III — DEVLETİN UNSURLARI

Eski hukukumuzda devletin unsurları arasında hâkimiyet, ülke ve insan (millet) bulunmaktadır. Bunlar üzerinde kısaca duralım:

1) Hâkimiyettir. Eski hukukumuzda hâkimiyetin Allah'a ait olduğunu daha önce belirtmiştik. Hâkimiyet prensip olarak Allah'a ait ve onu dilediğine veren yine Allah olmakla beraber, Allah'ın iradesini temsil eden cemaatin yani çoğunluğun umûmî iradesidir. Hz. Peygamber bu sebeple kendisine inananlardan sadakat yemini (biat) istemiş ve bu usûlü şeklen de olsa daha sonraki halifeler ve sultanlar da uygulamıştır. Burada Kur'an'a itaat şartına bağlı bir çeşit «sosyal sözleşme» sözkonusudur.

2) Ülkedir. İslâm evrensel bir din olduğu için belli bir toprak parçası ve cemiyet üzerinde değil bütün dünya üzerinde hâkimiyet kurmayı gaye edinmektedir. Ancak dünyadaki insanların hepsi İslâm'a inanmadığı gibi, inananlar da her zaman aynı çatı altında toplanamamışlardır. İşte İslâm hukuku, İslâmiyeti manevi bir bağ kabul ederek dünyayı iki ülkeye ayırmıştır: Birincisi: İslâm ülkesi (dar'ül-islâm), İslâmi hükümlerin açıkça yürütüldüğü veya içinde oturanların çoğu yahut tamamı müslüman olan ülkeler İslâm ülkesidir. Şafiî hukukçularına göre bir kere İslâm ülkesi haline gelen bir ülke, artık harp ülkesi haline gelmez. Hanefiler ise «müslümanların can ve mal güvenliklerini kaybetmeleri, ülkede hiçbir İslâmi hükmün uygulanamaması ve ülkenin harp ülkesine bitişik olması» şartlan bütün olarak gerçekleşmedikçe, İslâm ülkesi olan bir ülke bu vasfını kaybetmez. (20) İkincisi: Harp ülkesi (dar'ül-harp)'dir. İslâm ülkesi olmayan ülkelere denir. Bazı hukukçular sulh yapılan ülkelere de dar'ül-ahd veya dar'üs-sulh demişlerse de bunun fazla bir önemi yoktur. (21)

3) Halktır. Eski hukukumuz açısından İslâm ülkesinde yaşayan insanlar üç guruptur. A) Müslümanlar: Bunlar İslâm ülkesinde ikamet etmeleri şartıyla, teb'ası bulundukları İslâm devleti farklı bile olsa, hukuki, açıdan aynı uygulamaya tabidir. B) Zimmiler: Dini başka olduğu halde İslâm ülkesinde ikamet eden ve bazı istisnaların dışında İslâm hukukunun uygulama alanına dahil olan kimselere denir. Hanefi hukukçulara ve dolayısıyle eski Türk hukukuna göre zımmiler şu sınıflara ayrılır; Ehl-i kitap olanlar, yani mukaddes bir kitaba inananlardır. Bunlar yahudiler ve hıristiyanlardır. Zerdüşt'ü peygamber kabul eden mecusüer de zımmî olabilir. Dinden dönenler (mürtedler) ve Allah'a ortak koşanlar isteseler de, İslâm ülkesinde hayat hakkına sahip değillerdir. (22) C) Müste'menler: İslâm ülkesi vatandaşı olmayan ve izin ve pasaport ile İslâm ülkesine giren bütün yabancılara müste'men denir. Kendilerine İslâm ülkesine giriş izni verilmeyen yabancılara ise «harbî» denmektedir. İslâm ülkesiyle barış anlaşması yapan ülkelerin vatandaşları, elçiler, tüccarlar ve kendilerine giriş izni verilenlerin çocukları bu gurup için verilebilecek misallerdir. (23)


( 20 ) Zeydan, Abdulkerim, Ahkâm'üz-Zimmiyyîn Ve'l-Müste'menîn Fî Dar'il-İslâm, Bağdat 1963, sh. 18-21; Serahsî, Şerh'üs Siyer'il-Kebir, Kahire, 4/302,320, 323; Kâsânî, Bedâyi, 7/130.

( 21) Zeydan, Ahkam, 18 vd.

( 22 ) Zeydan, Ahkâm, 10-11; Rehber-i Muamelât, 87.

( 23 ) Zeydan, Ahkâm, 46 vd.