Diyanet Hac İlmihali

 

 

II. FEVÂT

 

1. Tanımı

Sözlükte yetişememek anlamlına gelen “fevat”; bir hac terimi olarak, hac yapmak üzere ihrama girmiş olan bir kimsenin her hangi bir sebeple Arafat vakfesine yetişememesine demektir. Buna göre Zilhicce ayının dokuzuncu günü güneşin batması ile onuncu günü (kurban bayramının birinci günü sabahı) fecr-i sadıktan önce bir an olsun Arafat’a bulunamayan kimse hacca yetişememiş olur.

2. Fevatın Sonuçları

Hac için ihrama giren bir kimsenin Arafat’ta vakfeye yetişememesi halinde aşağıdaki sonuçlar ortaya çıkar:

a) İfrad haccı için ihrama giren kimse, fevât durumunda, umre yaparak ihramdan çıkar. Çünkü, ihrama giren kimse ancak hac veya umre yaptıktan sonra ihramdan çıkabilir. Bu sebeple, haccı kaçıran kimsenin tıraş olup ihramdan çıkabilmesi için umre yapması gerekir. Yapılan bu umre, ihsârlı kimselerin kestikleri "hedy" mesabesindedir. Bu sebeple Hanefî mezhebine göre, hacca yetişemeyen kimsenin ayrıca kurban kesmesi gerekmez. Ancak daha sonraki yıllarda haccı kaza etmesi gerekir.[261]

Şafiî, Malikî ve Hanbelî mezheplerine göre, ifrat haccı için ihrama giren ve Arafat vakfesine yetişemeyen kimse tıraş olup ihramdan çıkar. Haccını daha sonra kaza eder ve kaçırdığı hacdan dolayı da fevât kurban keser.[262]

b) Kıran haccına niyet eden ancak umre yapamayan ve Arafat vakfesine yetişemeyen kimse önce umre yapar, tıraş olmadan fevt ettiği hac için tavaf ve sa'y yapar, sonra tıraş olup ihramdan çıkar. Böylece kıran hedy kesmekten kurtulmuş olur.

Kıran haccına niyet edip umresini yapan ancak Arafat vakfesini kaçıran kimse, fevt ettiği hac için tavaf ve sa’y yapar, tıraş olup ihramdan çıkar. Böylece Kıran haccı kurbanı kendisinden düşer.

Her iki durumda haccını daha sonraki yıllarda kaza etmesi gerekir.

c) Temettü haccına niyet eden kimse umresini yapıp ihram çıkmış daha sonra hac için ihrama girmiş ancak Arafat vakfesini kaçırmış ise bir umre yapıp ihramdan çıkar. Temettu hedyi de kesmez. Çünkü bir hac mevsiminde umre ve haccı yapamamıştır. Bu kimsenin veda tavafı yapması da gerekmez. Daha sonraki yıllarda haccını kaza eder.[263]

 

[261] Kâsânî, II, 220.
[262] Şîrâzî, II,811
[263] Kâsânî, II, 220-221.