SAKINILMASI GEREKEN HARAMLAR

 

 

 

 

Geri ödeme niyetinde olmadığı halde başkasından borç istemek:

Kulların hakları, Allah katında büyüktür.Kişi, belki tevbe ile Allah’a olan borcundan kurtulur, fakat kulların hakları, dinar ve dirhemle değil de, sevaplar ve günahlarla hesaplanacağı gün gelmeden önce mutlaka ödenmelidir.

Nitekim Allah Teâlâ bu konuda şöyle buyurmuştur:

﴿ ۞إِنَّ ٱللَّهَ يَأۡمُرُكُمۡ أَن تُؤَدُّواْ ٱلۡأَمَٰنَٰتِ إِلَىٰٓ أَهۡلِهَا ... ﴾[سورة النساء من الآية: ٥٨]

"Şüphesiz Allah size, emânetleri sahiplerine vermenizi emreder..."[1]

Toplumda yaygın davranışlardan birisi de, borç istemekte gevşek davranmaktır.Bazı insanlar, zorunlu ihtiyaç için değil de, bolluk içerisinde yaşama arzusuyla ve araba, ev eşyası gibi geçici ve yok olmaya mahkum dünya malını yenileme konusunda başkalarıyla yarışabilmek için borç alırlar. Böyle kimseler genelde -çoğu şüpheli veya haramdan uzak olmayan- taksitli satışlar âlemine dalarlar.

Borç alma konusunda gevşek davranmak, ödemeyi geciktirmeye sebep olur veya başkalarının mallarının kaybolmasına yol açar.

Nitekim Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- bu durumun sonucuna dikkat çekerek şöyle buyurmuştur:

(( مَنْ أَخَذَ أَمْوَالَ النَّاسِ يُرِيدُ أَدَاءَهَا أَدَّى اللهُ عَنْهُ، وَمَنْ أَخَذَ يُرِيدُ إِتْلاَفَهَا أَتْلَفَهُ اللهُ.)) [رواه البخاري]

"Kim, insanların mallarını geri ödemek üzere (borç olarak) alırsa, Allah da onun (borcunu ödemesine) yardım eder.Kim de (insanların mallarını) yok etmek ve onu zarara uğratmak üzere alırsa,Allah da (onun yaşamını ve nefsini) mahvedip yok eder."[2]

İnsanlar, borç hususunda oldukça vurdumduymaz davranırlar ve onun basit bir şey olduğunu sanırlar. Oysa borç olayı, Allah katında büyüktür. Hatta (Allah yolunda) şehit olan kimse bile; (Allah katında) büyük ayrıcalıklara, çokça sevaba ve yüce mertebeye sahip olmasına rağmen borcun sorumlulu-ğundan kurtulamaz.

Bunun delili, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in şu sözüdür:

(( سُبْحَانَ اللَّهِ! مَاذَا نُزِّلَ مِنَ التَّشْدِيدِ فَسَكَتْنَا وَفَزِعْنَا فَلَمَّا كَانَ مِنَ الْغَدِ، سَأَلْتُهُ يَا رَسُولَ اللهِ! مَا هَذَا التَّشْدِيدُ الَّذِي نُزِّلَ؟ فَقَالَ: وَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ، لَوْ أَنَّ رَجُلاً قُتِلَ فِي سَبِيلِ اللهِ، ثُمَّ أُحْيِيَ ثُمَّ قُتِلَ، ثُمَّ أُحْيِيَ ثُمَّ قُتِلَ وَعَلَيْهِ دَيْنٌ، مَا دَخَلَ الْجَنَّةَ حَتَّى يُقْضَى عَنْهُ دَيْنُهُ.)) [رواه النسائي وصححه الألباني]

"Subhânallah! Allah, borç konusunda ne kadar ağır hükümler indirdi. Nefsim elinde olan (Allah’a) yemîn olsun ki, şayet bir kimse Allah yolunda öldürülse, sonra diriltilip yine öldürülse, sonra üzerinde borç olduğu halde diriltilip yine öldürülse, borcu ödeninceye (veya hasmı dünyada veya âhirette kendisinden râzı oluncaya) kadar cennete giremez."[3]

Bu açıklamadan sonra, borçlanmayı hafife alıp önemsemeyen ve bu konuda kusurlu davranan kimseler, acaba hatalarından dönüp pişmanlık duymazlar mı?



[1] Nisâ Sûresi: 58

[2] Buhârî, Bkz. Fethu’l-Bârî: 5/54.

[3] Nesâî,Bkz. el-Muctebâ: 7/314, Bkz. "Sahîhu’l-Câmi’", hadis no: 3594.