İSLÂM'DA HELÂLLER VE HARAMLAR

 

 
 

 

 

 “EZ'ZEVÂCİR AN İKTİRATÎL-KEBÂİR”

 

İSLÂM'DA HELÂLLER VE HARAMLAR “BÜYÜK GÜNAHLAR”- I

 

Bu Kitab Niçin Yazıldı?

“..., size Rabbinizden bir öğüd, gönüllerde olan (dert)lere bir şi­fâ, mü’minler için bir hidayet ve rahmet gelmiştir. [1]

Hamd, Allah'a mahsustur (O'na hamd ederim). O Allah ki kul­larına olan merhametinden ve kendi şanına yaraşır bir gayretle Kur'an-ı Kerîm'in yasaklayıcı kesin Nas'ları ve bunları açıklayan büyük kişilerin ortaya koydukları açık delilleri ile küçük ve büyük her türlü günahların etrafına yaklaşmağı yasakladı da bu sayede onları her türlü zillet ve cehennem azabından korudu. Onlar da ken­dilerine bu yolda çekidüzen verme imkânını buldular.

Ben, beni her türlü kötülüklerden koruyacak ve iyiliklere yönel­tecek şekilde, Allahu Teâlâ’nın eşi, dengi olmayıp ibadete lâyık olan yalnız kendisi, Efendimiz Muhammed aleyhi'sselâm’ın da O'nun ku­lu ve Resulü olduğuna şehâdet ederim. O peygamber ki, Allahu Teâlâ, emir ve yasaklarında ona uymamızı ve onun ahlâkı ile ahlâklanmamızı emretmiştir. Salât ve selâm ona ve onun, üstün vasıflan hâiz olan “Ashâb”ına olsun.

Bundan sonra bilmiş ol ki, Hicri 753 yılında uzun süre kendi ken­dime kebâir [2] ve kebâir ile ilgili yasaklayıcı, korkutucu ve azâb va'd edici bütün hükümleri delilleri ile birlikte ve gerekli açıklama­ları da içine alan bir eser yazmayı düşündüm. Fakat ne yazık ki te­reddüt içinde kaldım. Çünkü Mekke-i Mükerreme'de gerekli malze­meye sahip değildim. Bu hal, asrının imamı ve zamanının üstadı olan Hafız Ebû Abdullah ez-ZehEbi'ye nisbet edilen bir kitap elime geçin­ceye kadar devam etti. Ne yazık ki bu eser de susuzluğumu gidermek ve maksadımı ifade etmek için kâfi gelmedi. Çünkü bu zat, bu eser­de gerekli araştırma, inceleme ve tertibe riâyet etmedi. İşte bu ve kebâirin çoğalması, insanların gizli ve aşikâre günahlardan kaçınma­maları, beni bu eseri yazmaya sevk etti.

Zira insanlar isyana daldı, şehvetlerine uydu, aldandı ve cennet­ten uzaklaşmaya yöneldiler. Akıbetlerini unuttu, kötülüklere aldırış etmez oldular; Allah'ın azab ve mekrinden emin olmuş bir tavır içi­ne girdiler. Bu mühletin sonucunun bir kahir olacağını anlayamadı­lar. Beşeriyyeti bu vartadan kurtarmak için bir hizmet olmak üzere yukarda anlattıklarımı ve düşündüklerimi içine alan bu eseri yazma­ya başladım. Eserimin bu yönde zecr edici, men' edici, va'z edici olma­sını Allah'tan dilerim. Bu dilek sebebiyledir ki esere Ez-Zevâcib An İktirafil-Kebâir adını verdim.

Arzu ettiğim şekilde tamamlanmasını; şehirli - köylü bütün Müslümanların bundan yararlanarak iç ve dışlarını temizlemelerini Cenâb-ı Hak'tan dilerim. O, bana yeter ve ne güzel koruyucudur. Her hal ü kârda O'na yönelir ve O'ndan yardım dilerim. Güvenim ancak O'nadır. O'na tevekkül eder, O'na dayanırım. O, her şeyin ve Arş'ın Rabbidir. O'nun dilediği olur. Kuvvet ve kudret O'nundur.

Kitabı bir mukaddime ve iki bâb üzere tertip ettim. Mukaddime 'nin tarifini ve âlimlerin kebâir hakkında söylediklerini yaz­dım. Birinci bâbta batini 'leri ve fıkhın bâbları ile ilgisi bulun­mayan  ile ilgili hususları yazdım. İkinci bâbta zahiri kebâir'i Şafiî fıkhına uygun bir üslûp üzere yazdım. Birbirinden daha çirkin ve fahiş olan günahlar hakkındaki açıklamaları ve her birinin merte­besini yerinde açıkladım. Kitaba, tevbenin fazileti hakkında bir de Hatime ekledim. Sonra cehennemi, vasıflarını, cehennemdeki azâb çeşitlerini; daha sonra da cenneti, vasıflarını ve oradaki çeşitli nimet­leri anlattım. Maksadım, insanları cennetten alıkoyup cehennem aza­bına sürükleyen kebair'den korumak ve cennet için gerekli çalışma­ları yaptırmaktır.

Allahu Teâlâ hepimizi cennet ehlinden kılıp Cemâliyle şereflene­cek kullarından eylesin. O, her şeye kaadirdir. Duaları kabul eden de O'dur. Âmîn.[3]

Mütercimlerin Önsözü

Böyle bir eserin tercemesini bize nasib eden Allahu Teâlâ'ya sonsuz hamd-ü senalar ederiz.

Âlemlere rahmet olarak gönderilen yüce peygamberimiz Hazret-i Mukammed'e, O'nun âl ve ashabına salât ve selâm ederiz.

Bundan sonra bilmiş ol ki; yasaklananı terk etmek, emredileni yapmaktan önce gelir. Bunun için her şeyden evvel dinimizin yasaklarını ve özellikle bü­yük günahları bilmemiz lazımdır. Gerçi bunları yedi ve yetmiş olarak sayan birçok kitaplar olduğu gibi, kebâiri ayırmak için her birinin izlediği kuralları da vardır. Fakat müellif Heytemi gibi 476 kebâiri ve bunlarla ilgili delilleri - âyet ve hadîsleri- bir arada toplayan olmamıştır.

Müellif merkum, büyük günahları diğerlerinden ayırmak için üç esas ka­bul etmiştir:

1- Hakkında had -dünyada peşin ceza- vârid olan,

2- Hadisde hakkında şiddetli veid vârid olan,

3- Hakkında telin vârid olan günahlardır.

Eserde kelime farkı ile ayrı ayrı rivayet edilen hadîslerin tercemede çoğu yerde yalnız birinin metin veya terceme olarak alınması ile yetinilmiş, diğer rivâyetlerin de kaynakları gösterilmiştir. Tercemede bütün rivayetlerin buluna­bilen kaynaklan dipnotta belirtilmiştir. Bazı önemli konularda da gerekli açıklamalar yapılmıştır.

Yukarda belirttiğimiz gibi, şimdiye kadar bütün bu günahtan, onlarla ilgi­li rivayetleri; Gazali ve benzeri din âlimlerinin görüşlerini bir araya toplayan böyle bir esere tesadüf etmemiştik. Müfti, vaiz ve imam-hatip gibi bütün din görevlileri ile tüm Müslümanların şiddetle muhtaç olduktan ve aradıklarını kolayca bulabilecekleri bu eseri, bütün din kardeşlerimize dinî bir hizmet olmak üzere terceme etmiş bulunuyoruz.

Tercemede vâki hataların, önce Cenâb-ı Hak'dan ve sonra da muhterem okuyucularımızdan affını dilerken, gördükleri eksiklikleri adresimize bildirme­lerini rica eder, eserin müellifine Cenâb-ı Hak'dan garik garik rahmetler diler­ken; bu tercemeden bütün Müslümanların faydalanmasını ve emeğimizi rızasına muvafık kılmasını Allahu Teâlâ'dan halisane niyaz ederiz.

Mütercimler Ahmed Hulusi Serdaroğlu, Lütfi Şentürk[4]

 

Takriz

 

Şahabeddin lakabıyla anılan Ahmed Heytemi, hicri onuncu yüz­yılda yaşamış Şafii âlimlerinden değerli bir zattır. Muteber eserler vermiştir; bunlar arasında ilk olarak Arabçadan Türkçeye çevrilen “Ez-Zevacir An-İktirafi'1-Kebâir” adındaki eseri, taşıdığı özellikler bakımından büyük bir önem arz eder!

İslâm dininin hükümleri, emirler ve yasaklar diye iki kısma ay­rılır. Yapılması istenen ve yapılmasında sevab bulunan şeylerle ilgi­li hükümler, emirlerdir. Yapılmaması istenen ve yapılmasında bir gü­nah bulunan işlerle ilgili hükümler de yasaklardır. Yayımlanan dini eserlerin çoğu ibadetlerle ilgili konuları ihtiva ettiklerinden, yasaklarla ilgili konulara bu eserlerde dağınık olarak rastlanır. Halbuki iba­det ve muamelâta müteallik konular bu fıkıh kitaplarında bölümle­re ayrılmak suretiyle tertip ve tanzim edilmişlerdir. Merhum Ahmed Heytemi’de bu fıkıh usulüne uygun olarak her konu ile ilgili yasak­lan toplamış ve kaynak olacak bir eser meydana getirmiştir. Haram­lar ve yasaklar konusunda şimdiye kadar böyle geniş bir eser Türk­çeye çevrilmemiştir.

Böyle kaynak olacak bir eseri Türkçeye çevirerek büyük bir boş­luğu doldurmaya muvaffak olan değerli hocamız Ahmed Serdaroğlu'na ve Lütfi Şentürk'e teşekkür etmeyi borç sayarız. Diğer taraf­tan bu kıymetli Kitaba gereken ihtimamı göstererek titizlikle basımı­nı yapan “Kayıhan kayınları” Sahihlerini de tebrik ederken, daha birçok faydalı eserler yayınlayarak irfan âlemine hizmet etmelerini Cenab-ı Hakk'dan niyaz ederim.

A. Fikri Yavuz (İstanbul Eski Müftüsü)[5]


 

[1] Yunus:10/ 57.

[2] Kebair, büyük günahlardır. Müfredinde Kebire denir. Sagair ve sağire de kü­çük günah ve günahlar demektir. Türkçemizdeki büyük ve küçük kelimelerinin Arapça'da çeşitli karşılıkları bulunduğu için, biz, bu terimleri aynen yazacağız. Kebair veya kebire dediğimiz vakit büyük günah ve günahlar; sağair, sağire dediğimiz vakit ise küçük günah ve günahlar anlaşılma­lıdır.

[3] İbn Hacer El-Heytemi, “Ez’zevacir An İktirafil-Kebâir” İslâm'da Helâller Ve Haramlar “Büyük Günahlar”-I, Kayıhan Yayınevi, İstanbul, 1970: V-VI.

[4] İbn Hacer El-Heytemi, “Ez’zevacir An İktirafil-Kebâir” İslâm'da Helâller Ve Haramlar “Büyük Günahlar”-I, Kayıhan Yayınevi, İstanbul, 1970: IX-X.

[5] İbn Hacer El-Heytemi, “Ez’zevacir An İktirafil-Kebâir” İslâm'da Helâller Ve Haramlar “Büyük Günahlar”-I, Kayıhan Yayınevi, İstanbul, 1970: XIII.