İSLÂM'DA HELÂLLER VE HARAMLAR

 

 

 

 

ZAMAN BABI

 

BAŞKASININ KEFİLİ OLMAK

 

217. : Usûlüne Uygun Şekilde Üzerine Aldığı Taahhüdü İmkânı Varken Yerine Getirmekten Kaçmak

 

Bunu kebâirden saymak, açık ve meydandadır. Çünkü zâmin olan, yâni başkasına kefil olup onun borcunu üzerine alan, kendisi borçlanmış demektir. Borcunu vermeyen zengine terettüb eden hü­küm, buna da terettüb eder. Buna rağmen; bunu açıkça ve özel ola­rak ele almak, bazılarının, “Bu kefaletten ne çıkar?” diye kuşkulanmalarını reddetmek içindir. Onlar, “Bu, bir teberrudur; isterse yeri­ne getirir, isterse getirmez” sanıyorlar. Halbuki onların sandığı gibi değildir. Zamanında bir teberru idi fakat sonra kesin borç haline dönmüştür. Öyle ki kıyamette bile bundan sorumlu olacaktır.[1]

 

ŞİRKET VE VEKÂLET BABI

 

218. : Ortağın Ortağına Hıyanet Etmesi

 

219. : Vekilin Müvekkiline Hıyanet Etmesi

 

Ebû Yâlâ ve Beyhaki'nin Numan b. Beşir (r.a.) den rivayetlerin­de Resül-i Ekrem:

“Kim ki ortağının kendisine emânet ettiği veya gözetmesini iste­diği şeyde ona hıyanet ederse, ben ondan uzağım.” buyurmuştur.

Buhâri ile Müslim'in rivayet ettiği bir hadîsde Resûl-i Ekrem:

“Dört şey, her kimde bulunursa hâlis münafık olur. Her kimde bunların bir parçası bulunursa, onu bırakıncaya kadar kendisinde münafıklıktan bir haslet kalmış olur. (Bunlar da) kendisine bir şey emniyet edildiği zaman hıyanet etmek, söz söylerken yalan söyle­mek, söz verdiğinde sözünü tutmamak, husûmet zamanında da hak­tan   ayrılmaktır.”[2], buyurmuştur.

Ebû Dâvûd ve Hâkİm'in, Sahihtir, dediği rivayetlerinde Resûl-i Ekrem:

“Allahu Teâla buyuruyor: “İki ortağın, birbirlerine hıyanet et­medikçe, üçüncü de benim, (yâni onlara yardım ederim.) Fakat birisi hıyanete başlayınca aralarından çıkarım (yardımımı keserim).” [3]buyurmuştur. Rezin'in ilâvesinde, “Ben gidince de şeytan ge­lir.” buyurulmuştur.

Dâre Kutnî'nin rivayetinde Resûl-i Ekrem:

“Allah'ın (kudret) eli (yâni yardımı) biri diğerine hıyanet etmediği sûrece, ortaklar üzerinedir, Fakat içlerinden biri hiyânet edince Allah Teâlâ (kudret) elini (bereketini) onlardan kaldırır.”[4], buyurmuştur.

Dürüstlükle ortaklık yapanları, kârlarında Allahu Teâlâ bere­ketlendirir, mallarını korur. Fakat bunlaradan biri hıyanete kalkar­sa bereketi de kârı da ortadan kalkar.

Bezzâr ve Dâre Kutnî'nin isnâd-ı lâbeis ile rivayetlerinde, “Mü’min sözünde durur, ahdinde gadretmez ve emânete hıyanette bulun­maz.” buyurulmuştur.

Tembih: Her ne kadar bu konu başkaları tarafından özel şekil­de ele alınmış ise de, bunu kebâirden saymak, bu hadislerin açık ifâ­delerinden kolaylıkla anlaşılmaktadır. Vedi'a bölümünde bununla il­gili daha başka hadisler de gelecektir.[5]


 

[1] İbn Hacer El-Heytemi, “Ez’zevacir An İktirafil-Kebâir” İslâm'da Helâller Ve Haramlar “Büyük Günahlar”-I, Kayıhan Yayınevi, İstanbul, 1970: 765.

[2] Sahihu'l-Buhari, Kitabu'l-İman; Sahihu Müslim, 1/78.

[3] et-Tergib ve't-Terhib, 2/593 (Ebû Dâvûd ve Hâkim'in rivayetlerinden nak­len).

[4] et-Tergîb ve't-Terhib, 2/593, 594 (Dâre Kutnî'nin rivayetinden naklen).

[5] İbn Hacer El-Heytemi, “Ez’zevacir An İktirafil-Kebâir” İslâm'da Helâller Ve Haramlar “Büyük Günahlar”-I, Kayıhan Yayınevi, İstanbul, 1970: 766-767