Diyanet Hac İlmihali

 

 

VI. MEDİNE’DEKİ BAZI MÜBAREK MEKANLAR

 

1.  Kuba Mescidi

 

Kuba, Medine’ye yaya  olarak bir saatlik mesafede bulunan meskün mahaldir. Bu gün Medine’nin bir mahallesi haline gelmiştir. Hz. Peygamber (s.a.v.) Mekke’den Medine’ye hicreti sırasından Kuba’da konaklamış ve Buhâri’nin rivayetine göre burada on dört gün kalmıştır.[402] Burada bulunduğu sürede Resülüllah yapım çalışılmalarında kendisinin de yer aldığı İslam’ın ilk mescidini yaptı ve içinde namaz kıldı. Kuran-ı Kerim’de “İlk günden, temeli takva (Allah’a karşı gelmekten sakınmak) üzerine kurulan mescit, içinde namaz kılmana elbette daha layıktır”[403] anlamındaki ayetti zikredilen mescit Kuba mescididir.

Hz.Peygamber (a.s.), Medine’ye yerleştikten sonra da, genellikle cumartesi günleri binekle veya yaya olarak Kuba’yı ziyaret eder, mescitte namaz kıldıktan sonra Medine’ye dönerdi. Bir hadis-i şerifte,

 

 “Kuba Mescidi’nde kılınan bir vakit namaz bir umre yapmak gibidir”[404] buyurulmuştur.

Kuba mescidini ziyaret edip burada iki rekat namaz kılmak müstehaptır.

 

 

2. Cuma Mescidi

 

Resülullah'ın hicret yolculğu sırasında uğradığı ve bir mescid inşa ettiği Kubadan Medine'ye gitmek üzere bir Cuma günü yola çıktı.Yolu üzerinde bulunan Rânûna Vadisi'ne ulaştığında öğle vakti olmuştu. Allah'ın Resülü ilk Cuma namazını burada kıldırdı. Namazın kılındığı bu yerde inşa edilmiş olan mesid, Cuma Mescidi adıyla anılmaktadır.

 

 

3.  Baki’ Mezarlığı (Cennetü’l-Bakî’)

 

Mescid-i Nebevi’nin yakınında bulunan bu mezarlığın yerini Hz. Peygamber (s.a.v) belirlemiştir. Mezarlık olarak kullanılmaya başlamadan önce Baki’, “Ğarkad” denilen bir tür çalılık ile kaplı idi. Bu sebeple “Ğarkad” diye de anılır. Buraya muhacirlerden ilk defnedilen Osman b. Maz’ûn’dur. Daha sonraları Hz. Peygamber’in oğlu İbrahim de buraya defnedildi. Yine Peygamberimizin kızlarından Rukayye, Zeynep, Fatıma ve torunu Hasan da buraya defnedildi. Yine Peygamberimizin amcası Abbas, Halası Sayfiyye binti Abdülmuttalip, Hz. Osman, Abdurrahman b. Avf, Sa’d ibn-i Ebi Vakkas ve Ebû Hüreyre gibi bir çok İslam büyüğü burada yatmaktadır.

 

 

4. Mescidü'l-Kıbleteyn (İki Kıbleli Mescid)

 

İslam'ın ilk yıllarında namaz Küdüs'teki Mescid-i Aksâ'ya dağru kılınıyordu. Peygamber Efendimiz kıblenin Mekke'deki Mescid-i Haram olmasını, namazların Mesacid-i Haram tarafına dönülerek kılmasını arzu ediyor ve bu yönde vahy gelmesini bekliyordu. Resülüllah'ın Medine'ye hicret etmesiniden on altı ay sonra idi. Bir gün Hz. Peygamber (s.a.v.) Seleme oğulların mescidinde sahabileri ile birlikte oğle namazını kılıyordu. Namazın ilk iki rekatı tamamlandığı sırada kıblenin Mescid-i Haram olması yönündeki beklentisini gerçekleştiren vahiy geldi:

 

Êy Peygamberim! Biz senin çok defa yüzünü göğe doğru çevirip durduğunu (vahiy beklediğini) göryoruz. (Merak etme,) elbette seni hoşnut olacağın kıbleye çevireceğiz. (Bundan böyle) yüzünü  Mescid-i Haram yönüne çevir. (Ey müslümanlar!) Siz de nerede olursanız yüzünüzü hep onun tarafına çevirin."[405]

Bu ayetin inmesi üzerine Peygamberimz (a.s.) ve onunla birlikte namaz kılanlar yüzlerini ters yöne yani Mekke'deki Mescidi Haram yönüne çevirip namazı öyle tamamladılar. Böylece namazın ilk iki rekatı eski kıble olan Mescid-i Aksâya doğru, son iki rekatı ise yeni kıbleye, Mescid-i Haram’a doğru kılınmış oludu. Bundan dolayı içinde bir tek namazın iki ayrı kıbleye doğru kılındığı bu mescide, "İki Kıbleli Mescid" anlamına "Mescidü'l-Kıbleteyen" denmiştir.

 

 

5. Uhut Şehitliği

 

Uhud, Medine'nin 5 km. Kuzeyinde yer alan bir dağın adıdır. Hz. Peygamber (s.a.v.) , Hicretin 3. yılında, bu dağın eteklerinde Mekke'li müşrikler ile savaşmıştır. İslam tarihinde Uhut savaşı diye anılan bu savaşta aralarında Hz. Hamza ve  Abdullah b. Cahş ve Mus'ab b. Umeyr, Hanzala b. Ebî Âmir, Enes b. Nadr'ın da bulunduğu 70 sahabi şehit düşmüş ve buraya defnedilmişlerdir.

Uhud şehitliğinin ziyaret edilmesi müstehap görülmüştür. Hz. Peyegaber (s.a.v.),

"Uhut bizi sever, biz de kendisini severiz" [406] buyurmuştur.

 

[402] Buhari, Menâkibu’l-Ensâr, 46; IV, 258.
[403] Tevbe, 9/108.
[404] İbn Mâce, İkame, 197. I, 452.
[405] Bakara, 2/144.
[406] Buhârî,