Diyanet Hac İlmihali

 

 

UMRE

 

Sözlükte uzun ömürlü olmak, evi mamur etmek, bir yerde ikamet etmek,  korumak, malı çok olmak ve Allah'a kulluk etmek anlamlarındaki "a-m-r" kökünden türeyen "umre"; bir hac terimi olarak  belirli bir zamana bağlı olmaksızın ihrama girip tavaf ve sa‘y yaptıktan sonra tıraş olup ihramdan çıkarak yapılan bir ibadettir.

Hac ibadetinden farkı, bir zamanla sınırlı olmaması, Arafat ve Müzdelife vakfesi ile kurban kesme  ve şeytan taşlama görevlerinin bulunmamasıdır. Bu bakımdan hacca, "hacc-ı ekber" (büyük hac), umreye de "hacc-ı asgar" (küçük hac) denir.

 

I. UMRENİN HÜKMÜ

 

Müslümanın ömründe bir defa umre yapması Hanefî ve Mâlikî[358] mezheplerine göre müekked sünnet, Şâfiî[359] ve Hanbelî[360] mezhebine göre ise farzdır.

Hanefî bilginlerden umrenin, vitir namazı, kurban ve fıtır sadakası gibi vacip olduğu görüşünde olanlar da vardır.[361]

Umrenin hükmü konusundaki ihtilaf; و اتموا الحج والعمرة لله "Haccı ve umreyi Allah için tamamlayın…" (Bakara, 2/196) anlamındaki âyete getirilen farklı yorumlar ile bu konuda farklı rivayetlerin bulunmasından kaynaklanmaktadır.

Âyet-i kerîme, farz olsun nafile olsun hac ve umre ibadetine başlanınca bu görevin yarım bırakılmayıp tamamlanması gerektiğini ifade ettiği gibi اتموا الصيام الى الليل  "Orucu akşama kadar tamamlayın" (Bakara, 2/187) anlamındaki âyette olduğu gibi "hac görevini yerine getirin" (ekîmû) anlamını da ifade eder.[362]

İmam Şâfiî ve İmam Ahmed b. Hanbel, bu âyeti hac ve umre görevini yerine getirin şeklinde bir emir olarak anlamışlar, umrenin farz olduğu içtihadında bulunmuşlardır.[363] Ayrıca şu rivayetleri de  görüşlerine delil olarak almışlardır:[364]

عن عائشة عنها قالت قلت يارسول الله هل على النساء جهاد قال نعم جهاد  لاقتال فيه الحج والعمرة

Hz. Aişe,

-"Ey Allah'ın Elçisi! Kadınların cihat yapması gerekli midir" diye sormuş, Hz. Peygamber  (a.s.),

-Evet (gerekir. Onların cihadı), içinde savaş bulunmayan cihat (yani) hac ve umredir" buyurmuştur.[365]

 العمرة هي الحجة الصغرى "Umre küçük hacdır",[366]

انه قال يا رسول الله ان ابي شيخ كبير لا يستطيع الحج والعمرة و لا الظعن  قال احجج عن ابيك واعتمر

Sahabeden Ebû Rezîn el-Ukeylî,

-"Ey Allah'ın Elçisi! Babam ihtiyar bir insandır. Ne hac ve umre ne de yolculuk yapmaya gücü yeter (ne yapması gerekir) diye sormuş, Hz. Peygamber (a.s.) da,

-"Babanın yerine sen hac ve umre görevi yap" buyurmuştur.[367]

Umrenin farz olmadığı görüşünde olanlar şu rivayetleri esas almışlardır:

و لله على الناس حج البيت من ساتطاع اليه سبيلا  

"…Gücü yetenlerin haccetmesi Allah'ın insanlar üzerinde bir hakkıdır" (Al-i İmrân, 3/ 97) anlamındaki âyette ve İslam'ın beş temel esasını beyan eden hadis-i şerifte[368] umrenin geçmemiş olmasını umrenin farz olmadığına delil getirmişlerdir. Şu hadisleri görüşleri de delil olarak zikretmişlerdir.

الحج جهاد والعمرة تطوع   

"Hac, farz, umre nafile bir ibadettir"[369]

Cabir ibn Abdullah'ın bildirdiğine göre bir sahâbî Peygamberimize,

يا رسول الله العمرة ا هي واجب  قال لا و ان تعتمر خير لك

-"Ey Allah'ın Elçisi! Umre farz mıdır diye sormuş, Hz. Peygamber (a.s.) da

-"Hayır, umre yaparsan kendi hayrına yapmış olursun" buyurmuştur.[370]

Umrenin farz olduğu içtihadında bulunanların görüşlerine delil olarak zikrettikleri hadiste geçen "umreye küçük hac" denilmesini  sevabını beyan içindir şeklinde açıklamışlardır.[371]

Abdull ibn Ömer'in bildirdiğine göre Peygamberimiz (a.s.) dört defa umre yapmış,[372] umre yapılmasını teşvik etmiş ve;

العمرة الى العمرة تكفر ما بينهما والحج المبرور ليس له جزاء الا الجنة

 "Umre, daha sonraki umreye kadar, ikisi arasında işlenen günahlar için kefârettir. Allah katında makbul haccın karşılığı ise ancak cennettir."[373]

 

II. UMRENİN  SÜNNET (VACİP VEYA FARZ) OLMASININ ŞARTLARI

 

Bir insana umrenin sünnet, (vacip veya farz) olabilmesi için müslüman, akıllı, buluğa ermiş, özgür, ekonomik gücü yeterli ve sağlıklı olması, yol güvenliği bulunması ve kadının can, mal ve namus güvenliğinin sağlanmış olması gerekir.[374]

 

III. UMRENİN ZAMANI

 

Haccın ancak hac aylarında yapılabilmesine karşılık umre için belirlenmiş her hangi bir zaman yoktur. Arefe ve bayram günleri (teşrik tekbirlerinin getirildiği 5 gün) dışında her zaman yapılabilir.

Arefe günü sabahından bayramın 4. günü güneş batıncaya kadarki süre içinde umre yapmak tahrîmen mekruhtur. Çünkü bu günler hac menâsikinin yapıldığı günlerdir.

Şâfiî, Mâlikî ve Hanbelî mezheplerine göre hac için niyetli olmayanlar; teşrîk günleri dahil yılın her gününde umre yapabilirler.

Mâli­kî mezhebine göre hac için niyetli bulunanlar, bayramın 4. günü güneş batıncaya kadar, Şâfiî mezhebine göre ise vedâ tavafı dışında haccın bütün menâsiki tamamlanmadıkça umre yapamazlar.[375]

Umrenin Ramazan ayında yapılması daha faziletlidir. Peygamberimiz (a.s.),

عمرة في رمضان تعدل حجة

"Ramazan ayında yapılan umrenin, hac gibi sevabı vardır" buyurmuştur.[376]

 

IV. UMRENİN FARZLARI (ŞARTI VE RÜKNÜ)

           

Umrenin iki farzı vardır; ihrama girmek ve Kabe'yi tavaf etmek. İhrama girmek şartı, Kabe'yi tavaf etmek ise rüknüdür.

Şâfiî ve Hanbelî mezheplerine göre ihrama girmek, Kabe'yi tavaf etmek, sa'y yapmak ve tıraş olup ihramdan çıkmak umrenin rüknüdür.

Mâlikî mezhebine göre ise, ihrama girmek, Kabe'yi tavaf etmek ve sa'y yapmak rükün, tıraş olmak ise vâciptir.

Âfâkîler mîkât sınırlarından, Hıll bölgesinde ikamet edenler, bulundukları yerden, Harem bölgesinde ikamet edenler "Hıll" bölgesine çıkarak mesela Ci’râne ve Ten’îm gibi Harem bölgesi dışındaki bir yerde ihrama girerler.

Hac bahsinde anlatılan ihramın farz, vacip ve sünnetleri ile ihrama girme yerleri aynen umre için de geçerlidir.[377]

 

V. UMRENİN VACİPLERİ

 

Umrenin iki vacibi vardır. Safa ile Merve arasında sa'y yapmak ve saçları tıraş ettirmek veya kısaltmak.

İhram yasaklarına uymayan veya vacibi terk eden kimseye dem gerekir.

Umre için ihramlı iken cinsel ilişkide bulunmak, tavaf yapmamak veya Şavtların çoğunu yapmamak umrenin batıl olmasına sebep olur. Bu kimsenin ceza kurbanı  kesmesi (dem)  ve umresini  yeniden yapması gerekir.

İmam Şâfiî'ye göre bedene kesmesi ve umresini  yeniden yapması gerekir.

Umrenin tavafından sonra, sa'yden önce veya tavaf ve sa'yeden sonra tıraş olmadan önce cinsel ilişkide bulunan kimsenin umresi batıl olmaz, ancak dem gerekir.[378]

 

VI. UMRENİN SÜNNETLERİ

 

Umrenin ihram, tavaf ve sa'y ile ilgili sünnetleri, haccınkilerle aynıdır. Ancak hacer-i esved'i istilam edilince telbiye kesilir.

İmam Mâlik'e göre, Medine'de umre için ihrama gren bir kimse Mescid-i Harem'e girince, Mekke'den Hıll bölgesine gidip  ihrama girmiş olan kimse ise Ka'be'yi görünce telbiyeyi keser.[379]

 

VII. UMRENİN YAPILIŞI

 

a) Umre yapmak isteyen kimse; gerekiyorsa koltuk altı ve etek tıraşı ile saç sakal tıraşı olur, bıyıklarını düzeltir, tırnaklarını keser ve boy abdesti alır, boy abdesti alma imkanı yoksa abdest alır, vücuduna güzel koku sürünür.

Erkekler, atlet, kilot, çorap, elbise ve ayakkabılarını çıkarırlar. İzâr ve ridâ adı verilen iki parça ihram örtüsüne bürünürler.

Ridânın uçlarını birbirine bağlamak veya iğne ile tutturmak mekruhtur.

Ayaklarına arkası ve üzeri açık terlik giyerler.

Bele kemer bağlamada, sırta çanta almada ve şemsiye kullanmada bir sakınca yoktur.

Kadınlar elbise ve ayakkabılarını çıkarmazlar, başlarını açmazlar,  yüzlerini de örtmezler.

b) İhramın sünneti niyeti ile iki rekat tavaf namazı kılarlar. Namazın birinci rekatında Fatiha suresinden sonra "kâfirûn" suresini, ikinci rekatında ise yine Fatiha suresinden sonra "ihlas" suresini okurlar.

Umre yapmak isteyen kimse âfâkî ise mîkât sınırlarını geçmeden, Hıll bölgesinde ikamet ediyorsa bulunduğu yerde, Harem bölgesinde bulunuyorsa Hıll bölgesinde mesela Ten'ım'e giderek ihrama girer.

İhrama, niyet etmek ve telbiye getirmek suretiyle girilir. Niyet, umre yapacağının kalben belirlenmesi demektir. Niyetini,

اللهم اني اريدالعمرة  فيسرها لي و تقبلها مني

"Allah'ım! Umre yapmak istiyorum. Onu bana kolaylaştır ve onu kabul buyur" diyerek diliyle ifade edilmesi müstehaptır.

Niyet ettikten sonra

 لبيك اللهم لبيك لبيك لا شريك لك لبيك ان الحمد والنعمة لك والملك لا شريك لك

Buyur Allah'ım buyur! Buyur, senin hiçbir ortağın yoktur. Buyur, şüphesiz her türlü övgü, nimet, mülk ve hükümranlık  sana mahsustur. Senin ortağın yoktur[380] diyerek telbiye getirir. Böylece ihrama girmiş ve ihram yasakları başlamış olur.

İhramlı iken her hangi bir ihram yasağını işlemek cezayı gerektirir, ancak kokusuz sabunla yıkanmakta, ridâ ve izârı değiştirmekte ve yıkamakta, iğne vurulmasında, ilaç alınmasında, yüzük ve saat takılmasında bir sakınca yoktur.

Mekke'ye varıncaya kadar vasıtalara binişte ve indiği yerde, kafilelerle karşıtlığında, şehirlere girdiğinde, akşam ve sabah, gece ve gündüz, vasıtada, yürürken, otururken, yatarken, ayakta iken, inişte, yokuşta, mekan değiştikçe ve farz namazların arkasından her fırsatta telbiye, tekbir, tehlîl ve salavât-ı şerife yüksek sesle[381] söyleyerek yolculuğuna devam eder.

Telbiyeyi her söyleyişte üç defa tekrarlamak, sonra tekbir, tehlîl ve salavât-ı şerife okumak müs­te­haptır.

c) Mekke'ye yaklaşıp Harem bölgesine girince

 

اللهم هذا حرمك و امنك فحرمني على النار و امني عذابك يوم تبعث عبادك واجعلني من اوليائك و اهل طاعتك

"Allah'ım! Burası senin haremindir, emin kıldığın yerdir. Beni cehenneme girmekten koru. Kullarını dirilttiğin gün beni azabından güvende kıl, beni dostlarından ve itaatkâr olanlardan eyle" diye dua eder.

Mekke'ye abdestli girmek sünnet, gündüz girmek müstehaptır.

Mekke'de otele veya eve yerleşip dinlendikten sonra mümkünse boy abdesti, mümkün değilse abdest alır, yaya veya vasıta ile Mescid-i Harem'e gider. Yolda tekbir, tehlil, telbiye ve salavat-ı şerife söyler. Tevazu ve saygı ile

 اللهم افتح لي ابواب رحمتك و اعذني من الشيطان الرجيم

"Allah'ım! Rahmet kapılarını bana aç ve beni kovulmuş şeytandan koru" diye dua ederek Mescid-i Harem'e girer.

Beytullah'ı görünce üç defa tekbir ve tehlil getirir ve şu duayı okur.

سبحان الله و الحمد لله ولااله الا الله والله اكبر اللهم هذا بيتك عظمته و شرفته و كرمته فزد تعظيما و تشريفا وتكريما. اللهم انت السلام و منك السلام فحينا ربنا بالسلام و ادخلنا الجنة دارك دار السلام تباركت و تعاليت يا ذا الجلال والاكرام

"Allah'ı noksan sıfatlardan tenzih ederim, Her türlü övgü Allah'a mahsustur, Allah'tan başka ilah yoktur. Allah en büyüktür. Allah'ım! Bu senin Evindir. Onu Sen yüceltin,Sen şereflendirdin, Sen değerli yaptın .Onun yüceliğini, şerefini ve değerini artır. Ya Rabbi! Onun değerini artıran, onu şereflendiren, ona saygı gösteren kimsenin şerefini, saygınlığını, heybetini, yüceliğini ve iyiliğini artır. Allah'ım! Sen selamsın ve selamet ancak sendendir. Bizi selametle yaşat ve selamet yurdun olan cennetine koy, ey Celal ve ikram sahibi Allah'ım! Sen her şeyden yücesin ve her şeyden üstünsün"

Bildiği başka duaları da okuyabilir. Tavafa başlamadan önce telbiyeyi keser.[382]

d) Hacer-i Esved hizasına gelir, yönünü ona döner, ellerini omuz hizasına kadar kaldırıp باسم الله الله اكبر deyerek Hacer-i Esved'i selamlar, tekbir, tehlil ve tahmîd getirir. Kalabalık değilse kimseye eziyet vermeyecekse Hacer-i Esved'i öper,[383] kalabalık ise Hacer-i Esved-i öpmez. İstilam, sünnet, insanları itip kakalamak ve eziyet vermek günahtır. Bir sünneti ifa etmek için günah işlenmez.

Hacer-i Esved'i istilam ile telbiye sona erer.

e) Umre tavafı yapmaya niyet eder. Niyetini,

اللهم اني اريد طواف العمرة فيسرها لي و تقبلها مني سبعة اشواط لله تعالى

"Allah'ım! Senin için umre tavafını yedi şavt olarak yapmak istiyorum. Onu benim için kolaylaştır ve kabul eyle"  diyerek yapması müstehaptır.

Tavafını, Ka'be'yi soluna alıp "Hatîm"in dışından dolanarak yapar. Her şavtta Rüknü Yemânî ve Hacer-i Esved'i uzaktan باسم الله الله اكبر diyerek istilamda bulunur. Hacer-i Esved'i istilam, sünnet, Rüknü Yemânî'yi istilam ise müstehaptır. Rüknü Yemânî öpülmez, diğer köşeler istilam edilmez.

Ka'be'nin etrafını dolanırken mesnun duaları veya bildiği duaları okur ve sessizce tekbir ve tehlil getirir veya Kur'ân okur.

Tavafın ilk dört şaftı farz; tavaf'ı cünüp, adetli ve nifâs halinde değilken ve abdestli olarak yapmak, avret yerlerini örtmek, tavafı Kabe'yi soluna alarak yapmak, tavafa Hacer-i Esved hizasından başlamak, tavafı Hatîm'in dışından dolanarak yapmak, gücü yetenin tavaf yürüyerek yapması ve şavtı yediye tamamlamak vaciptir. Bunlardan biri terk edilirse dem gerekir.

Tavaf'ta "ıztıbâ‘" ve  ilk üç şavtta  "remel" yapar.[384]

Ka'be'nin etrafını yedi defa dolaştıktan sonra "Mültezem"de ve Hatîm'de dua eder. Mümkünse Makam-ı İbrahim'in arkasında değilse uygun bir yerde iki rekat "tavaf namazı" kılar, bu namazı kılmak vaciptir. Namazdan sonra dua eder, peşinden zemzem içer ve Hacer-i Esved'i istilam eder.

f) Umrenin sa'yini yapmak üzere Safa'ya gider. Yönünü Ka'be'ye döner, tekbir, tehlil, tahmîd ve salat ü selam getirir, dua eder. Sa'y yapmaya niyet eder. Niyetini,

اللهم اني اريد ان اسعى ما بين الصفى و المروة سبعة اشواط سعي العمرة لله تعالى

"Allah'ım! Senin rızan için Safa ile Merve arasında yedi şavt olarak umrenin sa'yini yapmaya niyet ediyorum" diyerek yapması müstehaptır.

Yedi şavt olarak sa'yini Safa'da başlayıp Merve'de bitirir. Sa'y yaparken mesnun duaları veya bildiği duaları okur ve sessizce tekbir ve tehlil getirir veya Kur'ân okur. Yeşil ışıklı sütunlar arasında "hervele" yapar. Sa'yi tamamlayınca Merve'de dua eder.

Umre'nin sa'yi vaciptir. Terk edilirse dem cezası gerekir.

g) Berberde veya evde veya otelde saç tıraşı olur veya saçlarını kısaltır, böylece ihramdan çıkar ve bu şekilde umre ibadetini yapmış olur.

h) Kadınlar, "ıztıba", "remel" ve "hervele" yapmazlar. Tekbir, tehlil ve telbiyede seslerini yükseltmezler. İhramdan çıkmak için saçlarının ucundan birazcık kesmeleri yeterlidir. Adetli iken tavaf yapmazlar.[385]

 

[358] İbn Rüşd, I, 395.
[359] Şirbînî, II, 206.
[360] Muğnî, V, 6.
[361] Kâsânî, II, 226.
[362] Kurtubî, I, 365. et-Taberî, Ebû Ca'fer Muhammed b. Cerîr, Câmiu'l-Beyân An Te'Vîli Âyi'l-Kur'ân, II, 2/206-211. Dâru'l-fikr, Beyrut, 1988.
[363] Muğnî, V, 13. İbn Rüşd, I, 395.
[364] Şirbînî, II, 206-207.
[365] İbn Mâce, Beyhakî, Şirbînî, II, 206-207.
[366] Muğnî, V, 14.
[367] Ebû Dâvûd, Menâsik, 26. No: 1810. II, 402. Tirmizî, Hac, 87. No: 930. Nesâî, Hac, 10. No: 3638. İbn Mace, Menasik, 10, No: 2906. II, 970.
[368] Müslim, Îmân, 1. 5. I, 37, 40. bk. Buhârî, Îman, 37. I, 8. Tirmizî, Îmân, 4. Ebû Dâvud, Sünnet, 16. Nesâî, Mevâkît, 6, İbn Mâce, Mukaddime, 9.
[369] İbn Mâce, Menâsik, 8, II, 968. Tirmizî, Hac, 88. No: 931. III, 270. Kâsânî, II, 226.Taberî, II, 2/212. Muğnî, V, 13.
[370] Taberî, II, 2/212.Tirmizî, Hac, 88. No: 931. III, 270. Ahmed, III, 316.
[371] Kâsânî, II, 226. Mergînânî, I, 182-183. Nesefî, Ebû'l-Berekât Abdullah b. Ahmed b Mahmûd, Medâriku't-Tenzîl ve Hakâiku't-Te'vîl, I, 280. (Mecmûatün Mine't-Tefâsîr), İstanbul, baskı yer yok. El-Beydâvî, Ebû Saîd Abdullah b. Omer, Envâdu't-Tenzîl ve Esrâru't-Te'vîl, I, 280. (Mecmûatün Mine't-Tefâsîr), İstanbul, baskı yer yok. El-Hâzin, Alâüddîn Ali b. Muhammed b. İbrahîm, Lübâbü't-Te'vîl fî Meânî't-Tenzîl, I, 281. (Mecmûatün Mine't-Tefâsîr), İstanbul, baskı yer yok. Sahabe ve tabi3inden umreye farz ve sünnet diyenler olmuştur. Taberî tarafların görüşlerini ve delillerini beyan ettikten sonra umrenin farz değil sünnet olduğu görüşünün daha isabetli olduğunu söylemiştir. Taberî, II, 2/208-212.
[372] Tirmizî, Hac, 93. No: 937. III, 275.
[373] Tirmizî, Hac, 90. No: 933. III, 272.Buhârî, Umre, 1; Müslim, “Hac”, 437. bk. Tirmizî, Hac, 2, No: 810. III, 175. Nesâî, Hac, 6.
[374] Muğnî, V, 13.
[375] Mergînânî, I, 182. Kâsânî, II, 227.
[376] Tirmizî, Hac, 90. No: 939. III, 276.
[377] Geniş bilgi için birinci bölümde yer alan ihram bahsine bakınız.
[378] Kâsânî, II, 228.
[379] Kâsânî, II, 227.
[380] Ebû Dâvûd, Menâsik, 27; No: 1812. II, 404. İbn Mace, Menasik, 15. No: 2918. II, 974.
[381] İbn Mace, Menasik, 16. No: 2923. II, 975.
[382]Abdülğan3i el-Mekkî, s. 510. Mevsîlî, I, 203.
[383] İbn Mace, Menasik, 27. No: 2943-2944. II, 981-982.
[384] İbn Mace, Menasik, 29-30. No: 2950-2954. II, 983-984.
[385] Kâsânî, II, 143-149.