Gökten inen yağmurun serpiştirdiği hayattan
oluşan bu meyvalardan, sarhoşluk verici şeyler
yapıyorsunuz. (Ayette geçen sekr; içki demektir. Bu sırada
daha içki haram kılınmamıştı) Güzel bir
rızık da yapıyorsunuz. Ayeti kerime güzel rızkın
içkiden başka bir şey olduğuna ve içkinin güzel
bir rızık olmadığına işaret
etmektedir. Bu da daha sonra gelecek olan haram kılmanın
bir girişidir. Ayet bu sırada yaşanan realiteyi
tasvir etmektedir. Onların hurma ve üzüm meyvalarından
içki yaptıklarını açıklamaktadır. Yoksa
içkinin helal olduğunu ifade etmemekte aksine, onun
haramlığına bir giriş yapmaktadır.
"Düşünenler için bunda ibret dersi vardır."
Aklını kullananlar, bu rızkı yapanın
kulluk yapılmaya layık olduğunu anlarlar. Bu
rızık veren de Allah'dır...
Arı Allah'ın kendisine bahşettiği içgüdülerinin
direktifleriyle çalışır. Bu da bir çeşit
vahiydir. Arı bu direktiflere göre çalışır.
Gerçekten öyle hayret verici bir titizlikle çalışır
ki, düşünebilen akıl bile, bu çalışma
karşısında aciz kalır. İnsan aklı,
arının yaptığı petekler, kozalar, kendi
aralarındaki iş bölümü, saf balı yapma yöntemi
konusunda açıklama yapmaktan aciz durumdadır.
Arı, kendi yaratılışının
gereği olarak, yuvalarını dağlarda, ağaçlarda
ve yükseltilen yerlerde, yani asma ağacı ve
benzerlerinde yapar. Yüce Allah onun fıtratına
yerleştirdiği yetenekler ve etrafını
kuşatan çevrenin uyum sağlamasıyla ona
hayatın yollarını
kolaylaştırmıştır. Balda insanlar için
şifa olduğunu belirten ifadeyi bazı uzmanlar teknik
açıdan açıklamışlardır. Bu gerçek sırf
Kur'an'ın açıkça bildirmesiyle de sabit bir olgudur.
Müslümanın Allah'ın kitabında sabit olan bu köklü
gerçeğe dayanarak böyle inanması zorunludur.
Buhari ve Müslim, Ebu Said Hudri'den rivayet ederler ki: Bir
adam Peygamberimize -salât ve selâm üzerine olsun- geldi ve:
"Kardeşim ishal oldu" dedi. Peygamberimiz -salât
ve selâm üzerine olsun- "Ona bal içir" buyurdu. Adam
gitti. Bal içirdi. Sonra yine geldi ve "Ya Resulullah; bu da
onun ishalini arttırmaktan başka işe yaramadı"
dedi. Resulullah -salât ve selâm üzerine olsun- bu sefer
"Allah doğru söylemiştir, kardeşinin
karnı ise yalan söylüyor. Git, ona bal içir" dedi.
Adam gitti bal içirdi ve kardeşi iyileşti.
Bu haberde Peygamberimizin -salât ve selâm üzerine olsun-
gözler önündeki bir realite karşısında
takındığı kesin tavır bizi dehşete düşürmektedir.
Çünkü kardeşi ona bal içirdikçe adamın ishali de
artmıştır. Bu kesin inanç sonunda realitenin de
onu desteklemesi ve doğrulaması ile neticelenmiştir.
İşte Allah'ın kitabında yeralan her konuda ve
her gerçek hakkında müslümanın kesin inancı da böyle
olmalıdır... Realite diye adlandırılan
dış görünüş istediği kadar ona
aykırı olsun farketmez. Allah'ın kitabındaki
bir gerçek, dış görünüşteki bir realiteden daha
doğrudur. Eninde sonunda dış görünüşten
ibaret olan realite de onu doğrulayacaktır.
Burada bir nebze de sergilenen nimetlerin uyum ve ahengi
üzerinde duralım: Gökten suyun indirilişi, kan ile
dışkı arasından sütün çıkarılışı,
hurma ve üzüm meyvalarından hem sarhoş edici, hem de güzel
rızıkların çıkarılmak istenmesi,
arının karnından balın çıkarılışı...
Evet bunların hepsi şekil bakımından
birbirlerinden farklı yerlerden çıkarılan içeceklerdir.
Buradaki hava, içeceklerin havası olduğundan,
hayvanların sadece sütleri sözkonusu edilerek sahnenin tüm
birimleri arasında bir uyum sağlanmıştır.
Gelecek dersimizde hayvanların derilerinden, yünlerinden ve
kıllarından da yararlanıldığını
göreceğiz. Zira buradaki konular, çadırlar, normal
evler ve giyim kuşam ile ilgilidir. Dolayısıyla
hayvan ürünlerinden sahnenin birimleriyle uyum sağlayanların
verilmesi, bütünün parçalarıyla uyumunun gereği
olarak tercih edilmiştir... Bu da Kur'an'daki edebi ahengin
ufuklarından biridir.
Hayvanlardan, ağaçlardan, meyvelerden, arıdan ve
baldan söz eden ayetlerden sonra, şimdi de insan ruhunun
derinliklerine daha yakın olan, bizzat onların bünyelerinde
yeralan yaşamları, rızıkları, eşleri,
çocukları ve torunlarından bahseden ayetlere geçiliyor.
İnsanlar bu konuları büyük bir titizlikle ele alıyorlar,
daha derin biçimde etkileniyorlar ve daha rahat karşılık
veriyorlar: