Diyanet Hac İlmihali

 

 

İHSAR VE FEVAT

 

I. İHSAR

 

1. Anlamı

 

Sözlükte “engellemek” ve “alıkoymak” anlamına gelen “ihsar”, bir hac terimi olarak, hac veya umre için ihrama giren kimsenin, her hangi bir sebeple, girdiği ihramın gereğini -umre için tavafı, hac için Arafat vakfesini ve ziyaret tavafını- yerine getirmesinin engellenmesi demektir. Engellenen bu kimseye  “muhsar” denir.

İhsara sebep olan engeller; düşman, hastalık, parasız kalmak, hapiste olmak ve ayağı kırılmak gibi sebeplerdir.[247]

Şafiî, Malikî ve Hanbelî mezheplerine göre, "ihsar" sadece düşman engellemesi ile gerçekleşir.[248]

Bu konudaki görüş ayrılığının sebebi,

 

 واتمواالحج والعمرة لله وان احصرتم فما استيسر من الهدى و لا تحلقوا رؤسكم حتى يبلغالهدى محله

 

“Haccı ve umreyi Allah için tamamlayın. Eğer engellenmiş olursanız, artık size kolay gelen kurbanı gönderin. Bu kurban yerine ulaşıncaya kadar başlarınızı tıraş etmeyin” (Bakara,2/196) anlamındaki âyetin farklı şekillerde yorumlanmış olmasından kaynaklanmaktadır.

Hanefîler ayette geçen وان احصرتم "engellenirseniz" ifadesinin mutlak oluşundan hareketle düşman dahil her türlü engelin ihsar sebebi olacağını söylemişlerdir.

Şafiîler ise, ayetin, Hudeybiye barışında, müşriklerin Hz. Peygember’i umre yapmaktan engellemesi üzerine indiğini, dolayısı ile ayetteki “eğer engellenirseniz” ifadesini “eğer düşman tarafından engellenirseniz” şeklinde anlamak gerektiğini söylemişlerdir.[249]

2. İhsarın Sonuçları

İhramdan çıkmak isteyen muhsar,

a) Eğer harem bölgesinde ise ihramdan çıkmaya niyet eder ve ihsâr kurbanı keserek ihramdan çıkar.

b) Eğer Harem bölgesi dışında ise, Harem bölgesinde kesilmek üzere bir kurbanlık hayvanı -yahut ücretini- gönderir. Bu kurbanın kesilince ihramdan çıkmış olur. Ayrıca saçların tıraş edilmesi veya kısaltılması gerekmez. Kurban yerine ulaşıp kesilmeden ihram yasaklarından hiç biri işlenmez, işlenirse, dem gerekir.

Bu kurbanın harem bölgesi dışında kesilmesi caiz değildir. Çünkü ayetteki حتى يبلغ الهدى محله  "Kurban yerine varıncaya kadar başınız tıraş etmeyin” ifadesi bunu gerektirmektedir.

"Muhsar", eğer sadece umre veya ifrad haccı için ihrama girmişse bir adet, şayet kırân haccı için ihrama girmişse iki adet "ihsâr hedyi" kestirir. [250]

Hac veya umre için ihrama giren kimse, muhsar durumuna düşer, sonra Arafat'ta vakfe yapma imkanı bulursa ihsar durumu sona ermiş olur. Çünkü Hz. Peygamber (s.a.v.),

 

 الحج عرفة من جاء ليلة جمع قبل طلوع الفجر فقد ادرك الحج

 

Hac Arafat'tır. Kim Müzdelife gecesinde güneşin doğmasından öce Arafat’a gelirse hacca yetişmiştir” buyurmuştur.[251]

Bu kimse haccın diğer menâsikini usulüne göre yapar.

İhsâr sebebiyle ihramdan çıkan kimse, farz olsun, vacip olsun veya nafile olsun, tamamlayamadığı hac veya umresini daha sonra kaza eder.[252]

İhsâr sebebi ile ihramdan çıkan kimse eğer ifrad haccına niyet etmiş ise, bir umre ve bir hac kaza eder. Kıran haccına niyet etmiş ise, iki umre bir hac kaza eder. Yalnızca umreye niyet etmiş ise bir umre kaza eder.[253]

Şafiî mezhebine göre, ihsâr kurbanının Harem bölgesinde kesilmesi şart değildir. Bu kurban, ihsârın vuku bulduğu yerde kesilebilir.[254] Çünkü Hz. Peygamber Hudeybiye barışı gününde ihsar kurbanını bulunduğu yerde kesmiştir.[255] Yapılmakta olan hac ister kıran haccı  olsun, ister ifrad haccı olsun, ihsar halinde bir tek kurban kesilir.                                

 İhsar sebebi ile yarıda kalan hac veya umrelerden sadece farz ve vacip olanların kaza edilmesi gerekir, nafile hac ve umrenin kaza edilmesi gerekmez. İfrat ve kıran ihramına niyet etmiş iken muhsar olanlar yalnızca birer hac kaza ederler.            Tıraş olmadıkça ihramdan çıkılmaz. Henüz ihsâr hedyi kesilmeden ihramdan çıkılır veya ihram yasakları işlenirse dem gerekir.[256]

 

3. İhrama Girerken Şart Koşmak

Bir kimse, ihrama girdikten sonra düşman engeli, hastalık, parasını yitirip çaresiz kalmak gibi sebeplerden dolayı hac ibadetine/yolculuğuna devam edememesi halinde, kurban kesmeksizin ihramdan çıkmayı şart koşabilir mi?

Hanefî ve Malikî mezheplerine göre ihrama girerken böyle bir şart koşmak caiz değildir. İhramlı iken hacca devam etmeye imkan bulamayan kimse ihsar hükümlerine tabidir.[257]

Hanbelî mezhebine göre böyle bir şart koşulabilir. Bir kimse ihrama girerken “Eğer bir engel beni hac veya umremi tamamlamaktan alıkoyarsa ihramdan çıkacağım yer, engellendiğim yerdir” diye şart koşarsa bu şart geçerlidir. Dolayısıyla bu kimse muhsar olması halinde ihsâr hedyi kesmeksizin tıraş olarak ihramdan çıkabilir. Yarıda bıraktığı hac veya umreyi kaza etmesi de gerekmez.[258]

Bu görüşün dayanağı Hz. Aişe’nin rivayet ettiği şu hadistir:

 

عن عائشة قالت دخل رسول الله علة ضباعة بنت الزبير فقال لها لعلك اردت الحج قالت والله لا اجدني الا وجعة فقال لها حجي واشترطي قولي اللهم محلي حيث حبستني

 “Resülullah (s.a.v.) Dubâ’a binti’z-Zübeyr’in yanına girdi ve ona,

-“Herhalde sen Hac yapmayı istetiyorsun?” dedi. Dubâ’a,

-“Vallahi, hastayım. (Hac yolculuğuna çıkarsam yarıda bırakmak zorunda kalabilirim)” diye cevap verdi. Bunun üzerine Resülullah ona,

“Hacca niyet et ve şart koş. (İhrama girerken) ‘Ey Allahım! İhramdan çıkacağım yer, beni devam etmekten alıkoyduğun yerdir’ de” buyurdu[259]

Şafiî mezhebine göre; sadece hastalık sebebi ile muhsar olunması halinde kurban kesmeden ihramdan çıkmak şart koşulabilir. Düşman engellemesei ve benzeri diğer sebplerle muhsâr olan kimsenin şart koşması geçerli değildir. Çünkü konu ile ilgili hadıste sadece hastalık engeli söz konusu edilmektedir.[260]

 

[247] Kâsânî, Bedâyi’, II, 175.
[248] Şirbînî, Muğni’l-Muhtâc, II, 313. İbnü Kudâme, el-Muğnî ve’-Şerhu’l-Kebîr, II, 600-1.
[249] Şirbînî, II, 315.
[250] Kâsânî, Bedâyi’, II, 179.
[251] Tirmizi, Hac, 57, Hadis no. 889; III, 236.
[252] Kâsânî, Bedâyi’, II, 182,
[253] el-Mevsılî, Abdullah b. Mahmûd, el-İhtiyâr li Ta’lîli’l-Muhtâr, I, 169. Baskı yeri ve tarihi yok.)
[254] Şirbînî, II, 315.
[255] Şirbînî, II, 314.
[256] Muhyiddin b. Şeref en-Nevevî, Kitabu'l-Mecmû' Şerhu'l-Mühezzeb li'y-Şûrâzû, VIII, 296. Daru ihyai't-Türasi'l-Arabî,
[257] İbnü Hümâm, Fethü’l-Kadîr, II, 178,.
[258] İbnü Kudame el Makdisi, eş-Şerhu'l-Kebir, IV,607.
[259] Buhârî, Nikah. 15 Babu’l-Ekiffâi fi’d-Dîn, VI, 122-123.
[260] Şîrâzî, II, 821. Şirbîn, II, 319.