SAKINILMASI GEREKEN HARAMLAR

 

 
 

 

insanın hafife aldığı

sakınılması gereken

HARAMLAR

محرمات استهان بها كثير من الناس يجب الحذر منها

باللغة التركية

 

Yazan

Muhammed Salih el-Muneccid

 

Çeviren

Muhammed Şahin

 


GİRİŞ

Hamd, yalnızca Allah'adır. O’na hamd eder, O’ndan yardım ve mağfiret dileriz. Nefislerimizin şerrinden ve amellerimizin kötülüklerinden Allah'a sığınırız.Allah kimi hidâyete erdirirse,onu saptıracak kimse yoktur. Kimi de (hidâyetten) saptırırsa, onu hidâyete erdirecek kimse yoktur. Allah’tan başka hak ilah olmadığına şehâdet ederim. O birdir ve hiçbir ortağı yoktur. Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in O’nun kulu ve elçisi olduğuna şehâdet ederim.

Şüphesiz Allah Teâlâ ihmal edilmesi câiz olmayan birtakım farzları farz kılmış,aşılması câiz olmayan birtakım sınırlar belirlemiş ve çiğnenmesi câiz olmayan birtakım şeyleri haram kılmıştır.

Nitekim Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- bu konuda şöyle buyurmuştur:

(( مَا أَحَلَّ اللهُ فِي كِتَابه فَهُوَ حَلاَلٌ، وَمَا حَرَّمَ فَهُوَ حَرَامٌ، وَمَا سَكَتَ عَنْهُ فَهُوَ عَافِيَةٌ، فَاقْبَلُوا مِنَ اللهِ عَافِيَتَهُ، فَإِنَّ اللهَ لَمْ يَكُنْ يَنْسَى شَيْئًا، ثُمَّ تَلاَ هَذِهِ الْآيَة: ﴿... وَمَا كَانَ رَبُّكَ نَسِيّٗا ٦٤ ﴾ [مريم: ٦٤] )) [رواه الحاكم وحسنه الألباني في غاية المرام]

"Allah’ın, Kitab’ında helal kıldığı şey helal, haram kıldığı şey de haramdır. Sustuğu şeyler ise bağışlanmıştır. Bu sebeple Allah’tan olan bu bağışa (affa) râzı olun. Çünkü Allah hiçbir şeyi unutmuş değildir."[1]

Sonra şu âyeti okudu:

"Senin Rabbin unutkan değildir."[2]

Haramlar, Allah -azze ve celle-’nin koymuş olduğu sınırlardır.

Nitekim Allah Teâlâ bu konuda şöyle buyurmuştur:

﴿ ... وَمَن يَتَعَدَّ حُدُودَ ٱللَّهِ فَقَدۡ ظَلَمَ نَفۡسَهُۥۚ...﴾ [سورة الطلاق من الآية: ١]

"İşte bunlar, Allah’ın koymuş olduğu sınırlardır. Kim bu sınırları aşarsa, gerçekten kendine zulmetmiş olur."[3]

Allah Teâlâ, sınırlarını aşan ve haramlarını çiğneyenleri tehdit ederek şöyle buyurmuştur:

﴿ وَمَن يَعۡصِ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥ وَيَتَعَدَّ حُدُودَهُۥ يُدۡخِلۡهُ نَارًا خَٰلِدٗا فِيهَا وَلَهُۥ عَذَابٞ مُّهِينٞ ١٤ ﴾ [سورة النساء الآية: ١٤]

"Kim Allah’a ve elçisine karşı gelir ve O'nun (Allah'ın) sınırlarını aşarsa, Allah, onu devamlı kalacağı bir ateşe sokar ve onun için alçaltıcı bir azap vardır." [4]

Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in:

(( مَا نَهَيْتُكُمْ عَنْهُ فَاجْتَنِبُوهُ، وَمَا أَمَرْتُكُمْ بِهِ فَافْعَلُوا مِنْهُ مَا اسْتَطَعْتُمْ.))

[رواه مسلم]

"Size neyi yasakladıysam ondan sakının, neyi de emrettiysem, ondan gücünüz yettiği kadarını yapın."[5]

Emri gereğince, haramlardan uzak durmak gerekir.

Nefsine uymuş, zayıf kişilikli ve bilgisiz birtakım insanların, arka arkaya haramların zikredildiğini işitince kızdığını ve şöyle söylediğini görürsünüz:

"Her şey haram.Haram kılmadığınız bir şey bırakmadınız. Hayatımızdan bıktırdınız. Yaşantımızı kararttınız ve canımızı sıktınız. Siz, haramdan ve haram kılmaktan başka bir şey bilmez misiniz? Dîn kolaylıktır, dînde genişlik vardır. Allah çok bağışlayıcı ve merhamet edicidir."

Onlara cevap olarak şöyle deriz:

Allah -celle ve alâ- dilediği hükmü koyar. O’nun hükmüne itiraz edecek yoktur. O, hikmet sahibidir ve her şeyden haberdardır. Allah Teâlâ dilediğini helal, dilediğini de haram kılar. Allah Teâlâ’ya kulluğumuzun gereklerinden birisi de, O’nun verdiği hükme râzı olmak ve tam teslimiyet göstermektir.

Allah Teâlâ’nın hükümleri ilmi, hikmeti ve adaletinden kaynaklanmıştır. Anlamsız boş şeyler ve oyun/eğlence değildir.

Nitekim Allah Teâlâ bu konuda şöyle buyurmuştur:

﴿ وَتَمَّتۡ كَلِمَتُ رَبِّكَ صِدۡقٗا وَعَدۡلٗاۚ لَّا مُبَدِّلَ لِكَلِمَٰتِهِۦۚ وَهُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلۡعَلِيمُ ١١٥

[سورة الأنعام الآية: ١١٥]

"Rabbinin sözü doğruluk ve adalet bakımından tamdır. O’nun sözlerini değiştirecek kimse yoktur. O her şeyi işiten ve bilendir."[6]

Allah -azze ve celle-, helal ve haram ölçüsünün odak noktasını bize açıklayarak şöyle buyuruyor:

﴿...وَيُحِلُّ لَهُمُ ٱلطَّيِّبَٰتِ وَيُحَرِّمُ عَلَيۡهِمُ ٱلۡخَبَٰٓئِثَ...﴾ [سورة الأعراف من الآية: ١٥٧]

 "O (Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-) onlara (yiyecek ve içeceklerden) temiz ve güzel olan şeyleri helal, pis şeyleri haram kılar."[7]

Temiz ve güzel olan şeyler helal, pis ve çirkin olan şeyler ise, haramdır.

Bir şeyi helal ya da haram kılma yetkisi, yalnızca Allah Teâlâ'ya âittir.

Kim bu hakkın kendisinde olduğunu iddiâ eder veya başkasının bu hakka sahip olduğunu kabul ederse, dînden çıkaran büyük küfre girmiş olur.

Nitekim Allah Teâlâ bu konuda şöyle buyurmuştur:

﴿ أَمۡ لَهُمۡ شُرَكَٰٓؤُاْ شَرَعُواْ لَهُم مِّنَ ٱلدِّينِ مَا لَمۡ يَأۡذَنۢ بِهِ ٱللَّهُۚ ...

 [سورة الشورى الآية: ٢١]

"Yoksa onların (müşriklerin) Allah'ın izin vermediği bir dîni meşrû kılan ortakları var? Eğer Allah'ın süre tanıyarak onlara dünyada azap etmeyeceğine dâir kazâ ve kaderi olmasaydı, derhal onların aralarında azap etmek sûretiyle hüküm verilirdi. Şüphesiz zâlim (kâfir)ler için (kıyâmette) acıklı bir azap vardır."[8]

Ayrıca, Kur’an ve sünneti bilen ilim ehlinin dışında hiç kimsenin helal ve haram hakkında konuşması câiz değildir. Bilgisizce helal ve haram kılan kimse hakkında şiddetli uyarı gelmiştir.

Nitekim Allah Teâlâ bu konuda şöyle buyurmuştur:

﴿ وَلَا تَقُولُواْ لِمَا تَصِفُ أَلۡسِنَتُكُمُ ٱلۡكَذِبَ هَٰذَا حَلَٰلٞ وَهَٰذَا حَرَامٞ لِّتَفۡتَرُواْ عَلَى ٱللَّهِ ٱلۡكَذِبَۚ ... ﴾ [سورة النحل من الآية: ١١٦]

"Dillerinizin uydurduğu yalana dayanarak: 'Bu helaldir, şu da haramdır' demeyin. Çünkü Allah’a karşı yalan uydurmuş oluyorsunuz."[9]

Haramlığı kesin olan şeyler hem Kur’an'da, hem de Sünnet’te de bildirilmiştir.

Nitekim Allah Teâlâ bu konuda şöyle buyurmuştur:

﴿ ۞قُلۡ تَعَالَوۡاْ أَتۡلُ مَا حَرَّمَ رَبُّكُمۡ عَلَيۡكُمۡۖ أَلَّا تُشۡرِكُواْ بِهِۦ شَيۡ‍ٔٗاۖ وَبِٱلۡوَٰلِدَيۡنِ إِحۡسَٰنٗاۖ وَلَا تَقۡتُلُوٓاْ أَوۡلَٰدَكُم مِّنۡ إِمۡلَٰقٖ نَّحۡنُ نَرۡزُقُكُمۡ وَإِيَّاهُمۡۖ وَلَا تَقۡرَبُواْ ٱلۡفَوَٰحِشَ مَا ظَهَرَ مِنۡهَا وَمَا بَطَنَۖ وَلَا تَقۡتُلُواْ ٱلنَّفۡسَ ٱلَّتِي حَرَّمَ ٱللَّهُ إِلَّا بِٱلۡحَقِّۚ ذَٰلِكُمۡ وَصَّىٰكُم بِهِۦ لَعَلَّكُمۡ تَعۡقِلُونَ ١٥١ ﴾ [سورة الأنعام الآية: ١٥١]

"(Ey Nebi! Onlara) de ki: Gelin, Rabbinizin neleri haram kıldığını size okuyayım: (İbâdette hiçbir şeyi) O’na ortak koşmayın.Ana-babaya iyilikte bulunun. Fakirlik korkusuyla evlatlarınızı öldürmeyin. Zirâ sizin de, onların da rızkını biz veririz. Kötülüklerin açığına da, gizlisine de yaklaşmayın.[10] Allah’ın haram kıldığı cana haksız yere kıymayın! İşte bunlar (yasaklar), Rabbinizin size emrettiği şeylerdir.Umulur ki (Allah’ın emir ve yasaklarını) akıl edersiniz."[11]

Sünnet’te de haram kılınan bir çok şey bildirilmiştir.

Nitekim Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bu konuda şöyle buyurmuştur:

(( إِنَّ اللهَ حَرَّمَ بَيْعَ الْخَمْرِ وَالْمَيْتَةِ وَالْخِنْزِيرِ وَالْأَصْنَامِ.))

[رواه أبو داود وصححه الألباني]

"Şüphesiz Allah; içkinin, ölmüş hayvanın etini, domuzun ve putların satışını haram kılmıştır."[12]

Yine Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:

(( إِنَّ اللهَ إِذَا حَرَّمَ عَلَى قَوْمٍ شَيْئًا حَرَّمَ عَلَيْهِمْ ثَمَنَهُ.)) [رواه أحمد والداقطني]

"Şüphesiz Allah, bir topluluğa bir şeyi haram kıldığı zaman, onun ücretini de haram kılar."[13]

Bazen, naslar arasında -Allah Teâlâ’nın yiyeceklerle ilgili haramları bildirmesi gibi- belirli bir grup haramdan bahsedilir.

Nitekim Allah Teâlâ bu konuda şöyle buyurmuştur:

﴿ حُرِّمَتۡ عَلَيۡكُمُ ٱلۡمَيۡتَةُ وَٱلدَّمُ وَلَحۡمُ ٱلۡخِنزِيرِ وَمَآ أُهِلَّ لِغَيۡرِ ٱللَّهِ بِهِۦ وَٱلۡمُنۡخَنِقَةُ وَٱلۡمَوۡقُوذَةُ وَٱلۡمُتَرَدِّيَةُ وَٱلنَّطِيحَةُ وَمَآ أَكَلَ ٱلسَّبُعُ إِلَّا مَا ذَكَّيۡتُمۡ وَمَا ذُبِحَ عَلَى ٱلنُّصُبِ وَأَن تَسۡتَقۡسِمُواْ بِٱلۡأَزۡلَٰمِۚ ...﴾ [سورة المائدة من الآية: ٣]

"Leş, kan, domuz eti, Allah’tan başkası adına boğazlanan; (ölmeden yetişip kestikleriniz hariç) boğulmuş, (taş ve ağaç ile) vurularak öldürülmüş, yukardan yuvarlanıp ölmüş, boğazlanıp ölmüş, yırtıcı hayvanlar tarafından parçalanmış hayvanlar; dikili taşlar (putlar) üzerine boğazlanmış hayvanlar ve fal oklarıyla kısmet aramanız size haram kılındı." [14]

Allah Teâlâ nikahla ilgili haramları belirterek şöyle buyurmuştur:

﴿ حُرِّمَتۡ عَلَيۡكُمۡ أُمَّهَٰتُكُمۡ وَبَنَاتُكُمۡ وَأَخَوَٰتُكُمۡ وَعَمَّٰتُكُمۡ وَخَٰلَٰتُكُمۡ وَبَنَاتُ ٱلۡأَخِ وَبَنَاتُ ٱلۡأُخۡتِ وَأُمَّهَٰتُكُمُ ٱلَّٰتِيٓ أَرۡضَعۡنَكُمۡ وَأَخَوَٰتُكُم مِّنَ ٱلرَّضَٰعَةِ وَأُمَّهَٰتُ نِسَآئِكُمۡ وَرَبَٰٓئِبُكُمُ ٱلَّٰتِي فِي حُجُورِكُم مِّن نِّسَآئِكُمُ ٱلَّٰتِي دَخَلۡتُم بِهِنَّ فَإِن لَّمۡ تَكُونُواْ دَخَلۡتُم بِهِنَّ فَلَا جُنَاحَ عَلَيۡكُمۡ وَحَلَٰٓئِلُ أَبۡنَآئِكُمُ ٱلَّذِينَ مِنۡ أَصۡلَٰبِكُمۡ وَأَن تَجۡمَعُواْ بَيۡنَ ٱلۡأُخۡتَيۡنِ إِلَّا مَا قَدۡ سَلَفَۗ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ غَفُورٗا رَّحِيمٗا ٢٣ [سورة النساء الآية: ٢٣]

"(Ey mümin erkekler!) Şunlarla nikâhlanmanız size haram kılınmıştır: Anneleriniz, kızlarınız, kız kardeşleriniz, halalarınız, teyzeleriniz, kardeş kızları, kız kardeş kızları, sizi emziren süt anneleriniz, süt kız kardeşleriniz, kayınvalideleriniz, kendileriyle zifafa girdiğiniz eşlerinizden olup evlerinizde bulunan üvey kızlarınız, fakat zifafa girmediğiniz eşlerinizin kızlarını nikâhlamanızda beis yoktur. Keza öz oğullarınızın eşleri ile evlenmeniz ve iki kız kardeşi nikâhınız altında birleştirmeniz de haram kılındı. Ancak daha önce geçen geçmiştir. Çünkü Allah gafur ve rahîmdir (çok affedicidir, merhamet ve ihsanı boldur)."[15]

Yine Allah -azze ve celle- kazançlarla ilgili haramları zikrederek şöyle buyurmuştur:

﴿ ... وَأَحَلَّ ٱللَّهُ ٱلۡبَيۡعَ وَحَرَّمَ ٱلرِّبَوٰاْۚ ...﴾ [سورة البقرة من الآية: ٢٧٥]

"Allah; alışverişi helâl, fâizi haram kılmıştır."[16]

Ayrıca kullarına karşı merhametli olan Allah Teâlâ, çokluk ve çeşit bakımından sayılamayacak kadar temiz ve güzel şeyleri bizlere helal kılmıştır. Bunun içindir ki, sayılamayacak kadar çok olmasından dolayı, Allah Teâlâ mübah olan şeyleri tek tek bildirmemiştir. Ancak sınırlı olduğundan dolayı bilmemiz ve sakınmamız için haramları tek tek belirtmiştir.

Nitekim Allah Teâlâ bu konuda şöyle buyurmuştur:

﴿ ...وَقَدۡ فَصَّلَ لَكُم مَّا حَرَّمَ عَلَيۡكُمۡ إِلَّا مَا ٱضۡطُرِرۡتُمۡ إِلَيۡهِۗ ...

[سورة الأنعام من الآية: ١١٩]

"Allah, -çaresiz yemek zorunda kaldığınız dışında- haram kıldığı şeyleri size detaylı bir şekilde açıklamıştır."[17]

Helal olan şeyleri ise, temiz ve güzel olmak kaydıyla, genel olarak bildirmiştir.

Nitekim Allah Teâlâ bu konuda şöyle buyurmuştur:

﴿ يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ كُلُواْ مِمَّا فِي ٱلۡأَرۡضِ حَلَٰلٗا طَيِّبٗا وَلَا تَتَّبِعُواْ خُطُوَٰتِ ٱلشَّيۡطَٰنِۚ إِنَّهُۥ لَكُمۡ عَدُوّٞ مُّبِينٌ ١٦٨ ﴾ [سورة البقرة الآية: ١٦٨]

"Ey insanlar!  Yeryüzünde bulunanların helal ve temiz olanlarından yiyin. Fakat şeytanın peşinden gitmeyin. Zirâ o, sizin apaçık düşmanınızdır."[18]

Haramlılığına ilişkin bir delil bulunmadıkça eşyada aslolanın helal olması, Allah Teâlâ'nın rahmetindendir. İşte bu, Allah Teâlâ’nın kereminden ve kullarına gösterdiği genişliktendir. Bize düşen görev ise, O'na itaat edip hamd etmek ve O'na şükretmektir.

Bazı insanlar, haramların tek tek sayıldığını görünce şer’i hükümlere tahammülsüzlükleri sebebiyle sıkılırlar. Bu, onların îmanlarının zayıflığından ve şeriatı gereği gibi anlayamamalarından kaynaklanmaktadır. Bu gibi kimseler, dînin kolaylık olduğuna ikna olmaları için acaba helal olan şeylerin kendilerine birer birer sayılmasını mı isterler? Şeriatın yaşamlarını zorlaştırmadığından şüpheleri kalmaması için temiz ve güzel şeylerin çeşitlerinin kendilerine tek tek sıralanmasını mı beklemektedirler?

Kesilmiş deve, sığır, keçi-koyun, tavşan, geyik, dağ keçisi, tavuk, güvercin, ördek, kaz ve deve kuşu etinin...

Çekirge ve balık ölüsünün...

Sebzelerin, baklagillerin, meyvelerin, diğer tahılların ve faydalı ürünlerin...

Su, süt, bal, yağ ve sirkenin...

Tuz, kişniş ve baharatların...

Tahta, demir, kum, çakıl, plastik, cam ve kauçuk kullanmanın...

Binek hayvanlarına, arabalara, trenlere, gemilere ve uçaklara binmenin...

Klima,buzdolabı, çamaşır makinası, kurutma makinası, öğütme makinası, hamur yoğurma makinası, kıyma makinası ve meyve sıkacağı kullanmanın...

Tıp, mühendislik, ölçü, gözetleme, astronomi, yapı, su ve petrol çıkarma, madencilik, arıtma, tahliye, matbaacılık ve bilgisayar alanlarında kullanılan çeşitli aletlerin...

Pamuk, keten, koyun ve deve yünü, tüy ve kullanılması mübah olan derilerin...

Naylon ve polyesterden yapılan giysileri giymenin...

Bütün bunların helal olduğunun kendilerine söylenmesini mi istemektedirler?

Nikahta, alışverişte, kefâlet ve havale işlemlerinde, kira konusunda,marangozluk, demircilik, tamircilik ve âletleri tamir etme gibi mesleklerde ve çobanlık yapmada aslolanın helallik olduğunu söylemek mi gerekiyor?

Saymaya ve sıralamaya devam edecek olursak, bunları bitirebilir miyiz acaba? Buna rağmen, onlara ne oluyor ki neredeyse bahsedileni hiç anlamıyorlar!?

Dînin kolaylık olduğunu ileri sürmelerine gelince, bu söz haktır, doğrudur. Fakat istenilen ve kastedilen şey bâtıldır. Bu dîndeki kolaylık anlayışı, insanların arzularına ve görüşlerine göre değildir. Aksine, şeriatın getirdiği ölçüye göredir. Şüphesiz dîn kolaylıktır, bunda şüphe yoktur. Dînin kolaylık olduğunu bâtıl bir şekilde öne sürerek haram işlemeye delil getirmekle şer’i kolaylıkları ve ruhsatları kullanmak arasında büyük fark vardır. Namazları birleştirmek (cem’) ve kısaltmak (kasr), yolculukta oruç tutmamak; yolcu olmayanın bir gün-bir gece, yolcu olanın üç gün-üç gece mesh ya da çorapların üzerine mesh etmesi; su kullanımından korkulduğu zaman teyemmüm yapılması, hastalık veya şiddetli yağmur anında namazın birleştirilmesi, evlenmek isteyenin evlenmek istediği namahrem kadına bakmasının câiz oluşu, yemînin keffâretinde köle azad etmek, fakiri doyurmak veya giydirmek arasındaki seçiminin serbest bırakılması, çaresizlik anında leş yemenin câiz oluşu gibi konular,ruhsatlardan ve dînî kolaylıklardandır.

Bunlara ilâve olarak müslümanın,haram olan şeylerin haram kılınmasında hikmetler olduğunu bilmesi gerekir.

Bu hikmetlerden bazıları şunlardır:

· Allah Teâlâ, bu haramlarla kullarının ne yaptıklarına bakmak için imtihan eder.

· Cennet ehlinin cehennem ehlinden üstün olmasının sebeplerinden birisi de cehennem ehlinin cehennemi kuşatan şehvetlere dalmaları, cennet ehlinin ise cennet yolundaki zorluklara sabır göstermesidir. Şayet bu imtihan olmasaydı, isyan eden ile itaat eden belli olmaz ve birbirinden ayırt edilmezdi. Îman sahipleri, mükellefiyetlerin zorluğuna sevap kazanma gözüyle ve Allah Teâlâ'nın emrini yerine getirerek rızâsını kazanma gözüyle bakar. Böylelikle zorluk onlara kolay gelir. Münâfıklara gelince, onlar, mükellefiyetlerin zorluğuna sıkıntı, ızdırap ve yoksunluk anlayışıyla bakar. Bu sebeple onlara çok çetin olur ve itaat onlara zor gelir.

· İtaatkar kimse haramları terk etmekle haz duyar. Kim Allah için bir şeyi terk ederse, Allah, o terk ettiği şeyden daha hayırlısını ona verir ve o kişi kalbinde îmânın lezzetini hisseder.

Değerli okuyucu, şeriatta haram oluşu kesin sâbit olan bazı haramları, Kur’an ve Sünnet’ten haram olduğuna delâlet eden delillerle birlikte bu kitapta bulacaktır.[19] Bu yasaklar,müslümanlar arasında yaygınlaşan ve birçok kişinin yaptığı şeylerdir.Ben, bunları dile getirmekle, açıklamayı ve öğüt vermeyi diledim.Allah Teâlâ'dan kendim ve müslüman kardeşlerim için hidâyet ve başarı, Allah Teâlâ'nın sınırları önünde durmayı, bizi haramlardan uzaklaştırmasını ve kötülüklerden korumasını dilerim.

Allah Teâlâ ne güzel koruyucudur ve merhamet edenlerin en merhametlisidir.


 

[1] Hâkim: 2/375, Elbani, "Ğayetü’l-Meram", s: 14'de hadisin "Hasen" olduğunu belirtmiştir.

[2] Meryem Sûresi: 64

[3] Talak Sûresi: 1

[4] Nisâ Sûresi: 14

[5] Müslim, Kitabu’l-Fedâil. Hadis no: 130 (Abdulbaki baskısı )

[6] En'âm Sûresi: 115

[7] A'râf Sûresi: 157

[8] Şûrâ Sûresi: 21

[9] Nahl Sûresi: 116

[10] Müfessirler âyetin bu kısmını şöyle de tefsîr etmişlerdir: "Sizinle insanlar arasındaki günahlarla sizinle Allah Teâlâ arasında olan günahlara yaklaşmayın." (Çeviren)

[11] En'âm Sûresi: 151

[12] Ebu Davud, 3486, Sahih-i Ebî Dâvûd: 977.

[13] İmam Ahmed ve Dârekutni: 3/7. Sahih hadistir.

[14] Mâide Sûresi: 3

[15] Nisâ Sûresi: 23

[16] Bakara Sûresi: 275

[17] En'âm Sûresi: 119

[18] Bakara Sûresi: 168

[19] Bazı alimler, haramlarla ya da -büyük günahlar gibi- belirli haram çeşitleriyle ilgili kitaplar yazmıştır.Haramlar konusundaki değerli kitaplar-dan biri de İbn-i Nehhas ed-Dımeşki’nin -Allah Teala ona rahmet etsin- “Tenbihul Ğafilin an A’mâli’l-Câhilin” isimli eseridir.