en büyük allah, başka büyük yok
Eskiden âlimler insanı küfre götüren kelimeleri kitaplarında yazar, toplumu da bu kelimeleri kullanmaktan korkuturmuş. Nitekim şu anda bu kitaplardan elimizde örnekler mevcuttur. Deniyor ki:

"Kim ki; dine, imana, dince mukaddes olan şeylere küfreder, söverse, hürmetsizlik eden laflar söyler, hakarete maruz bırakırsa onun nikâhına zarar gelir, imanından şüphe edilir. Tecdid-i iman ve nikah lâzım gelir. Tevbe, istiğfar etmesi, pişmanlık duyup kesin kes dönüş yapması gerekir."

Şimdilerde ise insanı küfre götüren bu tabir ve cümleler tamamen değişmiş, yerini başka türlü ifade ve cümlelere bırakmıştır. Geçmişteki insanlar öfkeden, kızgınlıktan dolayı küfre düşüyor, bir anlık sinirden dolayı bu küfür kelimelerini söyleyebiliyorlardı. Bugün ise tam aksine, insanlar sevinçten, neşeden dolayı bu gibi sözleri söylüyor, şükredeceği yerde sanki küfretmeye yöneliyorlar.

Nitekim okuyucum bu konudaki itirazlı sualini sorarken şöyle demiş:

"Bir maçta tuttuğumuz taraf kazanınca bizimkiler öylesine sınırsız bir sevince boğuluyor ki, bir anda hep bir ağızdan 'En büyük falandır. Başka büyük yoktur!' diye tempo tutup bağırıyorlar. Ben bu sözü son derece mahzurlu görüyorum. 'En büyük Allah'tır, başka büyük yoktur' diyorum. Ama onların sevinci akıllarını, fikirlerini, muhakemelerini başlarından almış, durmadan devam ediyorlar:

"En büyük bizim takım, başka takım yoktur!"

"Yahut, en büyük bizim liderimiz, başka büyük yoktur. Bunlar küfür olmuyor mu? En büyüğün Allah olduğunu inkâr etmiş olmuyorlar mı? Böyle sözler söylenmeli mi?"

Hemen arzedelim ki böyle şaibeli sözler söylenmemeli, dil yanlış anlaşılacak cümlelere alıştırılmamalıdır. Çünkü bu gibi ölçüsüz sözler ilk bakışta küfür sözü gibi görünüyor insana. Gerçekten de "En büyük Allah'tır. Başka büyük yoktur!"

Ancak, bunu söyleyenler Allah'la kıyaslayarak söylüyor değiller bu sözü. Tuttukları takımı, yahut lideri kastediyor, "bizim takımdan büyük takım yoktur. Bizim liderimizden büyük lider yoktur," demek istiyorlar. Yoksa hâşâ, bizim takımımız ve liderimiz Allah'tan da büyüktür, mânâsına söylemiyorlar. Şayet, o mânâda söylemiş olsalar ne din kalır, ne iman. Ne nikâh kalır, ne de başka kudsî bir mefhum...

Bu sebeple hayatımıza yeni giren bu gibi tabirleri, kelimeleri doğru yorumlamak gerekiyor. Yoksa toplumun büyük bir kısmını küfürle itham edip imansız gibi görmek durumunda kalırız ki, bu hem bizim için, hem de ağır hüküm altında kalan kitleler içn mahzur meydana getirir.

Tıpkı "yaratmak" kelimesi gibi.

Yaratmak kelimesi Allah'a nisbet edilince "yoktan var etmek" mânâsına gelir. Kullara nisbet edilince ise "yoktan var etme" değil "vardan şekil meydana getirme" mânâsına gelir. Bu mânâda "yaratmak" kelimesini kullanan insan küfre nisbet edilmez.

İsterseniz bu kelimeyi kullanan kimseye sorun.

Diyecektir ki:

"Ben bir kulum. Yoktan var edemem. Yoktan var etmek Allah'a mahsustur. Ben var olan maddelerden bir araya getirdiğim malzemelerle şunu yarattım. Yani şu şekli meydana getirdim."

Böyle inanan kimseye küfür isnad edilmez.

Bu konuda en veciz sözü Bediüzzaman Hazretleri söylemiştir:

"Bazan kelâm küfür görünür, ama sahibi kâfir olmaz!"

Yine de şaibeli sözlerden kaçınmak gerek.