Diyanet Hac İlmihali

 

 

HAC VE UMREDE

KURALLARA AYKIRI DAVRANIŞLAR VE CEZALARI

 

Hac ve umre ibadetlerinin edasıyla ilgili olarak ihramda iken iken ve ihramsız iken uyulması gereken kurallar vardır. Bunlara uyulmaması çeşitli cezalar gerektirir.

Hac ve umre ile ilgili cezalar; hac ve umrenin vaciplerini terk etmekten doğan cezalar ve  ihram yasaklarını ihlal etmekten doğan cezalar olmak üzere iki kısma ayrılır.

I. HAC VE UMRENİN VACİPLERİNİ TERK ETMENİN CEZALARI

Haccın veya umrenin farzlarının (rükün ve şartlarının) yerine getirilmemesi halinde yapılan hac veya umre geçerli olmaz. Farzları ihlalin başka bir şeyle telafisi mümkün değildir.

Haccın veya umrenin vaciplerinden birinin terk edilmesi durumunda hac veya umre fasid olmaz ise de mazeret olmadan terk edilmesi tahrimen mekruhtur.

Mazeret olmadan terk edilen veya zamanında yapılmayan her vâcip için dem gerekir.[294]

Kıran haccı yapan bir kimse umre tavafının abdestsiz yapılması gibi sadece umreyi veya Müzdelife'de vakfe yapılmaması gibi sadece haccı ilgilendiren bir vâcibin terk edilmesi sebebiyle tek ceza gerekir.

Hac veya umrenin biri "mustakil (aslî)" diğeri de her bir menasikin vacibi (fer'î) olmak üzere iki çeşit vacibi vardır.

Bu vaciplerden biri, semavî bir mazeret bulunmaksızın terk edilmesi halinde dem gerekir. Semavi bir mazeret sebebiyle terk edilirse her hangi bir ceza gerekmez.

Haccın Mustakil (Aslî)Vacipleri şunlardır:

a) Sa’y,

b) Müzdelife vakfesi,

c) Remy-i cimar (Şeytan taşlama),

d) Saçları dipten tıraş etme veya kısaltma,

e) Veda tavafı

Sa’y ile tıraş olma veya saçları kısaltma aynı zamanda umrenin de vaciplerindendir.

Bu müstakil vaciplerin dışında hac ve umre menasikine bağlı (fer’î) vacipler vardır. Bu vaciplerin de semâvî bir mazeret olmaksızın terk edilmesi halinde dem gerekir.

 

1. Mikat Mahalli İle İlgili Cezalar

 

İster hac, ister, ticaret ve isterse ziyaret maksadıyla olsun Mekke’ye gitmek isteyen bir kimsenin mîkat mahallinden ihrama girerek geçmesi vaciptir. Bu vacibin terk edilmesi halinde dem gerekir. Ancak dönüp Mîkat mahallinden ihrama girererse ceza düşer.

Doğrudan Medine'ye gitmek üzere Cidde'ey gelen ancak her hangi bir sebepten dolayı Mekke'ye gitmek durumunda kalan kimse, Cidde'de ihram girer ve herhangi bir ceza gerekmez.

Şafiî mezhebine göre hac ve umre dışında bir maksatla Mekke’ye gidecek olan kimselerin mikat mahallinde ihrama girmeleri vacip değil, sünnettir. Dolayısıyla mikat mahallini ihramsız geçmesi halinde ceza gerektirmez.[295]

 

2.Tavafla İlgili  Yasaklar ve Cezaları

 

a) Bir kimse elbisesinde, bedeninde veya tavaf edilen yerde necaset varken tavaf yaparsa tavafı geçerli olur. Ancak, necaseti temizlemediği için günahakâr olmakla birlikte bu kimseye her hangi bir ceza terettüp etmez.

Şafiî, Malikî ve Hanbelî mezheplerine göre necasetten temizlik, tavafın geçerlilik şartı olduğundan bu durumda yapılan tavaf geçerli olmaz. Mutlaka usulüne uygun olarak yeniden yapılması gerekir.

 b) Bir kimse, avret yerleri açık olarak tavaf etse tavafı geçerli olur. Ancak vacibi terk etmesi sebebiyle dem gerekir. Usulüne uygun olarak tavafı yeniden yaparsa ceza ortadan kalkar.

Şafiî, Malikî ve Hanbelî mezheplerine göre tavafta avret yerlerinin örtülü olması, geçerlilik şartlarından biri olduğu için bu şekilde yapılan tavaf geçerli olmaz. Mutlaka usulüne uygun olarak yeniden yapılması gerekir.

c) Tavafı geri geri yürüyerek yapmak dem gerektirir. Yeniden yapılması durumunda bu ceza ortadan kalkar.

Şafiî, Malikî ve Hanbelî mezheplerine göre bu şekilde yapılan tavaf geçerli olmaz, yeniden yapılması gerekir.[296]

d) Tavaf namazı mustakil bir vaciptir, tek edilmesiyle her hangi bir ceza gerekmez Ancak bu kimse vitir namazı kılmamış gibi günahkâr olur.

Malikî mezhebine göre tavaf namazını kılmayan kimseye dem gerekir.

Şafiî ve Hanbelî mezheplerine göre göre tavaf namazı kılmak sünnettir. [297] Terk edilmesiyle her hangi bir ceza gerekmez. Kötü bir davranışta bulunmuş olur.

   e) Kudum tavafının tamamını veya şavtlarının yarıdan fazlasını cünüp olarak yapmak dem, abdestsiz olarak yapmak ise sadaka gerektirir.

Dört şavtttan sonra abdestsiz olarak yapılan her şavt için bir fitre miktarı sadaka verilir.[298]

Cezayı gerektirecek şekilde yapılan tavaf yeniden yapılırsa ceza düşer.

Şafiî, Malikî ve Hanbelî mezheplerine göre abdestli olarak yapılması tavafın geçerlilik şartı olduğundan, cünüp veya abdestsiz olarak yapılan tavaf geçersizdir. Yeniden yapılması gerekir.[299]

f) Umre tavafının tamamını veya bir kısmını, hatta bir şavtını cünüp, abdestsiz, loğusa veya adetli olarak yapmak dem gerektirir. Yeniden yapılması halinde ceza ortadan kalkar.[300]

Kıran haccına niyet eden bir kimse, umrenin tavafını ve sa'yini abdestsiz yaparsa dem gerekir. Umreyi Arafat vakfesinden önce yeniden yaparsa ceza düşer.

Bu kimse kudüm tavafını ve haccın sa'yini abdestsiz olarak yaparsa; tavafı abdestsiz yaptığı için sadaka gerekir, sa'yi muteber (ceza gerektirmeyen) bir tavaftan sonra yapmadığı için geçersiz olur. Bu sa'yin daha sonra muteber tavaftan sonra yeniden yapılması gerekir.

g) Ziyaret tavafının tamamını veya şavtlarının yarıdan çoğunu cünüp, adetli ve loğusa olarak yapan kimseye bedene; abdestsiz olarak yapan kimseye dem gerekir. Mekke’de bulunduğu süre içinde tavafı yeniden yaparsa ceza düşer.

Ziyaret tavafının son üç veya daha az sayıda şavtını abdestsiz, cünüp, loğusa  veya adetli olarak yapan kimseye, her şavt için bir fitre miktarı sadaka gerekir. Ancak abdest aldıktan veya guslettikten sonra veya kadınlar temizlendikten sonra şavtları yeniden sadaka düşer.

Malikî mezhebine göre iki kanama arasındaki kesinti temizlik sayıldığından adet halindeki kadının kanaması kısa süre durursa, kanamanın durduğu süre içinde temiz sayılır; gusledip ibadetlerini yapması gerekir. Buna göre ziyaret tavafını özel hali nedeniyle yapamayan ve Mekke’den ayrılmak mecburiyetinde kalan bir kadının kanaması kısa süre durduğunda gusledip tavafını yapması mümkün olur ki, bu durumda tavafını temiz olarak yapmış olduğu için  her hangi bir ceza ödemesine de gerek kalmaz. [301]

Şafiî, Malikî ve Hanbelî mezheplerine göre hadesten taharet, tavafın geçerlilik şartı olduğundan; abdestsiz, cünüp, loğusa ve adetli olarak yapılan tavaf geçerli olmaz, yeniden yapılması gerekir.

Bir mazeret olmaksızın ziyaret tavafının üç veya daha az sayıda şavtını yapmayan, tavafı tekerlekli sandalyeye binerek veya çıplak olarak yapan kimseye dem gerekir. Yeniden yapılması halinde ceza düşer.[302]

Ebu Hanife’ye göre ziyaret tavafı, başlangıç vaktinden itibaren ömrün sonuna kadar her hangi bir zamanda yapılabilir. Ancak bayramın üçüncü günü güneş batıncaya kadar yapılmazsa dem gerekir.

Ziyaret tavafının son vakti için bir sınır bulunmadığı görüşünde olanlar şu rivayeti delil almışyardır:

 

عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ رَضِي اللَّهم عَنْهممَا قَالَ قَالَ رَجُلٌ لِلنَّبِيِّ صَلَّى اللَّهم عَلَيْهِ وَسَلَّمَ زُرْتُ قَبْلَ أَنْ أَرْمِيَ قَالَ لَا حَرَجَ قَالَ آخَرُ حَلَقْتُ قَبْلَ أَنْ أَذْبَحَ قَالَ لَا حَرَجَ قَالَ آخَرُ ذَبَحْتُ قَبْلَ أَنْ أَرْمِيَ قَالَ لَا حَرَجَ

 

Abdullah b. Abbas (r.a)'dan rivayet edilmiştir:

Sahâbîlerden birisi Hz.Peygamber’e,

- "Şeytan taşlamadan ziyaret tavafını yaptım (olur mu)?" dedi. Hz.Peygamber,

-  “Zararı yok, (olur)” buyurdu. Bir başka sahâbî,

- "Kurban kesmeden önce tıraş oldum (olur mu) dedi. Hz.Peygamber,

- “Zararı yok, (olur)” buyurdu. Bir başka sahâbî,

- "Şeytan taşlamadan önce  kurban kestim (olur mu?" dedi. Hz.Peygamber,

- “Zararı yok, (olur)” buyurdu.[303]

h) Vedâ tavafının tamamını veya şavtların yarıdan çoğunu terk etmek veya  tavafı cünüp olarak yapmak dem gerektirir.

Bu tavafın şavtlarının yarıdan azının terk edilmesi veya tavafın abdestsiz yapılması halinde terk edilen veya abdestsiz yapılan her bir şavt için bir fıtır sadakası verilmesi gerekir.[304]

Veda tavafını yapmadan Mekke'den ayrılan kimse, mikat mahallini geçmeden dönüp tavafını yaparsa ceza düşer. Mîkadı gectikten sona dönmek isterse mîkat mahallinde umre ihramına girer, umresini yaptıktan sonra veda tavafını yapar. Bu durumda da ceza düşer.

Malikî mezhebine göre veda tavafı sünnet olduğundan terk edilmesi halinde her hangi bir ceza gerekmez.[305]

 

3. Sa’y İle İlgili Cezalar

 

Sa’yin geçerli olması için muteber bir tavaftan sonra yapılması, aksi takdirde sa’yin yeniden yapılması gerekir[306]

Mazeretsiz olark sa’yi  veya şavtlarının yarıdan çoğunu terk etmek veya gücü yettiği halde sa'yi yürüyerek yapmamak dem gerektirir.

Yürüyemeyecek kadar hasta olmak, kötürüm ve felçli olmak gibi bir mazeret sebebiyle terk edilmesi halinde her hangi bir ceza gerekmez.

Sa’yin şavtlarından üç veya daha azının terk edilmesi halinde her bir şavt için bir sadaka-i fıtır gerekir.

Sa'yin şavtlarında Safa ile Merve arasınındaki mesafenin tamamen yürünmeyin eksik bırakılması halinde bütün şavtlar için yürünen mesafe dört şavtı tamamlıyorsa sa'y geçerlidir. Ancak eksik bırakılan her şavt için bir sadaka-i fıtır gerekir.[307]

Şafiî, Malikî ve Hanbelî mezheplerine göre sa’y, haccın bir rüknüdür. Terk edilmesi halinde hac geçerli olmaz. Her hangi bir cezası ile telafisi mümkün değildir. Mutlaka yapılması gerekir.

 

4. Arafat Vakfesiyle İlgili Cezalar

 

Gündüz Arafat'a gelip vakfe yapan bir kimse güneş batmadan önce Arafat'tan ayrılırsa dem gerekir. Güneş batmadan önce Arafat'a geri dönerse ceza düşer. Güneş battıktan sonra dönerse artık ceza düşmez.

Şafiî ve Mâlîkî mezheplerine göre Arafat'ta güneş batıncaya kadar beklemek sünnet olduğundan güneş batmadan önce Arafat'ın terk edilmesi halinde her hangi bir ceza gerekmez.[308]

Mâlikî mezhebine göre, gecenin bir cüz'ünde Arafat'ta bulunmak vakfenin geçerli olması için şarttır. Bu itibarla güneş batmadan önce Arafat'tan ayrılıp bir daha dönmeyen kimsenin haccı geçerli olmaz.[309]

 

5. Müzdelife Vakfesiyle İlgili Cezalar

 

Mazeretsiz olarak Müzdelife vakfesinin yapılmaması dem gerektirir.

Müzdelife’de vakfe yapamayacak derecede hastalık veya âciz olma yahut izdiham sebebiyle Müzdelife'ye zamanında ulaşamama ile kadınların kalabalık arasında sıkışma korkusu  geçerli mazeretlerdir.[310]

 

6. Şeytan Taşlama (Rem-yi Cimar) İle İlgili Cezalar

 

Mazeretsiz olarak şeytan taşlama tamamen terk etmek veya bir günde atılması gereken taşların yarıdan çoğunu atmamak dem gerektirir.

Her gün için atılması gereken taşların yarıdan azı atılmamış ise, eksik bırakılan her bir taş için bir sadak-i fıtır gerekir.

Ebu Yusuf ve İmam Muhammed ile Şafiî ve Hanbelî mezheplerine göre atılmayan veya eksik bırakılan taşlar, ertesi gün veya bayramın son günü güneşin batmasına kadar atılırsa ceza düşer.[311]

Şafiî, Malikî ve Hanbelî mezheplerine göre bayramın birinci gününden sonraki taşlamalarda küçük, orta ve büyük şeytan şeklindeki sıraya uyulmaması halinde dem gerekir. Sıraya uyarak taşlar yeniden atılırsa ceza düşer.

Hanefî mezhebine göre bu sıralamaya uymak sünnet olduğundan uyulmaması halinde her hangi bir ceza gerekmez.[312]

 

7. Saçları Tıraş Etmek Veya Kısaltmak İle İlgili Cezalar

 

İhramlı bir kimse tıraş olmadan veya saçları kısaltmadan ihramdan çıkamaz.

Ebu Hanife’ye göre Harem bölgesi dışında veya bayramın üçüncü günü güneşin batmasından sonra tıraş olup ihramdan çıkılması halinde, tıraş vaktinden sonraya ertelendiği için dem gerekir.

Ebu Yusuf ve İmam Muhammed’e ile Şafiî ve Hanbelî mezheplerine göre tıraşın bayramın ilk üç günü içinde yapılması sünnet olduğundan tıraşın ertelenmesi durumunda her hangi bir ceza gerekmez. [313]

Başın dörtte birinden az kısımının tıraş edilmesi veya kısaltılması dem gerektirir.

Mâlikî ve Hanbelî mezheplerine göre saçların tamamı tıraş edilmez veya kısaltılmazsa dem gerekir.[314]

Şâfiî mezhebine göre en az üç saç telil kesilmezse dem gerekir.[315]

Saçların tıraş edilmesi  hükmü erkeklere mahsustur. Kadınlar, sadece saçlarının ucundan parmak ucu kadar keserek ihramdan çıkarlar. Bu miktardan az kesilirse dem gerekir.

Belirtilen miktarlardan daha az tıraş edilmesi veya kısaltılması halinde ihram çıkılmış olmayacağından bu arada ihram yasaklarının ihlali halinde ceza gerekir.

 

8. Şeytan Taşlama, Kurban Kesme Ve Tıraş Olma Arasındaki Tertibe Uymama İle İlgili Cezalar

 

Ebû Yûsuf ve İmam Muhammed ile Şâfiî, Mâlikî ve Hanbelî mezheplerine göre Akabe Cemresine taş atmak, kurban kesmek ve tıraş olmak arasındaki tertibe uymak sünnet olduğundan tertibe uyulmaması halinde herhangi bir ceza gerekmez. [316]

Ebû Hanîfe'ye göre, bu tetibe uyulması vacip olduğundan terk edilmesi halinde dem gerekir.

 İfrad haccı yapanlara şükür kurbanı kesmek vacip olmadığından bu kimseler için sadece taş atma ve tıraş olma arasında tertip söz konusudur.[317]

 

9. Hac Ve Umreyle İlgili Şükür Ve Ceza Kurbanları

 

Kıran ve temettu kurbanları ile hacla ilgili adak ve ceza kurbanlarının Harem sınırları dışında kesilmesi halinde geçerli olmaz. Bu kurbanların Harem bölgesinde yeniden kesilmesi gerekir.

Ebu Hanife’ye kıran ve temettu kurbanlarının bayramın üçündü günü güneşin batmasına kadar kesilmemesi halinde dem gerekir.

Ebu Yusuf ve İmam Muhammed’e, Şafiî, Malikî ve Hanbelî mezheplerine göre zikredilen kurbanların bayramdan sonraya ertelemesi  nedeniyle her hangi bir ceza gerekmez.[318]

 

[294] Abdülgani el-Mekkî, İrşâdü’s-Sârî 81
[295] Abdülganî el-Mekkî, s. 94; Nevevî, Mecmu’ , VII, 14-15
[296] Kinânî, Hidayetü’s-salik, II, 761-780
[297] Kinanî, Hidayetü’s-salik, II, 853-860; Nevevî, Mecmu’ , VIII,72-73
[298] el-Meydanî, Abdü’l-Gani el-Guneymî El-Lübab fi şerhi’l-Kitab, I-III. Beyrut 1996, II. Baskı. I,184
[299] 389; Kinanî, Hidayetü’s-salik, II,761-762; Nevevî, Mecmu’ , VIII,20
[300] İbn Abidin, II, 551; Zeynüddîn b. Nüceym. Bahrü’r-Râik, I-VII. İlmiye matbaası Kahire 1311 H. III,24; Kinanî, Hidayetü’s-salik, II, 766-767
[301]Mâlik b. Enes el-asbahî, el-Müdevvenetü’l-Kübrâ I,171. I-IX. 1999 Beyrut; Kinani, Hidayetü’s-sa lik, II, 767; Vehbe ez-Zuhaylî, el-Fıkhü’l-İslamî ve edilletüh. I-XI. Dimeşk 1997, I, 610
[302] Abdülgani el-Mekkî, İrşâdü’s-Sârî, 381-385
[303] Buhari, Eyman ve’n-Nüzur, 15 (6173)
[304] Kinani, Hidayetü’s-salik, III, 1237
[305] A.g.e. III, 1235
[306] Kasani, II, 134
[307] Abdülgani el-Mekkî, İrşâdü’s-Sârî,394
[308] Nevevi, Kitabü’l-İzah, 289; Kinani, Hidayetü’s-salik, III, 1031-1033; İbn Kudame,el-Muğni, III, 529. Kâsânî, II, 127. Şirbînî, II, 262-263. İbn Kudâme, V, 272-274, madde,636.
[309] İbn Rüşd, I, 426. Kurtubî, II, 417. İbn Kudâme, V, 272, madde, 636.
[310] Abdülgani el-Mekkî, İrşâdü’s-Sârî,394
[311] A.g.e. 396; Kinani, Hidayetü’s-salik, III, 1208-1213; Nevevi, Kitabü’l-İzah, 366; İbn Kudame, el-Muğni, III, 479
[312]İbnKudame, el-Muğni, III, 477; Abdülgani el-Mekkî, İrşâdü’s-Sari, 268; Cezirî, Mezahib, I, 668; Nevevi, Kitabü’l-İzah, 366
[313] Abdülgani el-Mekkî, İrşâdü’s-Sari,395; Nevevi, Kitabü’l-İzah, 376; Kinani, Hidayetü’s-salik, III, 1156 - 1163
[314] Kinani, Hidayetü’s-salik, III, 1159-1160
[315] Abdülgani el-Mekkî, İrşâdü’s-Sari,252; Nevevî, Kitabü’l-Mecmu’ VIII, 182
[316] İbrahim b. Muhammed b. İbrahim el-Halebî, Mülteka’l-Ebhur, Vehbi Süleyman Ğavucî el-Elbanî tah kiki,1989 Beyrut, I-II. I, 210; Kinani, Hidayetü’s-salik, III,1171-1173
[317] İbn Abidin, II,555
[318] Başnefer. El-Haccü ve’l-Umre.158; Nevevi, Kitabü’l-İzah,338