Burada Allah'ın birliğine iman ile ahirete iman,
anlatım içinde birlikte verilmektedir. Hatta biri diğerinin
varlığı için bir delil olarak kullanılmaktadır.
Zira tek olan Allah'a kulluk ile diriliş ve iyi-kötü yaptıklarının
karşılığını görme inancı
arasında yakın bir ilgi vardır. Tek olan
yaratıcının hikmeti, ceza ve mükafat vermedeki
adaleti ancak ahire: ile yerini bulur.
"İlahınız tek ilahtır."
Surenin akışı içinde şu ana kadar ele
alınan yaradılış ayetleri, nimet ayetleri ve
ilimle ilgili ayetler, bu apaçık ve büyük gerçeğe
ulaşma amacına yöneliktir. Evrenin yasalarında ve
bu yasaların ahengi ve yardımlaşmasında bu gerçeğin
etkileri apaçık olarak görülmektedir. Nitekim daha önce
bu nokta üzerinde durmuştuk.
Bu gerçeğe teslim olup kabullenmeyen ve
yaratıcının varlığı, hikmeti ve
adaleti inancının bir gereği olan ahirete inanmayan
bu insanların inanmama nedenleri, ayetlerin eksikliği ve
kesin delillerin bulunmayışı değildir.
Asıl neden, onların yapılarında ve
karakterlerinde gizlenmiş bulunmaktadır. Onların
kalpleri kötü ve inkârcıdır. Gözleri önündeki
ayetleri kabullenmeye yanaşmamaktadır. Üstelik onlar
büyüklük de taslayanlardır. Delillere teslim olmayı,
Allah'a ve elçisine bağlanmayı istemeyenlerdir.
Dolayısıyla onların hastalığı köklüdür.
Hastalık onların karakterlerinde ve kalplerinde gizlidir!
Onları yaratan Allah, bu hallerini de bilmektedir.
Onların gizlediklerini ve açığa
vurduklarını da görmektedir. Evet hiç kuşkusuz ve
tereddütsüz bu gerçeği bildiği için onların bu
özelliklerinden nefret etmektedir:
ALLAH'IN NEFRETİNE UĞRAYANLAR
"O, gerçeğe sırt çeviren kendini beğenmişleri
kesinlikle sevmez."
Büyüklük taslayan kalbin ikna olması ve teslim
olması beklenemez. İşte bu nedenle onlar
Allah'ın nefretine uğramışlardır. Zira
onların gerçek durumlarını bilen, gizli ve açık
bütün hallerinden haberi olan Allah, onların büyüklük
tasladıklarını da bildiğinden, kendilerinden
nefret etmektedir.