Diriliş meselesi, inanç sisteminin her peygamber devrinde
ve her çağda önemli tartışmalara neden
olduğu bilinen gayb konularından biridir. Bu yalnız
Allah tarafından bilinen gayb konularından biridir.
"Göklere ve yere ilişkin bilinmezlerin bilgisi
Allah'ın tekelindedir."
İnsanlar, yeryüzündeki bilimleri nereye varırsa
varsın, yeryüzünün zenginliklerini ve onun gizli olan
enerji kaynaklarını ne ölçüde ortaya çıkarırlarsa
çıkarsınlar, gaybın perdesi önünde güçsüz ve
çaresiz kalacaklardır. İnsanoğlunun en bilginleri
dahi bir an sonra başına gelecek şeyleri bilememe
konumunu aşamazlar. Onlar bizzat kendilerinin
başına gelecek olan en yakın şeyi dahi tahmin
edemezler. Verdikleri nefesin tekrar geri gelip gelmeyeceğini
bilemezler. İleriye dönük hesaplar insanı bütünüyle
çıkmaza sokarken, onun kaderi gaybın perdesi
arkasında gizlidir. Ne zaman ansızın kendisini
yakalayacağını bilemez. Belki de bir saniye sonra
onu yakalayacaktır. Aslında insanoğlunun
geleceğe ilişkin şeyleri bilmemesi, şu andan
sonrasından habersiz oluşu, Allah'ın insana bir
rahmetidir. İnsanlar bu sayede düşünebilir; çalışabilir,
ürün kaldırabilir ve birtakım onarım ve inşa
işlerine girebilirler. Kendilerinin başlatmış
oldukları çalışmaları, sonrakilerin gelip
tamamlaması için ardlarında bırakabilirler. Böylece
perde arkasında gizli olan ecelleri gelinceye kadar bir çalışma
içinde olmaları sağlanmış olur.
İşte kıyamet de bu gizli olan gaybla ilgili
konulardan biridir. Şayet insanlar kıyametin ne zaman
kopacağını bilselerdi, hayatın çarkı
durur veya bozulurdu. Hayat, ilahi kudretin kendisi için çizmiş
olduğu doğrultuya uygun bir şekilde ilerlemezdi.
İnsanlar kıyamet gününün senelerini, aylarını,
günlerini, saatlerini ve saniyelerini sayıp dururken,
hayatın akışının normalde devam etmesi düşünülemezdi.
"Kıyamet olayı, yakınlığı
bakımından bir göz kırpması gibidir ya da
bundan bile daha yakındır."
Yani kıyamet yakındır. Fakat bu
yakınlığın ölçüsü insanın bilinen
hesabının ölçüsü değildir. Kıyametin
kopması için bir zamana gerek yoktur. Bir göz açıp-kapatmak
yeterlidir onun için. Bir de bakmışsın ki, o bütün
sebepleri ve şartlarıyla hazır olup gelmiştir:
"Hiç kuşkusuz Allah'ın gücü her şeye
yeter."
Haddi hesabı olmayan onca yaratıkların ve
kalabalıkların dirilişi,
canlandırılışı, toplanması, hesaba
çekilmesi ve eylemlerine uygun bir biçimde ödüllen dirilmesi
veya cezalandırılması... Bütün bunların
hepsi bir şeye "ol" deyince oluveren ilahi kudret için
kolay ve basit işlerdir. Bunları ancak beşeri
ölçüleri esas alarak ölçen, insan gözüyle onlara bakıp,
insani kriterlerle onları değerlendirmeye çalışanlar,
çok zor ve dehşet verici akıl almaz bir iş olarak
değerlendirebilirler... İşte onlar bu ölçüleri
esas aldıkları için yanlış düşünüyor
ve yanlış değerlendiriyorlar!
Kur-an'ı Kerim meseleyi daha rahat
anlaşılır hale getirmek için, insan hayatından
küçük bir örnek veriyor. Bu olay gece ve gündüzün her
saniyesinde sürekli meydana geldiği halde onların güçleri
bu olay karşısında aciz kalmakta ve düşünceleri
onu anlatmakta güçlük çekmektedir:
Bu çok yakında bulunan bir gayptır. Fakat o
aynı oranda da derin, anlamlı ve uzaktır. Anne
rahminde bir yavrunun geçirdiği evreleri insanlar görebilirler.
Fakat onlar bu evrelerin nasıl
tamamlandığını bilemezler. Zira bunun
sırrı,gizli olan hayat sırrının
aynısıdır. İnsanoğlunun sahip
olduğunu iddia ettiği, kendisiyle övündüğü, kıyametin
ve gaybın ne olduğunu kendisiyle öğrenmeye çalıştığı
bilim ise, sonradan elde edilmiş bir bilimdir:
"Allah sizi, hiçbir şey bilmez halde,
analarınızın karınlarından çıkardı."
Her bilgin ve her araştırıcı uzmanın
doğuşu, annesinin karnından hiçbir şey bilmez
iken çıkışı, çok yakından bilinen bir
olgudur! Bu hiçbir şey bilmediği çocukluk döneminden
sonra, Allah'ın bir bağışı olarak ve
insanlar için dilemiş olduğu kaderi gereği
etrafını kuşatan bu evreni araştırarak,
yaşamını daha rahat sürdürebilmesi için ona, keşfetme
ve ilerleme kabiliyetini
bağışlamıştır. Bu lütuf hayatın
vazgeçilmez unsurudur.
"Size kendisine şükredesiniz diye işitme duyusu,
gözler ve kalpler verdi."
Kur-an'ı Kerim kalp ve gönül kavramlarıyla
insanın tüm bilinçli algılama unsurlarını
ifade etmek ister. Bu kavram aynı zamanda akıl denilen
olguyu da kapsamına alır. Aynı şekilde
mahiyeti ve fonksiyonu bilinmeyen gizli ilham güçlerini de
içine alır. "size göz, kulak, kalp vermiştir ki
şükredesiniz." Bu nimetin değerini ve bunun
dışında bulunan Allah'ın size vermiş
olduğu nimetlerin değerini
kavradığınızda ona şükredesiniz diye...
Şükretmenin başı ise, yegâne ibadet mercii
Allah'a inanmaktır.
ÜRPERTİCİ ÖRNEK
İnsanların görüp üzerinde düşünmedikleri
ilahi kudretin eserlerinden, hayat verici olaylarından birisi
daha örnek veriliyor. Bu gerçekten
şaşırtıcı ve her zaman gözler önüne
serili olan bir sahnedir: