DOMUZ ETİ VE HASTALIKLARI
Hangi domuz cinsi olursa olsun etlerinin kolestrin, kükürtyağ asitleri, histamin, büyüme hormonları bakımından zengin olduğu bir gerçekdir.

Domuz eti, terkibindeki bu maddeler sebebiyle insan sağlığı açısından aşağıdaki hastalıklara sebeb olur.

l- Domuz etinde fazla mikdarda bulunan kolestrin ve yağ asitleri: Damar sertliği, tansiyon yüksekliği, kalb ve damar hastalıklarından sorumlu tutulmakdadır.

2- Domuz etinde bol mikdarda bulunan yağ dokusu, Mükopolisakkaritlerden ibâretdir. Bu madde; insan vücûdünde kıkırdak, kas ve sinirlere yerleşerek eklem iltihabı, mafsal kireçlenmesi, bel fıtığı gibi çeşitli hastalıklara sebeb olmakdadır.

3- Domuzlarda büyüme hormonu yüksek seviyededir; bu yüzdendir ki doğum esnasında bir kaç yüz gram olan domuz, altı ay içinde yüz kiloyu aşan bir domuz olmakdadır.

insanda bu büyüme hormonu; burun, çene, el ve ayak gibi uç kısımların aşırı büyümesine sebeb olur.

Dr. RECKEWEG: Domuz etinde fazlaca bulunan büyüme hormonunun insanda kanser oluşmasından sorumlu olduğunu ve domuz kasaplarının ifâdesine göre erkek domuzların bir süre sonra kansere yakalandıklarını söylemekdedir.

Domuz etleriyle uğraşan kişilerde kansere sebeb olan maddenin, domuz etinin tütsülenerek hazırlanan salamlarda, sosislerde, bol mikdarda bulunduğu ve insanda sindirim sistemi kanserlerinin gelişmesinden sorumlu olduğu bilinmekdedir.

4- Domuz etinden insanlara grip virüsü de geçebilir; zîrâ grip virüsü, domuzların akciğerinde bol miktarda bulunur ve yaşar; oradan domuzun etine ve domuz etinden yapılan sosis, salam ve sucuğa da geçer.

Dr. RECKEWEG; birinci ve ikinci Dünyâ Savaşlarından sonra Almanya'daki kıtlık esnasında Amerika ve Kanada'dan getirilen konserve domuz satışından sonra görülen grib salgınlarına dikkat çekmekdedir.

5- Domuz etinde bol mikdarda histamin ve imidazol gibi maddelerin bulunduğunu ve bu maddelerin insanda ekzama, ürtiker, astma... gibi allerjik hastalıklardan sorumlu tutulduğunu bildirmekdedir.

6- Domuz etinin insanlarda tıpkı alkollü içkilerde, sigarada olduğu gibi alışkanlığa sebeb olabileceği, akıl hastalıkları uzmanı Dr. Hoffman tarafından bildirilmişdir.(2)

7- Domuz etiyle beslenen kimseler, belli yerlerde yağ toplanmaları sebebiyle silindir gibi bir vücûda sâhib olurlar. Dr. RECKEWEG bu düşünceyle domuz eti yiyenlerin domuza benzediklerini söyler 3

Domuz eti yiyenlerde görülen en tehlikeli iki hastalığa da işaret edelim: Bunlardan biri TRİŞİN, diğeri Domuz şerididir.

l- Trişin: Domuz etinden geçen en tehlikeli hastalıklardan biridir.

STOLL, 1947'de yayınlanan (This Ward World) başlıklı yazısında Dünyâ'da 27 milyon 8 yüzbin trişinli bulunduğuna işaret eder.

Trişin hastalığı, Avrupa ülkelerinde yaygındır. Bu ülkelerde sıkı veteriner kontrolü yapılmasına rağmen:

1946'da İsveç'de, 1948'de Grönland'da, 1953'de İngiltere'de,

1959 ve 1961'de Polonya'da., trişin salgınları görülmüşdür.

Bugün bile hâlâ bâzı Avrupa ülkelerinde, Vietnam'da, Tayland'da, Hindistan, Kenya ve domuz eti yiyen Afrika ülkelerinde trişin vak'aları görülmekdedir.

Trişin; domuzlarda ağır bir hastalık yapmaz, halbuki insanlarda tehlikeli ve öldürücü bir hastalık tablosu gösterir. Gösterdiği tabloların ve hastalıkların sayısı, iki düzünenin üstündedir. Eğer öldürmeye niyetli ise 24 ile 48 saat içinde hastayı öbir tarafa gönderir. Hastanın canını taksitli alacaksa, oh olmuş dercesine, biraz mühlet verir, çektirir ve netice de defterini dürer, işini bitirir.

1977 yılında Amerika'da 284 trişinoz vak'ası görülmüş, bu hastaların % 73'ünde bulaşma kaynağı domuz eti, geri kalan vak'alarda beyaz ayı ve domuz etiyle temas etmiş sığır eti olduğu anlaşılmışdır.

2- Domuz Şeridi:

Bu hastalığa solium adındaki bir şerit sebeb olmakdadır.

Bu şerit, insanın ince bağırsağında parazit olarak yaşar, kopan şerit halkaları, dışkı ile dışarı atılır.

Bu halkalar domuzlar tarafından alınır ve domuzların mîde ve bağırsakları yoluyle kana geçer, domuzun muhtelif yerlerinde yerleşir. İnsanlar domuz eti yiyince, kurtçuk tekrar insan bağırsağına dönerek gelişimim temamlar ve şerit hâlini alır. Bu kurtçuklar mîde, bağırsak yoluyla kana geçer; göz, beyin gibi önemli organlarda ağır hastalık tabloları gösterir ve şahsın başını yer.

Ülkemizde, domuzdan geçen hastalıklar 1984 yılına kadar ancak yerli hiristiyanlarda ve bu arada

bilhassa İmroz adasındaki domuz besleyen ermenilerde görülüyordu.

(Darısı, Ermenistandakilerin başına!..)

Nitekim o devrede, İstanbul'daki YEDİKULE hastahânesinde, domuz eti yediklerini söyleyen bir ermeni kadında, eşi ve yedi yaşındaki çocuğu ile birlikde TRİŞİN hastalığı teşhis edilmişdi.

Bu üç kişi ile birlikde 13 kişinin ayni domuz etini yedikleri anlaşılmış, bu şahısların hepsi adı geçen hastahâneye davet edilmiş, tahlilleri yapılmış ve trişin hastası oldukları teşhis edilmişdir.

EVET: 1984 günlerinde domuz eti yiyenlerin, domuzla uğraşanların temamı bir kaç adetden ibâretdi. Domuzlaşanların sayısı ise, bugünkü kadar değildi...

Şimdi, 1994 yılındaki tabloyu, aziz dostum muhterem Şevket Eygi bey kadeşimin, kendi uslübümle takdim etdiğim, şu tebliğlerinden öğrenelim.

DOMUZLAR

Bir kaç gün önceki bir televizyon yayım ile, İstanbul civarında iki domuz çiftliğinin bulunduğu görüntülendi. Birinde: 1000, diğerinde: 700 domuz olduğu bildirildi.

Domuzların, bâzan bir defasında 20 yavru doğurduğu ve kendi kazuratları dâhil her türlü pisliği yedikleri, bilinen bir gerçek...

Bu pis hayvanların etlerinin memleketimizde yalnız turistler ve gayr-i müslimler tarafından yenilmekde olduğu haberi ise, gerçek dışı...

Maalesef, bugün İstanbul'un civarı, adım adım domuz-hânelerle dolmuş vaziyetde; ve buraları 55 ile 1000 civarında hınzır yâni domuz tarafından pislenmekde... Diğer tarafdan bu etler kıyma, sos, salam, sucuk, köfte yapılıb halkımıza yutdurulmakda...

Gelen turistlerin herbiri, domuz kadar domuz eti yeseler, bunca domuzun etini tüketemezler...

Türkiye'deki gayr-i müslimlerin sayısı ise çok az... Yekûn îtibariyle 3-4 bin kadar rum, 30-40 bin kadar ermemden ibaret....

Bunlar da bu kadar domuz etini yeyip bitiremezler, herhalde...

Marmara ve Trakya bölgesinde kontrolsüz, teftişsiz yüzlerce domuz çiftliği var... İşin fecî tarafı, bunların üretdikleri etler, Müslüman halka yedirilmekde... Bu yetmiyormuş gibi, dışarıdan da bol mikdarda domuz eti, domuz yağı ihtâl edilmekde...

1985 yılında bir domuz polemiği başlatıldı, Türkiye'de... Ne kadar lâik, çağdaş, dinsiz, Allah'sız, kimi komünist, kimi Amerikan'cı İslâm düşmanı ve çok yönden özürlü varsa, hep bir ağızdan yaygara kopartarak; Türk milletinin sağlıklı beslenme mes'elesinin ancak domuz eti üreterek ve bunları iştahla yedirerek halledilebileceği yazıldı, söylendi... Ve domuz aleyhinde olan Müslüman halkımıza şiddetle saldırıldı...

Düzen; lâik olduğu için, elbetde domuzu yasak etmez, ve etmek de istemez.

İş bu lâiklerin yakın dostu ve müttefiKi olan İsrail'de ise domuz etinin üretimi ve ithâli resmen yasak.

Müslümanlar; domuzlukla, domuzculukla ciddî

olarak mücâdele edecek zekâya, kültüre, birliğe, vasfa, teşkilata ne zaman sâhib olacaklar?... Ve, Kur'anî idrâke ne zaman erişecekler...

M. Şevket Eygi

• • •

İnsanın-insanlığın, toplumun-toplumların, lâikin-ateistin, çağdaşın-devrimbazın, ve bunlar vâsıtasıyle ülkelerin ve bilhassa ülkemizin... üstüne çullanan; ve nesilleri ahlâkından, sağlığından, namusundan... iffetinden yoksun kılan bu hâlin, yânî domuzlaşmanın, yegâne sebebi:

Yüce Mevlâ'nın KUR'ÂN-I HAKÎM'deki şu apaçık emr ü fermanına uymamakdır:

(Leş, kan, DOMUZ ETİ, Allah'dan başkası adına boğazlanan hayvanlar, fal okları-yânî kumar ve şans oyunları- üzerinize, yânî size, haram kılınmışdır.

Kur'ân-ı Kerîm, sayfa: 146, sûre: En'âm, âyet: 145

EVET: Yüce Mevlâmızın,

• Helâl dediklerinde: Sağlık vardır, kurtuluş vardır, hayat vardır.

• Haram dediklerinde ise: Maraz vardır, azâb vardır, memat vardır...

(3) Dr. Recweg, H.H.: A.G.E.

(4) İbn-i Haldun; Domuz eti yiyenlerin kıskançlık hislerinde sönüklük olduğunu, bu hususun domuz etinin, beyindeki merkezde uyuşturucu tesirinden ileri geldiğinden bahseder.

Domuz, hayvanlar âleminde dişisini kıskanmayan tek yaratık olarak bilinir. Bu bize, dişisini kıskanmayanların, domuz meşrebli olduklarını hatırlat mıyor mu?