İSLÂM'DA HELÂLLER VE HARAMLAR

 

 

 

 

VASİYET BABI

 

237. : Vasiyette Bir Tarafı Zararlandırmak

 

AllahuTeâlâ:

“Yapılan vasiyetten veya borçtan sonra, zarara uğratılmaksızın... Bunlar Allah tarafından vasiyet edilmişlerdir. Allah bilendir, halimdir. Bunlar Allah'ın yasalarıdır. Kim Allah'a ve peygamberine itaat ederse, onu içlerinden ırmaklar akan cennetine koyacaktır, ora­da temellidirler. Büyük kurtuluş budur. Kim Allah'a ve peygamberi­ne baş kaldırır ve yasalarını aşarsa, onu temelli kalacağı cehenneme sokar. Alçaltıcı azâb onadır.” [1]

İbn Abbâs (r.a.) bu,.âyet-i celîle'den, vasiyette bir tarafı zararlandırmanın kebâirden olduğunu anladı. Zira Allahu Teâlâ vasiyeti bu şiddetli veîd ile takib etti. Gerçi böyle dendi ama, bu biraz noksan­dır. Çünkü bunun kebâirden olduğu sözünü İbn Abbâs (r.a.) kendi­liğinden değil, Resûl-i Ekrem'den rivayet etmiştir. Nitekim Neseî'nin tahricinde,

Vasiyette bir tarafı zararlandırma kebâirdendir.” buyurdu ve sonra, “İşte bunlar Allah'ın yasalarıdır...”    mealindeki âyeti okudu.[2] Ve vasiyette bir tarafı zararlandırmanın kebâirden olduğunu açıkça beyân buyurdu. Âyet de bunun şahididir. Bunun için vasiyet­te zararlandırmanın kebâirden olduğunu bütün imamlar kaydet­miştir.

Âyet-i celile'nin tefsirinde İbn Âdil diyor ki:

“Bilmiş ol ki, vasi­yette zararlandırma birkaç şekilde olur. Bir kimsenin, malının üçte birden fazlasını vasiyet etmesi, hepsini veya bir kısmını, başkasınındır diye ikrar etmesi veya malı vereseden kaçırmak için gerçeğe aykırı olarak kendisini borçlu göstermesi veya falancıdaki alacağını almadığı halde, aldım demesi veya az bir fiyatla malını bazı kimse­lere satıp pahalı olarak yerine başkasını alması; bütün bunlarda ga­yesi vereseden mal kaçırmak olması veya Allah rızası olmayıp vere­seye düşecek miktarı azaltmak için üçte biri vasiyet etmesi gibi, bü­tün bunlar vasiyette zararlandırmaktır.

İkrime'nin İbn Abbâs (r.a.) dan rivayetinde Resûl-i Ekrem:

“Eğer bir adam yetmiş yıl cennet ehlinin ameli gibi amel edip (son nefesdeki) vasiyetinde haksızlık ederse, kötü amel üzerine canı çıkar da cehenneme girer Yine bir adam yetmiş yıl cehennemi! ameli işler (son nefesdeki) vasiyetinde adalet eder de hayırla ömrü sona erer ve bu sayede cennete girer.” [3]buyurmuştur.

Yine Resûl-i Ekrem:

“Her kim vârisinin mirasını kaçırırsa, Allahu Teâlâ da kıyamet günü cennetten onun mirasını keser (ve onu cehenneme atar).”[4] buyurmuştur. Buna da Allahu Teâlâ’nın: âyet-i celile'si delâlet etmektedir. İbn Abbâs (r.a.)  bunun vasiyet hakkında olduğunu söylemiştir. İbn Abbâs (r.a.) âyetinin de vasiyet hakkında olduğunu söylemiştir. Şüphesiz ölüm anında Allah'ın emrine muhalefet, şiddetli hüsrana delâlet eder. Bu ise,  şöyle dursun, nin en büyüğüdür.

Zerkeşî de aynı görüştedir. Zira müteahhirînden birisi, “Aynı mealde Zerkeşî'nin el yazısını gördüm.” demiştir. Halbuki Zerkeşi'den böyle bir rivayet, şayan-ı hayrettir. Zira onun vasiyette üçte bir­den fazlası olarak zikrettiği bizim kurallarımıza uymaz. Bize göre üçte birden fazla vasiyet etmek mekruhtur.  olmak şöyle dur­sun, haram bile değildir. Evet, görünüşte, şayet servetinden verese­sini mahrum etmek istiyor. Aynı zamanda kime vasiyet ediyorsa, onun haksızlık ile üçten fazlasını alacağını bilmiyorsa, haram olma­sı gerekir ve o zaman vasiyetin den sayılması da uzak bir ih­timal değildir. Zira burada vereseyi daha çok zararlandırmak var­dır, özellikle yalancıların doğruluğu ve kötülerin tevbe ettiği bu an­da bu gibi yollara baş vurması, kalbinin katılığına ve aklının bozuk­luğuna delildir. Bu anda bu gibi yollara baş vurması en büyük bir cür'et olduğu için fena amel ile ömrü sona erer ve cehenneme girer. Nitekim bu husus, yukardaki hadisde anlatılmıştır. Üçte bir ile va­siyetteki kayıtlarla ilgili olarak anlatılanlar, üçte birden fazlası ile yapılan vasiyetlerde de aynıdır.

Vasiyette zararlandırmaktan birisi de, küçük çocukların malını yiyecek olan veya mallarının mahvına sebep olacak olan kimseyi ta­yin etmektir. Son olarak yukarda naklettiğim iki hadisden birinci­sini İbn Mâce de ifadede cüz'i bir değişiklikle nakletmiştir. Her iki­sinde de meal aynıdır.

Birinci hadîsi, Ebû Davud'un, hasen ve garip olduğunu söyleyen Tirmizî'nin rivayetleri teyid eder. Bunları Ebû Hureyre (r.a.) den ri­vayet ettikleri bu hadîs metin olarak yukarda geçmiştir. Burada me­alini verelim: “Kadın ve erkek yetmiş bu kadar yıl Allah'a ibadet ederler. Ölüm geldiği vakit vasiyette bazılarını zararlandırırlar da böylece cehennemi hakederler.” Sonra Ebû Hureyre âyetini e kadar okudu.

Tamamlayıcı Söz: Vasiyette itina ve adalete riâyet gerekir. Ada­letin gerektiği ile ilgili hadîsleri naklettik, itinaya gelince; Buhârî, Müslim ve diğerlerinin rivayetlerinde Resûl-i Ekrem şöyle buyur­muştur:

“Vasiyet edecek dünyalığı bulunan bir kişiye, vasiyeti yanında yazılı bulunmadıkça, iki gece yatması muhakkak surette caiz değil­dir.”[5] İbn Ömer (r.a.) bunu duyduktan sonra, “Hiç bir gece vasiyetim yazılı olmadan yatmadım. Her gece vasiyetim yazılı olarak yanımda bulunurdu.” demiştir.

İbn Mâce'nin rivayetinde Resûl-i Ekrem,

“Kim vasiyet ederek ölürse, sünnet üzere ölmüş, takva ve şehâdet hali üzere ölmüş ve günahları mağfiret olduğu halde ölmüştür.”[6], buyurmuştur.

Ebû Yâlâ'nın rivayetinde Resûl-i Ekrem:

“Mahrum, vasiyetten mahrum kalandır.”[7]  buyurmuştur. Taberânî'nin rivayetinde,

“Vasiyeti terketmek, dünyada ar, âhirette ise hem âr ve hem de nardır.” [8]buyurulmuştur. Bu hadisin Sahih olduğu bilineydi, vasiyeti terkin kebâir olduğu söylenebilirdi ve o zaman da bu hüküm, zâlimlerin vereselerine tahakküm edip mallarını ellerinden alacak­larını bilen hakkında câridir, denirdi.

Ebû Dâvûd ve “Sahih” inde İbn Hibbân'ın rivayetlerinde Resûl-i Ekrem:

“Kişinin hayatında ve sağlığında bir dirhem sadakası, ölüm anında yüz dirhem sadakasından daha hayırlıdır.” [9]buyurmuştur.[10]


 

[1] en-Nisâ: 4/13-14.

[2] et-Tergîb ve't-Terhîb, 4/329 (Nesei’nin rivayetinden naklen).

[3] Sünenü İbn Mâce. 2/902.

[4] Sünenü İbn Mâce, 2/902.

[5] Sahihu'l-Buhârî, Kitabu’l-Vasaya; Sahihu Müslim, 3/1250; Sünenü İbn Mâ-ce, 2/902;  Sünenü't-Tirmizi, 4/432;  Sünenü't-Tirmizi, 6/239; Sünenü Ebi Dâvûd, 3/112

[6] Sünenü İbn Mâce, 2/901.

[7] Sünenü İbn Mâce, 2/901.

[8] et-Tergib ve't-Terhib, 4/327 (Taberânî'nin “Sağîr” ve “Evsat”ındaki riva­yetinden naklen).

[9] et-Tergib ve't-Terhib, 4/330 (Ebû Dâvûd ve İbn Hibbân'ın rivayetlerinden naklen).

[10] İbn Hacer El-Heytemi, “Ez’zevacir An İktirafil-Kebâir” İslâm'da Helâller Ve Haramlar “Büyük Günahlar”-I, Kayıhan Yayınevi, İstanbul, 1970: 781-785.