DOMUZ ETİ VE HASTALIK SEBEBLERİ
Domuz; karakteri kadar, yemek artıkları ve leşlerle beslenmesi yönünden de zararlı bir hayvandır.

Domuz; bütün Dünyâda mikroplu artıklarla beslenir; bunun için hiç bir hayvanın beslenmesi domuzun ki kadar kolay ve mîde bulandırıcı değildir.

Alman hekim RECKEWEG: Türkçesi (İnsan sağlığı) mânâsına gelen kitabında şöyle diyor:

(Almanya'da domuzlar hastahâne artıklarıyle beslenir ve hastalara âid cerahatli sargı bezleri, yakılmak yerine domuzlara atılır. Böylece domuzla insan arasında zehirli ve mikroplu hastalık yapıcılarının bir dolaşımı sağlanmış olur. Aslında bu artıklar domuza verilmese bile domuz, tabiatının gereği olarak buldukça her türlü pisliği yer ve mikrop dolaşımını devam etdirir)

(Böylece domuzun bütün dokuları, özellikle lenf sistemi, çeşitli mikroplarla dolar ve insana her türlü hastalığı bulaştıracak hâle gelir.)

(Domuz eti yiyenlerin pek çoğu domuz etinin bu zararlarım pekâlâ bilirler; fakat ucuz olduğu için gene de yemeye devam ederler; halbuki insana domuz etinden bulaşabilecek hastalıkların tedavisi için ne harcayacaklarım her halde hiç düşünmezler.)

(Almanya'da Karaormanlar Bölgesinde çeşitli hastalıklara tutulmuş bir çiftçi ailesinde:

• Baba: Eklem kireçlenmesi, kalça veremi;

• Anne: Bacaklarda ekzama ve çıbanlar,

• Kızları: Bademcik iltihabı ve kalb yetmezliği,

• Oğulları: Ayni hastalık ve kan çıbanı,

• Diğer oğullarında: Akciğerde su toplanması... vardı..

(Kendilerine, bu hastalıklarının sebebinin çiftliklerinde besledikleri domuzlar olduğunu bildirerek uyardım.)

(Bu aile, domuzlarını satdılar, o çiftlikde İslâm ülkelerinde olduğu gibi- koyun sürüleri otlamaya başladı; ve onlar, ya temâmen veya büyük ölçüde hastalıklarından kurtulmuş oldular...)

Doktor RECKEWEG; domuz etinde bulunan bu zehirli hastalıkların sebebini (Sutoksin) olarak adlandırıyor; ve bunu, domuz etini yiyenlerde görülen hastalıkların baş sorumlusu olarak kabul ediyor.

Dr. RECKEWEG: İkinci Dünyâ Savaşında ROMMEL'in kuzey Afrika seferinde, askerlerin ayaklarında görülen bir çeşid yaradan -Trofik ülserden bahsediyor. Bu yaraların hiç bir ilaçla geçmediğini, askerlerin muharebeye iştirak edemediğini; bu hastalığın yerli halkda -Müslümanlar'da- görülmediğini; ordunun beslenmesi yerli halkın gıdasına göre ayarlanınca askerlerdeki bu yaraların temâmen kaybolduğunu söylüyor.