aİle İÇİNDE DELİ VELİ ROLÜ
Toplumumuzda yeniden yapılanma sözkonusu hale gelmiştir. Aile, Batının çürüyen, kokan anlayışına karşı dikilmekte, kendi örfüne, âdetine dayanarak Batıya karşı koyma mücadelesine girmiş bulunmaktadır.

İşte bu devrede aile içi problemler meydana gelmekte, huzursuzluklar sözkonusu olmaktadır.

Bunun bir sebebi, beyin önceden dönüş yapmasında, hanımın bu dönüşe ayak uyduramamış olmasındadır. Tabii aksi de variddir. Bazan hanım şuurlu bir dönüş yapmakta, bu defa da bey ayak uyduramamakta, bir sıkıntı da bu yüzden meydana gelmektedir.

İster hanımdan kaynaklansın, isterse beyden, sonuç değişmiyor. Aile içinde huzursuzluk var mı, sürtüşme söz konusu mu, hayat çekilmez oluyor.

Kim çözecek bu düğümü?

Bunu çözecek olanlar da yine huzursuzluğu çıkaranlar. Yani ailenin kendi fertleri...

Tarafların gösterecekleri anlayışları, sabırları. Zamanla düzeleceğine dair ümitlerini yitirmeyişleri..

Burada bir temel ölçüyü de unutmamak gerekecektir.

Aile içinde ne hanımın dediği olacak, ne de beyin. Belki ortak noktada buluşup anlaşacaklardır.

Kim bu ortak ölçüye uzak kalıyorsa yaklaşım ondan beklenecek, öteki tarafa da hoşgörü, sabır ve bekleyiş sözkonusu olacaktır...

Burada hemen bir diğer noktaya da dikkat çekmek isteriz.

Aile içinde İslâmın temel çizgisine gelemeyenleri zorla, sürtüşmeyle, itham ve isnadla gereken yere getirme yolu fayda getiren tavır olmadığı, yaşanan tecrübelerle anlaşılan bir gerçektir. Öyle ise imam ve İslâmî zevke ve şevke kavuşmuş olan taraf, olmayanı anlayışla, sabırla karşılamalı, gönlünü, kalbini kazanmak suretiyle bir yerlere getirmeyi düşünmelidir. Zorla, kaba kuvvetle değil...

Kaldı ki, kimse kimseyi bir yerlere getirmeye mecbur ve mükellef de değildir. Bu Allah'ın bir lütfü ve ikramıdır. Her şeyin bir vakt-i merhunu vardır. Bize düşen, sadece teşvik etmek, sevgi uyandırmaktır. Yapabiliyorsak tabii. Gerisi vakt-i merhununda...

Müslüman aile ortamında evin içi hanıma, dışı da beye aittir. Bu itibarla, hanım ev işlerine bakar, bey de dıştaki işlere. Tabii burada bir de itaat sözkonusu. Ev işlerinden sorumlu olan hanım, temel konularda beye itaatli olacak, beyi de itaate elbette sevgi ile karşılık verip mukabelede bulunacaktır. Bu konuyu sevgili Peygamberimiz (a.s.v.) bizzat kızı Fatıma Validemiz için şöyle ifade buyurmuştur:

"Kızım sen kocana cariye ol ki, o da sana kölelik etsin!"

Burada ifadesini bulan gerçek, tarafların karşılıklı anlayışlarıdır. Mukabil sevgi ve saygılarıdır.

Aile içi huzuru sağlayacak bir diğer ölçüde Ebû Müslim'in şu tavsiyesi olsa gerektir. Der ki bu İslâm büyüğü:

"Bir deliye bir veli rolü, aile hayatının huzurunu temine kafidir!"

Sorarlar:

"Nasıl bir şey bu, bir deliye bir veli rolü?" Şöyle anlatır:

"Evde bey kızarsa hanım karşılık vermeyip kızgınlığın geçmesini beklemesidir. Hanım kızarsa bey karşılık vermeyip sakince beklemesidir. İşte buna, bir deliye bir veli rolü, denir. Çünkü insan kızınca deli olur. Deli insana o halinde cevap verilmez, sükûtla mukabele edilir. Huzur böyle sağlanır. Yoksa, içinden çıkılmaz bir hal alır."