255.
[164]
[165]