Diyanet Hac İlmihali

 

IV. MESCİD-İ NEBEVİ’Yİ VE PEYGAMBERİMİZİN KABRİNİ ZİYARETİN ÂDÂBI

 

Resülüllah Efendimiz,  

ما من  احد يسلم على الا  رد الله  على روحى حتى ارد عليه

 

Bir kimse bana selam verince Allah bana ruhumu iade eder, ben de o kimsenin selamını alır, ona karşılık veririm[393] buyurmuştur.

Peygamber Efendimizi ziyaret etmeğe niyet eden kimse, mescidini ziyaret etmeğe niyet eder ve bu ziyaret ile Allah’ın rızasını kazanmayı amaçlar.Yolculuğu sırasında her zamankinden daha çok salat-ü selam getirir. Medine’ye yaklaşıp Mescid-i Nebiyi ve civarını görünce salat-ü selamı daha da arttırır ve 

اللهم هذا حرم نبيك فاجعله وقاية لى من النار وامنا من الذاب وسوء الحساب       

"Ey Allah’ım! Bu, Peygamber’inin haremidir. Onu benim hakkımda cehennem ateşinden, azaptan ve kötü hesaptan korunma vesilesi kıl” diye dua eder. Mümkünse Medine’ye girdiğinde gusleder veya abdest alır. Temiz elbiseler giyinir, güzel koku sürünür,  Mescide ulaştığında,

 

بسم الله وعلئ ملة رسول الله رب ادخلنى مدخل صدق واخرجنى مخرج صدق واجعل لى من لدنك سلطانا نصيرا اللهم صل على محمد وعلى آل محمد واغفر لى ذنوبى وافتح لى ابواب رحمتك و فضلك

 

Allah'ın adıyla ve Resülullah’ın dini  üzere (bu ziyareti yapıyorum) Ey Rabbim, (gireceğim yere) doğruluk ve esnelik içinde girmemi sağla. Çıkacağım yerden de beni doğruluk ve esenlik içinde çıkar. Katından bana  yardımcı bir kuvvet ver[394] Ey Allah’ım! Peygamber’in Muhammed’e  ve onun aile fertlerine salât ve selam et. Günahlarımı bağışla, bana rahmet ve ihsanının kapılarını bana aç” diye dua eder. Sağ adımını atarak tevazu ve saygı ile içeriye girer. Kerahet vakti değilse iki rekat tahiyyetülmescid namazı kılar. Bu namazı mümkünse, Hz.Peygamberin kabrinin bulunduğu hücre ile mimberinin arasında bulunan ve  “Ravza-i Mutahhare” diye anılan yerde, değilse mescidin uygun bir yerinde kılar. Resülullah (s.a.v.)

 

ما بين بيتى ومنبرى روضة من رياض الجنة و منبرى على حوضى

 

Evimle minberimin arası cennet bahçelerinden bir bahçedir, minberim de (Kevser) Havuzumun üzerindedir[395] buyurmuştur.

Tahiyyetülmescid namazını kıldıktan sonra, bu nimete ulaştığı için şükür seçdesi yapar veya iki rekat şükür namazı kılar, sonra kabr-i şerife doğru ilerler, Peygamber Efendimiz'in mübarek başı hizasına gelince iki metre kadar mesafede yüzü kabre, sırtı kıbleye dönük olarak durur. Resülüllah’ın kendisini gördüğü, söylediklerini işittiği, kendisine mukabelede bulunacağı bilinci  ve duasının kabul edileceği inancı ile  şöyle selam verir ve dua eder:

 

السلام عليك يا رسول الله السلام عليك يا نبى الله

السلام عليك يا صفى الله السلام عليك يا نبى الرحمة

السلام عليك يا شفيع الامة

 السلام عليك يا سيدح المرسلين

 السلام عليك يا خاتم النبيين

 السلام عليك مزمل السلام عليك يا مد ثر

 السلام عليك يا محمد السلام عليك يا ايها النبى احمد

السلام عليك و على اهل بيتك الطيبين الطاهرين الذين اذهب الله عنهم الرجث وطهرهم تطهيرا

 جزاك الله عنا افضل ما جزى  نبيا عن قومه ورسولا عن امته

 اشهد ان لا اله الا الله وانك رسول الله قد بلغت الرسالة واديت الامانة و نصحت الامة و اوضحت الحجة وجاهد ت فى الله حق جهاده

اللهم آت سيدنا محمد الوسيلة والفضيلة وابعثه مقاما محمودا الذى وعدته وآته نهاية ما ينبغى ان يساله السائلون

 اللهم صل على سيد نا  محمد عبدك ورسولك النبى الامى وعلى آله وازواجه وذرياته كما صليت على ابراهيم و على آل ابراهيم بارك على محمد وعلى آل محمد كما باركت على ابراهيم فى االعا لمين انك حميد مجيد.

 

"Allah'ın selamı üzerine olsun ey Allah'ın Resülü.

Allah'ın selamı üzerine olsun ey Allah'ın Nebisi.

Allah'ın selamı üzerine olsun ey Allah'ın seçkin Peygamberi.

Allah'ın selamı üzerine olsun ey rahmet Peygamberi.

Allah'ın selamı üzerine olsun ey ümmetin şefaatçisi.

Allah'ın selamı üzerine olun ey Peygamberlerin efendisi.

Allah'ın selamı üzerine olsun ey nebilerin sonuncusu.

Allah'ın selamı üzerine olsun "Ey örtünüp bürünen Peygamber"

 Allah'ın selamı üzerine olsun ey Muhammed,

 Allah'ın selamı üzerine olsun ey Nebi Ahmed.

Allah'ın selamı sana ve Allah'ın kirlerini giderip tertemiz kıldığı güzel ve temiz ev halkına olsun.

Allah bizden yana seni, bir nebiyi kavminden yana ve bir resülü ümmetinden yana mükafatlandırdığı en yüksek derece ile mükafatlandırsın.

Şahadet ederim ki Allah'tan başka ilah yoktur ve sen Allah'ın Resülü'sün. Peygamberlik görevini ve emaneti yerine getirdin. Ümmete nasihat ettin, Kur'an'ı açıkladın, Allah yolunda hakkıyla cihad ettin.

Allah'ım! Efendimiz Muhammed (s.a.v.) e vesileyi ve fazilet ver ve onu kendisine vad ettiğin "makam-ı mahmûd"a gönder. Ona, senden istenebileşek en büyük mükafatları ver.

Allah'ım! Efendimiz, kulun ve  ve Resülün, ümmi Nebi'n Muhammed'e ve onun Aile fertlerine, eşlerine ve soyuna salât et, tıpkı İbrahim (a.s.)a ve onun aile fertlerine salat ettiğinğin gibi ya Rabbi.

Efendimiz Muhamme'i (a.s.) ı ve onun aile fertlerini mübaret kıl, tıpkı İbrahim (a.s.)a ve onun aile fertlerine salat ettiğinğin gibi ya Rabbi!" diye selam verir ve  dua eder.

Kendisi vasıtası ile Resülüllah’a selam gönderilmiş ise;

 

السلام عليك يا رسول الله من فلان يستشفع بك الى ربك فاشفع اه ولجميع المسلمين

 

"Ya Resülellah! Filanca kişinin sana selamı var, Allah katında kendisi için şefaatçi olmanı istiyor; ona ve bütün müslümanlara şefaat eyle” diye selamı iletir.

Peygamberimiz (a.s.)’a sağlığında nasıl saygı göstermek gerekiyor idiyse, vefatından sonra da yanı şekilde ona saygılı davranmak gerekir. Onun mescidinde ve kabr-i şerifinin yanında yüksek sesle konuşulmaz, kabrin yanına fazla yaklaşılmaz, duvarlarına el ve yüz sürülmez, sırt veya göğüs ile duvarlarına yaslanılmaz, etrafında tavaf edilmez, başkalarına rahatsızlık verilmez. Bu tür davranışlar bidattir. Ziyaret süresince Allah’ın Resulünün sağ olup hücre-i saadetine istirahat etmekte olduğu düşüncesi ile hareket etmelidir. Unutmamak gerekir ki, o makam, Allah teala’ın bazı sahabîleri “Ey iman edenler! Seslerinizi Peygamber’in sesinin üstüne yükseltmeyin[396] diye uyardığı makamdır.

Dua, salât ve selamdan sonra, bir metre kadar sağa ilerleyerek Hz. Ebubekir (r.a.) ın başının hizasında durur:

السلام عليك يا خليفة رسو ل الله

السلام عليك يا صاحب رسول الله فى الغار

 السلام عليك يا رفيقه فى الاسفار

 السلام عليك يا امينه فى الاسرار

 جزاك الله عنا افضل ما جزا اماما عن امة نبيه لقد خلفته باحسن خلفة و سلكت طريقه و منهاجه خير مسلك و قاتلت اهل الر دة والبدع و مهدت الاسلام ووصلت الارحام ولم تزل قائما بالحق ناصرا لاهله حتى اتاك اليقين فالسلام عليك و رحمة الله وبركاته.

 

Allah'ın selamı üzerine olsun ey Allah Resülü'nün halifesi. Allah'ın selamı üzerine olsun ey Allah Resülü'ün sığındığı mağıradaki arkadaşı. Allah'ın selamı üzerine olsun ay Allah Resülünün yolculuk arkadaşı. Alah'ın selamı üzerine olsun ey onun sırlarının güvenilir saklayıcısı. Allah seni bizden yana, bir önderi; peyganberinin ümmetinden yana mükafatlandırdğı en yüksek derece ile mükafatlandırsın. Hiç şüphey yok, sen Allah'ın Resülüne en güzel şekilde halifelikyaptın, onun yolunu en iyi şekilde takip ettin. Dinden dönenlerle ve bidatçılarla savaştın savaştın, akrabalık bağlarını gözettin.  Ölünceye kadar hakkı daima ayakta tuttun, haklı  olana yardım ettin. Allah'ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerine olsun" diye selam verip dua eder.

 

Bir metre kadar sağa doğru ilerleyerek Hz. Ömer(r.a.) ın başı hizasına gelir. Burada;

  السلام عليك يا امير المؤمنين

 السلام عليك يا مظهر الاسلام

 السلام عليك يا مكسر الاصنام

 جزاك الله عنا افضل الجزاء و رضى عمن استخلفك فلقد نصرت الاسلام والمسلمين فكفلت الايتام  ووصلت الارحام وقوى بك الاسلام وكنت للمسلمين اماما مرضيا وهاديا مهديا جمعت شملهم واغنيت فقيرهم وجترت كسرهم فالسلام عليك و رحمة الله و بركاتة.

 

"Allah'ın selamı üzerine olsun ey müminlerin emiri. Allah'ın selamı üzerine olsun ey müşriklerin baskısı altında iken  müsülmanlığını ortaya koyup ilan eden yiğit. Allah'ın selamı üzerine olsun ey putları kıran Halife. Allah seni en güzel bir şekilde müküfatlandırsın ve seni halife yapanlardan razı. Çünkü sen İslam'a ve müslümanlara yardım ettin, yatimleri himayen altına aldın, akrabalık bağlarını gözettin. İslam seninle güç kazandı Müslümanların için razı olunan bir önder, doğru yola iletilmiş bir yol gösterici oldun.Onların birliğini sağladın, fakir olanlarını zengin kıldın, eksiklerini tamamladın. Allah'ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerine olusun" diye selam verip dua eder.

Daha sonra tekrar Resülüllah’ın mübarek başı hizasına gelerek;

 

اللهم انا جئنا من بلاد شاسعة و نواح بعيدة قاصدين قضاء حق نبيك صلى الله عليه وسلم و النظر الى مآثره فان الخطايا قد قصمت ظهورنا و الاوزار قد اثقلت كواهلنا و هو الشافع المشفع الموعود بالشفاعة والمقام المحمود وقد قلت ولو انهم اذ ظلموا نفسهم جاؤك فاستغفروا الله واستغفر لهم الرسول لوجدوا الله توابا رحيما و قد جئنا مستغفرين لذنوبنا اللهم فشفعه فينا و توفنا على سنته واوردنا حوضه و اسقنا بكاسه غير خزايا ولا نادمين اللهم شفعه فينا اللهم شفعه فينا

اللهم ربنا اغفر لنا ولآبائنا وامهاتنا ولاخواننا الذين سبقونا بالايمان و لا تجعل فى قلوبنا غلا للذين آمنوا ربنا انك رؤف رحيم

 ربنا آتنا فى الدنيا حسنة وفى اللآخرة حسنة و قنا عذاب النار

 سبحان ربك رب العزة عما يصفون وسلام على المرسلين والحمد لله رب العالمين.

 

"Allah'ım! Uzak ülkelerden, uzak beldelerden, Peygamber'in Muhammed (s.a.v.)'e karşı görevimiizi yerine getirmek  ve onun bıraktığı hatıraları görmek maksadıyla geldik. Hatalarımız belimizi büktü, günahlarımız omuzlarımızı çökertti. Muhammed Mustafa ise şefaatinin kabul olunacağı, övülmüş en yüce makama çıkarılacağı vad edilmiş şafaatçi bir Paygemberdir. Sen ise Kur'an'da; "Eğer onlar kendilerine zulmettikleri zaman sana gelseler de Allahtan günühlarının bağışlanmasını dileseler ve Peygamber'e onlara bağışlama dileseydi, elbette Allah'ı tövbeleri içok kabul edilci ve ço merhametli bulacaklardı"[397] buyuruyorsun. Biz de günahlarımızın bağışlanması dilemek için geldik. Ey Allah'ım, onu bize şefaatçi kıl, canımızı onun dini ve sünneti üzere al, terk edilmemiş ve pişman olmamış kimseler olarak bizi onun Kever hacuzunun başında topla ve onun kabından bize su içir. Allah'ım onu bize şefaatçı kıl, Allah'ım onu bize şefaatçı kıl.

Allah'ım! Bizim günühlarımızı, bizden evvel iman ile göçmüş babalarımızın, annelerimizin ve kardeşlerimizin günühlarını bağışla. Kalplerinizde iman edenlere karşı hiçbir kin tutturma. Ey Rabbimiz" Şuphesiz sen çok esirgeyicisin, çok merhametlisin. Rabbimiz, bize dünyada bir iyilik ver, ahirettede bir iyilik ver ve bizi cehennem azabından koru. Şeref ve izzet sahibi Rabbimi, inanmayanların yanlış nitelemelerinden tenzih ederim. Selam olsun peygambelere, hamd olsun Alemrin Rabbi olan Allah'a" diye dua eder. Dilerse orada, dilerse mescidin uygun olan her hangi bir yerinde başka dualarda bulunur, kendisi, ailesi, yakınları için dua eder.

Dua ederken sesini fazla yükseltmez, aşırılığa kaçmaz, tevazu ve huşu  içinde olur.

 ادعوا ربكم تضرعا وخفية انه لا يحب المعتدين 

“Rabbinize alçak gönüllüce ve için için dua edin. Çünkü O haddi aşanları sevmez”[398] ayetini ışığında hareket eder.

 Daha sonra Kabri Şerif ile Minber arasında bulunan “Ebû Lübâbe Sütunu”nun yanına gelir, burada iki rekat namaz kılar, istiğfarda bulunur.[399] Dana sonra “Hannâne Sütunu”nun yanına gelir. Burada da dua eder, fırsat bulursa namaz kılar.[400] Mescid’de bulunduğu süreyi Kur’an okumak, zikir, dua ve niyazda bulunarak değerlendirir[401]

 

[393] Ebû Dâvûd, Menâsik, 100; Hadis no. 2041; I,534.
Hadiste geçen “ Allah ruhumu bana iade eder” ifadesi, haz Peygamber’in ruhunun bedeni ile ilişkisinin devam ettiğin ifade etmektedir. Yoksa her selam verilişinde Hz. Peygamber’in bedenine döndürülüp tekrar geri alındığını ifade etmemektedir.
[394] İsra, 17/80.
[395] Buhârî, Mescid-ü Mekke, Fadlü's-Salâti Fî Mescid-i Mekka; II, 57.
[396] Hucürât, 49/2.
[397] Nisa, 4/64.
[398] A’râf, 7/55.
[399] Ebû Lübabe, ikinci Akabe biatında bulunmuş, Hz. Peygamber tarafından kabilesine temsilci tayin edilmiş Medineli bir sahabidir.Eskiden müttefikleri ve komşuları olan Kureyza oğullarının muhasara edildiği sırada onlara, teslim olmalarının ölüm anlamına geleceğini işaret etmiş, daha sonra yaptığına pişman olmuş, tövbe etmiş ve Resülullah’ın yanın gelmeden doğruca mescide giderek farz namazlar ve tabii ihtiyaçları dışında , affedilinceye kadar çözdürmemek üzere kendini bir direğe bağlamıştı.Yiyip içmeden altı gün bu direkte bağlı olarak kaldıktan sonra, affedildiğini bildiren ayet inince bizzat Hz. Peygamber tarafından çözüldü. Bugün o direğin yerinde bulunan sütün “Üstuvânetü Ebî Lübâbe” (Ebû Lübâbe Sütunu) veya Üstüvânetü’t-Tevbe” (Tövbe Sütunun) diye anılmaktadır.(Asri Çubukçu, “Ebû Lübâbe el-Ensârî”, TDV İslam Ansiklopedisi)
[400] Peygamber Efendimiz, ilk zamanlarda Mescide hutbe okuyacağı zaman bir hurma kütüğünün üzerine çıkardı. Daha sonraları hazırlanan minber üzerinde hutbe okumaya başlayınca kütük ağlayıp inlemeye başlamış, Hz. Peygamber minberden inerek onu elin ile sıvazlayarak teskin etmişti. (Buhari, Cumu’a, 26; I,220) işte o hurma kütüğünün yerindeki sütün “el-Üstüvânetü’l-Hannne” (Ağlayan Sütün) diye anılmaktadır.
[401] Peygamber Efendimizi ziyaret ile ilgili bilgiler için bk.: el-Mevsıl”i, el-İhtiyar, I,175-178; Nevevî, el-Mecmû’, VIII,252-260; Kamil Miras, Sahih-i Buhari Muhtasarı Tecrid-i Sarih Tercemesi, (1-12,DİB Yayınları, Üçüncü Baskı, Başnur Matbaası, Ankara, 1972) IV, 1972.