Diyanet Hac İlmihali

 

 

II. İHRAM YASAKLARI VE BU YASAKLARA UYMAMANIN CEZALARI

 

Hac veya umre yapmak üzere ihrama giren kimse, daha önce helal olan bazı şeyleri, ihram süresi içinde kendisine haram kılmış olur. Haram kılınan bu şeylere "ihram yasakları" denir. İhram yasaklarını ihlal etmek cezayı gerektirir. Yüce Allah,

الْحَجُّ أَشْهُرٌ مَّعْلُومَاتٌ فَمَن فَرَضَ فِيهِنَّ الْحَجَّ فَلاَ رَفَثَ وَلاَ فُسُوقَ وَلاَ جِدَالَ فِي الْحَجِّ وَمَا تَفْعَلُواْ مِنْ خَيْرٍ يَعْلَمْهُ اللّهُ وَتَزَوَّدُواْ فَإِنَّ خَيْرَ الزَّادِ التَّقْوَى وَاتَّقُونِ يَا أُوْلِي الأَلْبَابِ

“Hac (ayları), bilinen aylardır. Kim o aylarda hacca başlarsa, artık ona hacda cinsel ilişki, günaha sapmak, kavga etmek yoktur. Siz ne hayır yaparsanız Allah onu bilir. (Ahiret için) azık toplayın. Kuşkusuz, azığın en hayırlısı takva (Allah’a karşı gelmekten sakınma)dır. Ey akıl sahipleri, bana karşı gelmekten sakının” (Bakara, 197) Peygamberimiz (a.s.) ise,

 

من حج فلم يرفث و لم يفسق رجع كيوم ولدته أمه

 

Kim ha yapar cinsel ilişkide bulunmaz, kötü söz söylemez ve günah işlemezse annesinden doğduğu günkü gibi (tertemiz olarak) döner[319]  buyurmaktadır.

 

"Cezalar"; bedene, dem, sadaka-i fıtır  ve oruç olmak üzere 4 çeşittir.

"Bedene", deve ve sığır cinsinden kurban; "dem" koyun ve keçi cinsinden kurban demektir.

"Sadaka-i fıtır", fitre miktarı sadaka vermektir. Bu da bir insanı sabah akşam doyurak gıda  ya da bunun karşılığı paradır.

Kırân haccı yapan bir kimseye, ihram yasaklarından birine riayet etmemesi halinde biri umrenin, diğeri de haccın ihramı için olmak üzere iki ceza gerekir.

Şâfiî, Mâlikî ve Hanbelî mezheplerine göre, ihram yasaklarıyla ilgili ihlaller için tek yeterlidir.

İhram yasakları ve bu yasaklara uymamanın cezaları şunlardır:

 

1. Giyim Yasakları Ve İlgili Cezalar

 

a) İhramlı iken bir gündüz veya bir gece süreyle her hangi bir giysi ve ayakkabı giymek, sarık takmak, şapka ve takke giymek; dörtte birini kaplayacak şekilde başa sargı sarmak veya bandaj geçirmek ve yüzü örtmekle dem; giyim süresi bir gün veya bir geceden az az olursa sadaka-i fıtır gerekir.

b) Yara bulunması gibi bir zaruret sebebiyle giysi giymek veya başa sargı sarmak durumunda dem veya üç gün oruç ya da altı fakire birer sadaka-i fıtır vermek gerekir.

c) Başın dışında vücudun her hangi bir yerine yara, kırık ve çıkık gibi her hangi bir sebeple sargı sarmaktan dolayı ceza gerekmez.

d) Kadınlar ihramlı iken elbiselerini ve ayakkabılarını çıkarmazlar, ancak yüzlerini açık tutmaları gerekir. Yüzlerin bir gündüz veya bir gece süreyle örtmeleri dem; bir gündüz ve bir geceden az olursa sadaka-i fıtır gerekir.

Şafiî ve Hanbelî mezheplerine göre erkeklerin yüzlerini örtmeleri ceza gerektirmez[320]

* İhramlı iken dikişli de olsa bele kemer ve kuşak bağlamak, boyunda çanta taşımak, kol saati, künye, yüzük ve benzeri şeyler taşımak, ceket  veya pardesüyü giymeksizin omuza almak, başkalarına elbise giydirmek, şemsiye kullanmak, kadınların eldiven takmaları ve terlik bulunamaması halinde ayakkabının arka kısmının topuklarını ve aşık kemiklerini açıkta kesilerek giyilmesi ceza gerektirmez. [321]

 

2. Güzel Koku Ve Yağ Sürünme Yasakları Ve İlgili Cezalar

 

a) İhramlı iken vücuda, yatılacak yere veya ihram örtüsüne  koku sürmek, jöle, ruj, oje, briyantin ve kokulu sabun, herfüm ve siprey kullanmak cezayı gerektirir. Kullanılan bu maddelerin etkisi bir gündüz veya bi bir gece sürerse dem, daha az sürerse sadak-i gıtır gerekir.

b) İhramlı bir kimsenin uzuvlarından birinin tamamına koku sürmesi veya muhtelif organlardan koku sürülen yerlerin toplamı bir organ kadar olması halinde dem; koku sürülen kısım bundan az olursa sadaka-i fıtır gerekir.

Koku sürülmesi konusunda baş, sakal ve bıyık ayrı ayrı birer organ sayılır.

c) Vücudun tamamına veya birkaç organına aynı yerde bir seferde koku sürülürse bunların hepsi için  bir dem yeterlidir. Birkaç organa ayrı ayrı mekanlarda koku sürülmesi halinde ise her bir organ için bir dem gerekir.

d) Göze üç defa kokulu sürme çekmek dem, bir iki defa çekmek ise sadaka-i fıtır gerektirir.

e) Vücuda sürülen koku ve benzeri şeylerin ceza gerektirmesi için, etkisinin bir gün veya bir gece süreyle kalması şart değildir. Koku sürülmesiyle ceza gereçekleşir.

f) Ekeklerin ihram örtülerinin, kadınların da elbiselerinin eni boyu birer karıştan fazla bir kısmına koku sürmeleri dem; daha az miktarda sürmeleri sebebiyle sadaka-i fıtır gerekir

g) İhramlı iken saçları boyamak veya kınalamak dem gerektirir.

Şafiî mezhebine göre kına, koku cinsinden sayılmadığı için ceza gerektirmez.

Şafiî ve Hanbelî mezheplerine göre kokulu da olsa sabun kullanması caizdir.

* İhramlı iken tedavi amacıyla merhem veya kokusuz krem sürmek, güzel koku koklamak, koku satılan dükkanlara girip orada beklemek ve başkalarına koku sürmek ceza gerektirmez.[322]

  

3. Saç Ve Tüyleri Giderme Yasağı Ve İlgili Cezalar

 

İhramlı iken saç, sakal, bıyık, koltuk altı ve kasık tüyleri ile vücudun her hangi bir yerindeki tüyleri tıraş etmek veya her hangi bir şekilde gidermek ceza gerektirir.[323]

a) Başın yahut sakalın tamamını veya en az dörtte birini tıraş etmek ya da kısaltmak dem, bundan daha az kısmı tıraş etmek sadaka-i fıtır gerektirir.

b) Başın, sakalın, koltuk altlarının ve bedendeki bütün tüylerin aynı mekânda birlikte tıraş edilmesi durumunda bunların tamamı için bir dem; bunların ayrı ayrı mekânlarda tıraş edilmeleri halinde her biri için ayrı bir dem gerekir.

İmam Muhammed’e göre bu cezalar ihlalin yapılmasından sonra ödenmemiş ise bilahare hepsi için bir dem yeterli olur.

c) Ensenin tamamının tıraş etmek dem; ensenin bir kısmını,  bıyığın tamamını  veya bir kısmını tıraş etmek sadaka-i fıtır gerektirir.

d) Koltuk altlarından birinin veya her ikisinin tüylerini gidermek dem; birinin tüylerinden bir kısmını veya miktarı ne olursa olsun göğüs, bacak ve kollardaki tüyleri gidermek sadaka-i fıtır gerektirir.[324]

e) İhramlı bir kimsenin ihramlı veya ihramsız bir kimseyi tıraş etmesi sadaka-i fıtır gerektirir.

Şafiî, Malikî ve Hanbelî mezheplerine göre ihramlı kimsenin ihramsız bir kimseyi tıraş etmesinden dolayı ceza gerekmez.

f) Abdest alırken, yıkanırken veya kaşınırken saçtan veya sakaldan üç tel düşerse, yarım sadaka-i fıtır gerekir. 

Hastalıktan dolayı dökülen saçlar için ceza gerekmez.

 

4. Tırnak Kesme Yasağı Ve İlgili Cezalar

           

İhramlı iken el veya aykalar tırnaklarını kemek cazayı gerektirir.

a) El ve ayakların bütün tırnaklarının aynı zaman ve mekânda bir defada kesilmesi halinde bir dem; ayrı ayrı yerlerde kesilmesi halinde her bir el ve ayak için ayrı ayrı dem; el veya ayakların her birinin dörder veya daha az sayıda tırnaktlarının kesilmesi halinde kesilen her bir tırnak için bir sadaka-ı fıtır gerekir.

Kırılan tırnakların koparılması veya kesilip atılması ceza gerektirmez.

b) İhramlı kimsenin, ihramlı veya ihramsız başka birinin tırnaklarını kesmesi sadaka-i fıtır gerektirir.

 Şafii, Malik ve Hanbelî mezheplerine göre ihramsız bir kimsenin tırnağını kesmek ceza gerektirmez. [325]

 

5. Cinsel İlişki Yasağı Ve İlgili Cezalar

 

İhramlı iken cinsel ilişkide bulunmak cezayı gerektirir.

a) İhrama girdikten sonra Arafat vakfesini yapmadan önce cinsel ilişkide bulunan hacı adayının haccı bütün mezheplerin ittifakı ile fasit olur. Bu kimse, haccı tamamlar. Ertesi yıl veya imkan bulduğu en kısa zamanda ifsad ettiği haccını kazâ eder. Ayrıca ihram yasağına uymadığı için kendisine dem;[326]  Şafiî, Mâlikî ve Hanbelî mezheplerine göre bedene gerekir.[327]

b) Arafat vakfesinden sonra, tıraş olup ihramdan çıkmadan (yani ilk tahallülden) önce cinsel ilişkide bulunan kimsenin haccı fasit olmaz ancak bedene gerekir.

 Şâfiî, Mâlikî ve Hanbelî mezheplerine göre Arafat vakfesinden sonra, birinici tahallülden önce cinsel ilişkide bulunan kimsenin haccı fasit olur. Bu kimse haccını tamamlar. Daha sonra haccını kaza eder ve ihram yasağını ihlal etmesi sebebiyle bedene keser.[328]

 c) İlk tehallülden sonra henüz ziyaret tavafını yapmadan önce cinsel ilişkide bulunan kimsenin  Hanefi, Şafii ve Hanbeli mezheplerine göre haccı bozulmaz, ancak dem gerekir.

Hanbelî mezhebine göre bu fiili işleyen kimsenin, ziyaret tavafını yapabimmesi için  yeniden ihrama girmesi gerekir.

Hanefî mezhebine göre kıran haccı yapan kimse bu yasağı işlerse kendisine biri hac, diğeri de umre için olmak üzere iki dem gerekir.

d) Umre için ihrama giridikten sonra umre tavafının en az dört şavtı yapmadan önce  cinsel ilişkide bulunan kimsenin umresi fasit olur. Bu kimise umresini tamamlar ve ihramdan çıkar. Daha sonra bozumlan umresini kaza eder  ve yapılan ihlal sebebiyle bir dem keser.

Şafiî mezhebine göre umrenin her hangi bir aşamasında, Malikî ve Hanbelî mezheplerine göre sa’y yaptıktan sonra tıraş olmadan önce cinsel ilişkide bulunan kisenin umresi bozulur. Bu umrenin kaza edilmesi ve ihram yasağını ihlalden dolayı da bir dem gerekr.

e) İhramlı iken eşini şehvetle öpmek, okşamak, sarılıp kucaklamak gibi davranışlar dem gerektirir.

f) Boşalma olsa bile  şehvetle bakmak veya düşünmekten dolayı  ceza gerekmez.

g) Mastürbasyon sonucu boşalma olursa dem gerekir, boşalma olmazsa her hangi bir ceza gerekmez.

Şafiî mezhebine göre ihramlının eşiyle sevişmesi veya mastürbasyon yaparak boşalması halinde dem; üç gün oruç tutma veya fakirlere altı fitre miktarı sadaka verme şıklarından birini tercih etme muhayyerliği vardır. [329]

 

6. Avlanma Yasağı Ve İlgili Cezalar

 

Hac veya umre ihramında bulunan kimselerin, kara hayvanlarını avlamaları cezayı gerektirir. Yüce Allah;

 

.ياأيهاالذين آمنوا لاتقتلواالصيد وأنتم حرم ومن قتله منكم متعمدا فجزاء مثل ماقتل من النعم  يحكم به ذوا عدل منكم هديا بالغ الكعبة أو كفارة طعام مساكين أو عدل ذلك صياما

 

“Ey iman edenler! İhramlı iken (karada) av hayvanı öldürmeyin. Kim (ihramlı iken) onu kasten öldürürse (kendisine) bir ceza vardır. (Bu ceza), Kâbe’ye ulaştırılmak üzere, öldürdüğünün dengi olup, içinizden iki adil kimsenin takdir edeceği bir kurbanlık hayvan; veya yoksulları yedirmek suretiyle kefaret; yahut onun dengi oruç tutmaktır” buyurmuştur. (Mâide:5/95)

a) İhramlı olsun olmasın bir kimsenin Harem Bölgesindeki hayvanları avlaması kendiliğinden biten bitkilerini koparması da ihram yasaklarındandır. Nitekim Peygamberimiz (a.s.);

 

حَرَّمَ اللَّهُ مَكَّةَ فَلَمْ تَحِلَّ لِأَحَدٍ قَبْلِي وَلَا لِأَحَدٍ بَعْدِي أُحِلَّتْ لِي سَاعَةً مِنْ نَهَارٍ لَا يُخْتَلَى خَلَاهَا وَلَا يُعْضَدُ شَجَرُهَا وَلَا يُنَفَّرُ صَيْدُهَا وَلَا تُلْتَقَطُ لُقَطَتُهَا إِلَّا لِمُعَرِّفٍ

 

Allah Mekke’yi haram (dokunulmaz) kılmıştır. Benden önce kimseye helal kılınmamış ve benden sonra kimseye helal kılınacak değildir. (Sadece Mekke fethi sırasında) gündüzün bir vaktinde bana helal kılındı. (Bundan sonra artık buranın otları biçilmez, ağaçları koparılmaz, av hayvanları ürkütülmez, (Sahibini bulmak amacıyla) ilân eden kişi dışında hiç kimse buranın yitiğini alıp götüremez.”[330]

b) İhramlı olsun olmasın bir kimsenin; yılan, akrep, kuduz köpek ve fare gibi zararlı hayvanları öldürmesi, kurumuş ot ve ağaçları kesip koparması yasak değildir.[331]

c) İhramlı kimse; karada yaşayan her hangi bir av hayvanını avlasa, bu hayvanın kıymeti takdir edilir belirlenen meblağ her birine bir fitre miktarı olmak üzere Harem’deki fakirlere dağıtılır veya her fitre miktarı için bir gün oruç tutulur veya eğer bu meblağ ile bir hedy satın alınabiliyorsa, Harem bölge sinde bir hedy kesilir. Takdir edilen meblağ hedy bedelinden fazla ise, artan kısmın sadaka olarak dağıtılması gerekmez.

 

7. Harem Bölgesi Bitkileri İle İlgili Yasaklar Ve Cezaları

 

Harem Bölgesindee kendiliğinden yetişen ağaç ve bitkileri kesip koparmak cezayı gerektirir.

Bu tür bitki ve ağaçları koparak ve kesen kimsenin bunların bedelini sadaka olarak dağıtması gerekir.

Bir mimsenin Harem bölgesindeki arazisinde bulunan bitki ve ağaçları kesmesi cezayı gerektirmez.

 

İnsanlar tarafından yetiştirilen bitki ve ağaçların koparalıp kesilmesi yasak değildir.

Şafiî ve Hanbelî mezheplerine göre büyük ağaçları kesen bir kimseye dem; küçük ağaçları kesen kimseye ise sadaka-i fıtır gerekir.[332]

Medine’de ve civarında kendiliğinden yetişen bitki ve ağaçların kesip koparalıması yasak değildir.

Şafiî, Malikî ve Hanbelî mezheplerine göre Medine ve civaındaki bitki ve ağaçların koparılıp kesilmesi yasaktır. Yasağın ihlal edilmesi halinde maddî her hangi bir ceza gerekmez.[333]

 

8. İhramlının  Evlenmesi

 

İhramlı kimsenin evlenmesinde veya evlendirilmesinde her hangi bir sakınca yoktur.

Şafiî, Malikî ve Hanbelî mezheplerine göre ihramlının evlenmesi, velayeti altındaki kimseleri evlendirmesi yasaktır. Delilleri, لَا يَنْكِحُ الْمُحْرِمُ وَلَا يُنْكَحُ وَلَا يَخْطُبُ   İhramlı kişi evlenmez,  evlendirilmez ve başkalarına evlenme teklifinde bulunmaz”anlamındaki hadistir.[334]

Dolayısıyla nikâh akdi yapılan eşlerin her ikisinin veya ikisinden birinin, ya da nikâhlarında hazır bulunan velilerinin ihramlı olması halinde yapılan nikâh akdi geçersizdir.

İhramlı iken nişanlanmak ise mekruhtur.

İhramlı bir kimsenin ihramlı olmayan kimselerin nikâh şahitliğini yapmasında her hangi bir sakınca yoktur. [335]

 

9. Cezalarda Muhayyerlik

 

a) Giyim, koku sürünme, tıraş olma ve tırnak kesme yasaklarını dem gerektirecek şikilde ihlal eden kimseye dem gerekir. Yüce Allah,

 

فمن كان منكم مريضا أوبه أذي من رأسه ففدية من صيام أوصدقة أونسك

“İçinizden her kim hastalanır veya başından rahatsız olur (da tıraş olmak zorun da kalır) sa fidye olarak ya oruç tutması, ya sadaka vermesi, ya da kurban kesmesi gerekir”(Bakara:2/196)  buyurmuştur.

Sahabeden Kâ’b b. Ucre konuyu şöy anlatmaktadır:

 

عَنْ كَعْبِ بْنِ عُجْرَةَ رَضِي اللَّهم عَنْهم قَالَ أَتَى عَلَيَّ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهم عَلَيْهِ وَسَلَّمَ زَمَنَ الْحُدَيْبِيَةِ وَالْقَمْلُ يَتَنَاثَرُ عَلَى وَجْهِي فَقَالَ أَيُؤْذِيكَ هَوَامُّ رَأْسِكَ قُلْتُ نَعَمْ قَالَ فَاحْلِقْ وَصُمْ ثَلَاثَةَ أَيَّامٍ أَوْ أَطْعِمْ سِتَّةَ مَسَاكِينَ أَوِ انْسُكْ نَسِيكَةً

 

 “Hudeybiye musalahası esnasında Hz.Peygamber yanıma geldi. Başımdaki bitler yüzüme dökülüyordu. Bana;

- “Başındaki haşereler seni rahatsız ediyor mu?” diye sordu. Ben,

- “Evet” deyince,

- “Tıraş ol, üç gün oruç tut veya altı fakiri doyur, yahut bir kurban kes” buyurdu.[336]

Hanefî bilginler, ayet ve hadisin ifade ettiği ruhsatı (yani dem, üç gün oruç tutma ve altı fakire birer sadaka-i fıtır verme muhayyerliğini) “hastalık” ve “eza” bulunması şartlarına bağlamışlardır. Çünkü âyet bu hususu açıkça ifade etmektedir. Dolayısıyla mazertsiz olarak dem gerektiren bir ihram yasağını ihlal eden kimse muhayyer değildir, mutlaka dem gerekir.[337]

Şafiî ve Malikî mezheplerine göre mazeretli veya mazeretsiz, bilerek veya bilmeyerek elbise giyen, koku sürünen; eşini şehvetle öpmek, okşamak ve sarılıp kucaklamak gibi davranışlarda bulunan, masturbasyon yapan, tıraş olan veya tırnaklarını kesen ihramlı kimseler dem, üç gün oruç tutma ve altı fakire birer sadaka-i fıtır verme şıklarından birini seçmekte muhayyerdirler. Delil olarak yukarıdaki âyet ve hadisin ifade ettiği genel muhayyerlik hükmünü esas almıştır.

 Hanbelî mezhebine göre sadece tıraş olan ve tırnaklarını kesen kimseler bu muhayyerlikten yararlanabilirler. [338]

 

10. Bilgisizlik,  Unutma Ve Zorlanmanın Cezalara Etkisi

 

İster mazeretli, ister mazeretsiz olsun ihram  yasaklarını ihlal etmek ceza gerektirir. Bu ihlaller sebebiyle ceza gerekmesi için; yapılan işin ihlal olduğunu bilerek veya bilmeyerek,  kasten veya hatâen, zorlama ile veya ihtiyâri olarak,  uykuda veya uyanık iken veya unutarak yapmak arasında fark yoktur. Ancak bunların kasten yapılması günahtır. Cezanın dışında ayrıca tövbe ve istiğfar etmek  de gerekir.

Şafiî ve Hanbelî mezheplerine göre; yasak olduğunu bilmeyerek, yanılarak veya unutarak tıraş olmak, tırnak kesmek ve kara hayvanlarını avlamak gibi yok etme (itlaf) türünden yasakları ihlal eden kimseye ceza gerekir.

Bilmeyerek, yanılarak veya unutarak koku sürünmek, elbise giymek ve cinsel ilişkide bulunmak gibi yararlanma (istimta) türünden olan yasakları ihlal eden kimse için ceza gerekmez.

Hanbelî mezehebine göre bilerek veya unutarak veya yanılarak cinsel ilişki bulunan kimseye ceza gerekir, ancak kendisiyle zorla cinsel ilişkiye girilen kimseye ceza gerekmez.

Şafiî mezhebine göre kendisiyle zorla cinsel ilişkiye girilen ve saçı zorla tıraş edilen kimseye ceza gerekmez. [339]

Bu konuda şu hadis delil alınmıştır: إن الله تجاوز عن أمتي ألخطأ والنسيان وماأستكرهوا عليه

Şüphesiz Allah, ümmetimin yanılarak, unutarak ve zorlama sonucu işledikleri günahları bağışlamıştır.”[340]

 

11. Cezalarırn Ödenme Zamanı Ve Yeri

 

Hac ve umrede ihlal edilen bir kuralın cezasını ödemek için belirli bir süre yoktur. Bu cezalar, ihlalin yapılışından sonra ömrün sonuna kadar her zaman ödenebilir. Ancak, cezaların bir an önce yerine getirilmesi efdaldir. Cezayı ölümüne kadar yerine getirmeyen veya bunu vasiyet etmeyen kimse günahkâr olur. Ölen kimse vasiyette bulunmamaşı olsa bile varislerin bu cezayı ödemeleri halinde geçerli olur.

Oruç, sadaka ve bedel ödeme cezalarının belirli bir yeri yoktur, istenilen her yerde eda edilebilirler.

Ceza kurbanları ise ancak Harem bölgesinde kesilir.[341]

Sadakaların kurban etlerinin, sadece Harem bölgesindeki yoksullara verilmesi şart değildir. Başka yerlerdeki yoksullara da verilebilirler.

 

12. İhramlıya Mübah Olan Şeyler

 

Hac veya umre ihramında bulunan kişinin yapması haram olan şeylerin yanı sıra yapması mübah olan bazı şeyler de vardır ki, bunlar şöyle sıralanabilir:

1.  1. Balık ve su ürünlerini avlamak.

2.  2. Kümes hayvanlarını kesmek.

3.  3. Kokusuz sabun kullanmak.

4.  4.  Sürme çekmek.

5.  5. Sünnet olmak.

6.  6. Şemsiye kullanmak, ağaç ve çadır gibi şeylerin altında gölgelenmek.

7.  7. Bele kemer ve para çantasını bağlamak.

8.  8. Çanta ve benzeri şeyleri boyuna asmak.

9.  9. Silah taşımak, yüzük ve kol saati takmak.

10.  Yılan, akrep, fare, kara sinek, bit, pire ve yırtıcı hayvanları öldürmek.

11.  İhram örtülerini çıkarıp yıkamak, başka bir örtü ile değiştirmek.

12.  Dişleri fırçalamak.

13.  Kırılan tırnağı kesip atmak.

14.  Kan aldırmak,

15.  Diş çektirmek.

16.  İğne vurunmak.

17.  Yara üzerine sargı sarmak.

18.  Boyundan aşağısını yorgan ve battaniye gibi bir şeyle örtmek

19.  Palto ve ceket gibi bir şeyi giymeden omuzlarına almak.

20.  İhramsız kişi tarafından avlanan kara avının etinden yemek.

21.  Koku satılan dükkana girmek ve oturmak.

22.  Şafiî, Malikî ve Hanbelî mezheplerine göre göre ihramlı olmayan kimseleri tıraş etmek ve onların tırnaklarını kesmek.[342]

 

[319] Buhârî, Hac,……………….
[320] Nevevi, Kitabü’l-Mecmu’ VII, 280; İrşâdü’s-Sari,341
[321] Kâsani, II, 187; Kinani, Hidayetü’s-salik, II/572-581; Abdülgani el-Mekkî, İrşâdü’s-Sari,429; Nevevi, Kitabü’l-İzah,150
[322] Abdülgani el-Mekkî, İrşâdü’s-Sari,344-360; Nevevi, Kitabü’l-İzah,157. Cezirî,Mezahib, I, 650-651; Abdülgani el-Mekkî,İrşâdü’s-Sari,359; Kinani, Hidayetü’s-salik, II, 598-601
[323] Nevevi, Kitabü’l-Mecmu’ VII, 262
[324] Abdülgani el-Mekkî, İrşâdü’s-Sari,360-362. Kâsanî, II/194
[325]Abdülgani el-Mekkî, İrşâdü’s-Sari, 366; Nevevi, Kitabü’l-Mecmu’ VII, 262; İbn Kudame, el-Muğni, III, 524
[326] Abdülgani el-Mekkî, İrşâdü’s-Sari, 375.
[327] Nevevi, Kitabü’l-İzah,171-172. bİbn Kudâme, III, 315-316. Said b. Abdülkadir Başnefer, s. 104-105..
[328] Nevevi, Kitabü’l-İzah, s. 170.
[329]Abdülgani el-Mekkî, İrşâdü’s-Sari,380-381; Nevevi, Kitabü’l-İzah, 170; Malik b. Enes, el-Müdevvene, II, 186; Kinani, Hidayetü’s-salik, II, 626-631; Seyyid el-Bekri Muhammed Şeta ed-Dimyatî, İânetü’t-Talibin, I-IV Dâru İhyâi’t-Türasi’l-Arabi, IV. Baskı, Beyrut, II, 324
[330] Buhari, Cenaiz, 75 (1262)
[331] Müslim, Hacc, 9 (2069); Abdülgani el-Mekkî, İrşâdü’s-Sari,412-429
[332] Kinani, Hidayetü’s-salik, II, 710-725.
[333] Nevevi, Kitabü’l-İzah,493.
[334] Müslim, Nikâh, 5 (2522)
[335] Nevevi, Kitabü’l-İzah,167; Kinani, Hidayetü’s-salik, II, 620-625
[336] Buhari, Megazi, 33 (3869)
[337]Abdülgani el-Mekkî, İrşâdü’s-Sari,368.
[338]İbn Kudame, el-Muğni, III, 520; Nevevi, Kitabü’l-İzah, s. 476-477; Seyyid el-Bekri Muhammed Şeta ed-Dimyatî, İânetü’t-Talibin, II, 324. Dâru İhyâi’t-Türasi’l-Arabi, 4. Baskı, Beyrut.
[339] Dimyatî, İânetü’t-Talibin, II, 326; İbn Kudame,el-Muğni, III/528; Nevevi, Kitabü’l-Mecmu’ VII, 361-364, 372, 404; Zuhaylî, el-Fıkhü’l-İslâmî, III, 2307
[340] İbn Mâce, Talak, 16 (2033)
[341] Nevevi, Kitabü’l-İzah,490; Abdülgani el-Mekkî, İrşâdü’s-Sari,395,423; Zuhaylî, el-Fıkhü’l-İslâmî, III, 2329-2330; İbn Kudame,el-Muğni, III, 572
[342]Zuhaylî, el-Fıkhü’l-İslâmî, III, 2315-2316; Nevevi, Kitabü’l-İzah,165,189-190; Abdülgani el-Mekkî, İrşâdü’s-Sari,135-138; Kinani, Hidayetü’s-salik, II, 611; İbn Kudame,el-Muğni, III, 524.