İSLÂM'DA HELÂLLER VE HARAMLAR

 

 

 

 

CUMA NAMAZI BÖLÜMÜ

 

102. : Özürsüz Cuma Namazını Terketmek

 

Müslim ve diğerlerinin   rivayetlerinde, cuma namazına gelme­yenler için Resûl-i Ekrem:

“Vallahi öyle düşündüm ki, bir adama emredeyim de namazı kıl­dırsın, sonra cumaya gelmeyen birtakım adamların üzerlerine evle­rini yakayım.” [1]buyurmuştur.

Müslim ve diğerlerinin Ebü Hureyre (r.a.) ve İbn Ömer (r.a.) den rivayetlerinde diyorlar ki:

“Resûl-i Ekrem'i minberinin üstünde şöyle söylerken duyduk:

Bazı kimseler ya cumaya gelmemekten vaz geçsinler veya Allahu Teâlâ onların kalblerini mühürler de sonra gafillerden olurlar.” [2]

Ahmed, Sûnen-i Erba'a sahipleri, İbn Hibbân ve İbn Huzeyme'nin Sahih dediği ve Hakim'in de Müslim'in şartlarına göre Sahih say­dığı rivayetlerinde Resûl-i Ekrem,

İhanet suretiyle (peşpeşe) üç cumayı terkedenin kalbi mühür­lenir.”[3], buyurmuştur.

İbn Huzeyme ve İbn Hibban'ın diğer rivayetleri,

“Özürsüz üç cumayı terkeden münafıktır.” şeklindedir. Rezîn'in rivayetinde, “Allah'tan uzaklaşmıştır.” şeklindedir.

Ahmed'in hasen, İbn Mâce'nin ceyyid ve Hâkim'in Sahih dediği rivayetlerinde Resûl-i Ekrem,

“Zaruretsiz üç cumayı terkedenin kalbini Allah mühürler.”[4], buyurmuştur. Beyhakî'nin rivayetinde fazla olarak, “Allahu Teâlâ onun kalbini münafık kalbine çevirir.” vardır. Diğer rivayetin­de de, “Münafıklardan yazılır.”. Sahih sened ile İbn Abbâs (r.a.) a mevkuf olan rivayetinde, “İslâmiyeti arkaya atmış olur.” [5]buyurmuştur.

Taberânî'nin hasen sened ile rivayetinde Resûl-i Ekrem,

“Cuma günü ezanı duyup da cuma ya gelmeyenler ya bu tutum­larından vaz geçerler veya da Allahu Teâlâ kalblerini mühürler, son­ra gafillerden olurlar.” [6]buyurmuştur.

İbn Mâce'nin Câbir (r.a.) den rivayetinde, Câbir şöyle demiştir: Resûl-i Ekrem bize îrad ettiği bir hutbesinde şöyle buyurmuştur:

 “Ey İnsanlar, ölmeden önce tevbe ederek Allah'a yönelin. Meş­guliyet gelip çatmadan önce sâlih amellere koşun. Sizinle Rabbınız arasındaki hakları. Onu çok zikretmek, gizli ve aşikâre sadaka ver­mek suretiyle ödemeye çalışın ki, bu sayede noksanlarınız tamamla­nır, merzûk olur ve zafere ulaşırsınız. Şunu da iyi biliniz ki, Allahu Teâla cumayı, benim şu durduğum yerde ve bu yılının bu ayındaki bu gününde size kıyamet gününe kadar farz kılmıştır. Her kim ha­yatımda olsun, benden sonra olsun, âdil veya zâlim bir hükümdar varken onu istihfaf veya inkâr ederek terkedecek olursa, Allah onun iki yakasını bir araya getirmesin ve kendisine ait hiç bir hususu mubârek kılmasın. Haberiniz olsun ki, bu kimse, tevbe çtmedikce ne namaz, ne zekât, ne hac, ne oruç ve ne de başka hiç bir hayrının se­vabı vardır. Her kim tevbe ederse Allah tevbesini kabul eder.” [7]

Tembih: Özürsüz cumayı terketmenin büyük günahlardan oldu­ğu yukardaki hadislerden açıkça anlaşılmaktadır. Birçokları da bu görüştedir ve bunu sarahaten ifade etmişlerdir. Aynı zamanda cuma namazının farz-ı ayn olduğu icma ile sabittir. Ancak mazeret sebebiyle terkedilebilir. Cuma, zâruriyyât-ı diniyyedendir. Üzerine itti­fak edilen farzlardan olduğu için münkiri kâfir olur. Hattâ, “Ben öğle namazını kılarım, cuma namazını kılmam” diyen, Şafiîlere gö­re katledilir. Çünkü böyle diyen ve söylediğini yapan kimse cumayı aslından terketmiş sayılır. Bununla beraber Halimi diyor ki:

“Baş­kası için cumayı kılamamak, küçük günahlardandır”. Başkası için cumayı kılamamak demek, cuma yerine öğleyi kılmak demek olur ki, o zaman Ezrai'nin dediği gibi, buna küçük günah demenin üze­rinde durulur. Bu, zayıf bir rivayete hamleciilebilir. Bu zayıf rivayet­te cuma, öğlenin kısaltılmışıdır. Buna göre, “Ben cumayı değil, öğleyi kılanın” diyen kimse katledilmez. Fakat bu rivayet zayıftır. Zira en Sahih rivayette cuma Müstakil bir namazdır, öğleden bedel değildir. (Ancak cumayı kılamazsa kılacağı öğle, cumadan bedel olabilir.) Bu bakımdan cumayı kılmayan kimse, “Ben öğleyi kılarım” demekle yine kebairden kurtulamaz.[8]

Fâide: Ahmed, Ebû Dâvûd, Neseî,' İbn Mâce ve Hâkim'in tahriçlerinde Resûl-i Ekrem,

“Mazeretsiz cumayı terkeden kimse bir dinar bulamazsa yarım dinar sadaka versin.” [9]buyurmuştur.

Beyhakİ'nin rivayetinde, “Bir dirhem, yarım dirhem, bir sa' ve­ya bir müdd sadaka versin.” şeklindedir.

İbn Mâce'nin mürsel olan rivayetinde de “Bir sa' veya yarım sa' buğday tasadduk etsin.” şeklindedir.[10]

 

103. : Cemaati Çiğneyerek Ön Safa Geçmek

 

Tirmizi'nin garip dediği ve ilim erbabınca amelin onunla yapıl­dığını söylediği ve İbn Mâce'nin rivayetlerinde Resûl-i Ekrem:

“Cuma günü (camide) insanların omuzlarına basarak ilerleyen kimse cehenneme doğru bir köprü edinmiş olur.” [11]buyurmuştur.

Taberâni'nin Enes (r.a.) den rivayetinde, Enes diyor ki: “Resûl-i Ekrem hutbe îrad ederken adamın biri cemaatın omuzlarına basa­rak ilerledi ve Resûl-i Ekrem'e yakın bir yerde oturdu. Namazdan sonra Resûl-i Ekrem bu zata:

“Ey falan, bizimle beraber olmaktan seni alıkoyan nedir?” diye sordu. Adam:

“Size son derece haris olduğum için, istedim ki sizi görebilece­ğim bir yerde oturayım, dedi. Resûl-i Ekrem:

“Ama sizi insanların omuzlarına basarak onlara eziyet eder gördüm. Halbuki Müslümana eziyet eden bana eziyet etmiş olur, ba­na eziyet eden de Allah'a eziyet etmiş sayılır.” [12]buyurdu.

Ahmed, Taberânî ve Hâkim'in rivâyetlernide Resûl-i Ekrem:

“Cuma günü imam hutbeye çıktıktan sonra insanların omuzları­na basarak ve böylece iki kişi arasım aralayan kimse cehennemde bağırsaklarını sürükleyen kimse gibidir.” [13]buyurmuştur. Bu olayı cuma ile kayıtlamak, daha çok cuma günleri bu işlerle karşı­laşıldığı içindir.

Ahmed, Ebû Dâvûd, Neseî, İbn Huzeyme ve İbn Hibbân’ın riva­yetlerinde Abdullah b. Bişr (r.a.) şöyle demiştir: “Resûl-i Ekrem cu­ma günü hutbede iken adamın biri insanları aralayarak ilerliyordu. Bunu gören Resûl-i Ekrem: “Otur, eziyet ettin.” buyurdu.[14] İbn Huzeyme'nin rivayetinde faile, olarak “Eziyet olundun.” Ahmed ve İbn Hibban'da da, “Cumaya geç kaldın.” vardır.

Tembih: Camide insanların omuzlarına basa basa ilerlemenin  sayılması, müteahhirin alimlerinden bazılarının görüşüdür. Onlar da bu hükmü, bu hadislerden almış olacaklardır. Hadîslere da­yanarak bunu büyük günahlardan saymak da yakın bir ihtimal ise de, insanların omuzlarına basarak ön saflara geçmek Şafiî mezhebine göre tenzihen mekruhtur. Tevil şöyle olur: ön saflara geçer­ken oturmakta olan cemaate fazla eziyet vermişse kebâir, az eziyet vermişse mekruhtur. Konu ile ilgili bundan sonraki bölümde daha fazla bilgi verilecektir.[15]

 

104. : Halka Teşkil Eden Topluluğun Ortasında Oturmak

 

Ahmed, Ebû Dâvûd, Tirmizî ve Hâkim'in .Ebû Hureyre (r.a.) den rivayetlerinde Resûl-i Ekrem:

“Halka (teşkil eden cemaatın) ortasında oturan kimseye Allah lanet etsin.”[16] buyurmuştur.

Tirmizi'nin hasen ve Sahih senedlerle rivayetinde; adamın biri halka meydana getiren topluluğun ortasında oturmuştu. Huzeyfe (r.a.), “İşte bu adam Resûl-i Ekrem'in dilinde melundur.” dedi.[17]

Taberânî'nin Ebû Umâme'den rivayetinde Resûl-i Ekrem,

“Halka meydana getirerek oturanların izni olmadan halkayı ya­rarak ilerleyen kimse âsidir.”[18], buyurmuştur.

Ebû Davud'un rivayetinde Resûl-i Ekrem,

“İki kişi arasında Müsaadeleri olmadan oturulmaz.” [19]buyurulmuştur.

Ahmed ve Tirmizi'nin rivayetlerinde Resûl-i Ekrem:

Oturmakta olan iki kişi arasını ancak Müsaadeleriyle açmak helâl olur.”[20], buyurmuştur.

Beğavî, Taberânî ve Beyhakî'nin rivayetlerinde Resûl-i Ekrem:

Herhangi biriniz bir meclise gittiği vakit, eğer kendisine yer açılırsa otursun; yer gösterilmezse, baksın en geniş ve Müsait bul­duğu yere otursun.” [21]buyurmuştur.

Tembih: Halka meydana getirerek oturmakta olanların, Müsaa­deleri olmadan ortalarına oturmayı, Şafiîlerden bazıları kebâirden saymışlardır. Bunu da hadisdeki “Allah lanet etsin.” ifadesinin zahi­rinden almış olacaklardır. Yâni, oturmakta olanların dayanamaya­cakları derecede bir eziyet ile aralarını açıp halkanın ortasına gider­se, bu eziyeti ile büyük günah işlemiş olur ki, bu hadis ve bu görüş, buna hamledilmiştir. Bunu mekruh sayan bizim imamlarımızın gö­rüşüne gelince: Bu da az eziyet ile halkayı yaranlar içindir. Bu açık­lamayı, fıkıh kitaplarındaki hükümler de teyid eder. Korku ânında silâhlı iken namaz kılmak ve bu suretle etrafına eziyet etmek, izdi­hamda Hacerü'l-Esved'i öpmek gibi durumlarda eziyet az olursa ke­rahet de az olur; eziyet çok olursa kerahet de çoğalır. Haram olan işlerde de durum böyledir.

Demek ki hadîs âlimleri ile kelâm âlimleri arasında ayrılık yok­tur. Ne yazık ki buna dikkati çekeni görmedim.[22]


 

[1] Sahihu Müslim,  1/452.

[2] Sahihu Müslim, 2/591; Sünenü'n-Nesei, 3/88. 89.

[3] Sünenü İbn Mace, 1/357; Sünenü't-Tirmizi, 2/373; Sünenü'n-Nesei, 3/88; Mecmeu'z-Zevâid ve Menbeu’l-Fevaid, 2/192 (Ahmed'in rivayetinden   nak­len.)

[4] Sünenü İbn Mace, 1/357.

[5] Mecmeu'z-Zevâid ve Menbeu'l-Fevâid, 2/193 (Ebû Yala’nın rivayetinden naklen.)

[6] Mecmeu'z-Zevaid ve Menbeu'l-Fevâid, 2/193 (Taberânî'nin “Kebir”indeki ri­vayetinden naklen.)

[7] Sünenü İbn Mâce, 1/343.

[8] Hanefilerde mazeretsiz üst üste üç cumayı terketmek tehlikelidir. Elbette mazeretsiz bir veya iki cumayı terketmek de günahtır, ancak büyük günah değildir. Bir özre mebni cumayı kılamayıp yerine öğleyi kılmakta bir sa­kınca yoktur.

[9] Sünenü İbn Mâce, 1/358; Sünenü-n-Nesei, 3/89.

[10] İbn Hacer El-Heytemi, “Ez’zevacir An İktirafil-Kebâir” İslâm'da Helâller Ve Haramlar “Büyük Günahlar”-I, Kayıhan Yayınevi, İstanbul, 1970: 417-420.

[11] Sünenü't-Tirmizi, 2/389.

[12] Mecmeu'z-Zevaid ve Menbeu'l-Fevâid, 2/179 (Taberâni'nin “Sağîr” ve “Evsat”indeki rivayetlerinden naklen.)

[13] Mecmeu'z-Zevâid ve Menbeu’l-Fevaid, 2/179 (Taberani'nin “Kebir”inde ve Ahmed'in rivayetlerinden naklen.)

[14] Sünenü-n-Nesei, 3/103.

[15] İlk gelen cemaat ön safları doldurmaz boşluk bırakacak olurlarsa, sonra­dan gelenlerin onları çiğneyip ön safa geçmelerinde Hanefilerce bir sakınca yoktur.

İbn Hacer El-Heytemi, “Ez’zevacir An İktirafil-Kebâir” İslâm'da Helâller Ve Haramlar “Büyük Günahlar”-I, Kayıhan Yayınevi, İstanbul, 1970: 420-421.

[16] Sünenü’t-Tirmizi, 5/90.

[17] Sünenü’t-Tirmizi, 5/90

[18] Mecmeu'z-Zevâid ve Menbeu'l-Fevâid, 8/62, 63 (Taberânî'nin rivayetinden naklen.)

[19] Sûnenü Ebi Dâvûd, 4/282.

[20] Sünenü Ebi Dâvûd, 4/262; Sünenü'tTirmizi, 5/89.

[21] Mecmeu'z-Zevâid ve Menbeu’l-Fevâid, 8/59 (Taberânî'nin rivayetinden nak­len.)

[22] İbn Hacer El-Heytemi, “Ez’zevacir An İktirafil-Kebâir” İslâm'da Helâller Ve Haramlar “Büyük Günahlar”-I, Kayıhan Yayınevi, İstanbul, 1970: 421-423.