İSLÂM'DA HELÂLLER VE HARAMLAR

 

 

 

 

YOLCULUK BÖLÜMÜ

 

99. : Yalnız Başına Yolculuk Yapmak

 

Ahmed, diğer râvileri sikadan olan Muhammed'in oğlu Tîb'den rivayetinde, Ebû Hureyre (r.a.) diyor ki:

“Resûl-i Ekrem, kendisini kadınlara benzetmeye çalışan erkeklerle, kendilerini erkeklere ben­zetmeye çalışan kadınlara ve tek başına çöle yolculuğa çıkanlara la­net etmiştir.” [1]

Buhârî ve diğerlerinin rivayetlerinde Resûl-i Ekrem,

“İnsanlar yalnız başına yolculuktaki benim bildiğim sakıncayı bileydi hiç bir süvari yalnız başına gece yolculuğu etmezdi.”[2], buyurmuştur.

Hâkim'in de Sahihtir dediği rivayetinde, yoldan gelen adamın birine Resûl-i Ekrem:

“Arkadaşın kim idi?” diye sordu. Adam :

“Arkadaşım yoktu, ya Resûlallah, dedi. Resûl-i Ekrem:

Yola çıkan bir süvari şeytan, iki olursa iki şeytan fakat üç kişi olurlarsa işte bunlar bir kafiledir,” buyurdu.

Yine merfû olarak Mâlik, Ebû Dâvûd, hasen olduğunu söyleyen Tirmizi[3], Neseî ve Sahih”inde İbn Huzeyme ve hatta bu Kitabın “Babu'n-Nehy” diye ayırdığı özel bir bölümünde yukarda geçen ri­vayeti anlatmışlardır. Yolcular üçten aşağı olduklarında bunların günahkâr olduklarına delil, Resûl-i Ekrem'in bunlara şeytan adını vermesidir.

Nitekim âyet-i celile'de:                                             

“İnsan ve cin şeytanları geçmiştir”. Burada âsileri demektir. Re­sûl-i Ekrem de onlara şeytan demekle âsi olduklarını kasdetmiştir. Hâkim de Müslim'in şartına göre Sahih dediği bir rivayetinde, “Yol­cu tek olursa bir şeytan, iki olursa iki şeytan, üç olursa bir kafiledir.” buyurulmuştur.

Tembih: Yalnız başına yolculuğu kebâirden saymak, yukardaki hadîsin sarahatinden anlaşılmaktadır. Fakat zahirde imamlarımızın görüşüne uymaz. Zira onlar, yalnız başına yolculuğun mekruh oldu­ğunu açıkça ifâde etmişlerdir. Yollardaki tehlikeleri düşünerek yal­nız başına veya iki kişi ile yola çıkmanın ne derece korkunç olaca­ğım bilerek isyan etmiş olmasıdır.[4]

 

100. : Kadının Eşyasına Zarar Geleceği Korkulan, Bir Yola Tek Başına Çıkması

 

Buhâri ile Müslim'in rivayetlerinde Resûl-i Ekrem:

“Allah'a ve âhiret gününe imanı olan bir kadının (sefer müd­deti olan) üç günlük veya daha uzun yolculuğa çıkması helal olmaz. Meğer yanında babası, kardeşi, kocası, oğlu veya bir mahremi ola.” [5]buyurmuştur. Bir rivayette, “iki gün.”, diğer bir rivayette, “bir gün bir gece.”, başka bir rivayette, “Yalnız bir gün.”, bir diğer rivayette de, “Yalnız bir gece yolculuk helâl olmaz.” şeklindedir.

Ebû Dâvûd ve İbn Huzeyme'nin rivayetlerinde,

“Kadının mahremsiz oniki mil mesafeye çıkması helâl olmaz.” buyurulmuştur.

Tembih: Kadının yalnız başına yola çıkmasının doğuracağı teh­likeler gözönünde tutulursa, bunun büyük günahlardan olduğu ko­laylıkla anlaşılır. Yalnız başına yola çıkan kadının etrafını ahlâksız kimseler çevirir. Onun yalnızlığı zinaya sebep olabilir. Halbuki “Ve­silelere makasid hükmü verilir” kuralı vardır. Mesafe kısa da olsa yolda güven de olsa, yapılan yolculuk nafile hac veya umre de olsa velev ki Tenîm denen yerden kadınlarla beraber de olsa yine yasak­tır. Ancak bu gibi kısa mesafelerde kadının yalnız yolculuk yapması küçük günahlardandır.[6]

 

101. : Uğursuzluk Düşüncesiyle Yola Çıkmamak Veya Yolculuktan Vazgeçmek

 

İbn Mesûd (r.a.) un rivayetinde Resûl-i Ekrem:

“(Şununla karşılaştım, şunu gördüm diye) şüm tutmak ve uğur­suzluk saymak şirktir, şirktir. Ne yazık ki, bu uğursuzluk (telakkisi) herkesin mübtelâ olduğu bir hastalıktır. Ancak Allahu Teâlâ tevek­kül sayesinde bu hastalığı onlardan giderir.” [7]buyurmuştur. Tirmizî ve İbn Mâce de hadisi rivayet etmişler; ancak onların rivayet­lerinde “Uğursuzluk şirktir.” ifadesi bir defa geçmektedir.[8]    

Hafız Ebû'l-Kasım el-Isfahanî ve diğerleri, “Hadîsde ızmar var­dır:

“Bizden hiç kimse yoktur ki, onun kalbinde uğursuzluktan bir şey olmasın.” demektir,” demişlerdir. Hafız el-Munziri ise buna itiraz etmiş ve “Doğrusu, başta Buhari olmak üzere diğerlerinin rivayet ettikleri şekildir. Bunlara göre: den aşağısı mudrec ve İbn Mesûd (r.a.) un ilavesidir, peygamberimizce merfû değildir.” de­miştir. Buhâri'nin Süleyman b. Harb'den rivayeti de bunu teyid eder mahiyettedir.

Ebû Davûd, Nesei ve “Sahih” inde İbn Hibban'dan,

Kuşun ötmesinden ve uçmasından teşe'üm etmek, ufak taşlarla fal açmak, kum üzerine hatlar çizmek ve bunlardan geleceğe ait hü­kümler çıkarmak sihir ve kehânet cinsindendir.” [9]buyurulmuştur.

Beyhaki'nin ve Taberânl'nin Sahih sened üe rivayetlerinde Resûl-i Ekrem,

“Kehânette bulunan, okla fala bakan veya şüm tutarak yolculu­ğundan dönen veya geri kalan kimse yüksek   derecelere erişemez.” [10]buyurmuştur.

Tembih: Uğursuzluk telakkisiyle yola çıkmamayı veya yolcu­luktan vaz geçmeyi büyük günahlardan saymak, birinci ve ikinci hadislerin zahir manalarına göredir. Bunun kebâirden olması, bunların. eşya üzerinde etkili olduğuna inanıldığı vakittedir. Fakat asıl söz, bu gibilerin Müslüman olup olmadıkları hakkındadır.[11]


 

[1] Mecmeu'z-Zevaid ve Menbeu'l-Fevâid, 8/103 (Ahmed'in rivayetinden naklen.)

[2] Sahihu'l-Buhari, refiksiz gece yolculuğunu keraheti babı; Sünenü't-Tirmizi, 4/193.

[3] Sünenü't-Tirmizi, 4/193.

[4] İbn Hacer El-Heytemi, “Ez’zevacir An İktirafil-Kebâir” İslâm'da Helâller Ve Haramlar “Büyük Günahlar”-I, Kayıhan Yayınevi, İstanbul, 1970: 413-414.

[5] Sahihu Müslim, 2/977.

[6] İbn Hacer El-Heytemi, “Ez’zevacir An İktirafil-Kebâir” İslâm'da Helâller Ve Haramlar “Büyük Günahlar”-I, Kayıhan Yayınevi, İstanbul, 1970: 414-415.

[7] Sünenü Ebi Dûvûd, 4/17.

[8] Sünenü İbn Mâce, 2/1170.

[9] Sünanü Ebi Davûd, 4/18.

[10] Mecmeu'z-Zevâid ve Menbeu’l-Fevaid. 5/118 (Taberani’nin rivayetinden naklen.)

[11] İbn Hacer El-Heytemi, “Ez’zevacir An İktirafil-Kebâir” İslâm'da Helâller Ve Haramlar “Büyük Günahlar”-I, Kayıhan Yayınevi, İstanbul, 1970: 415-416.