50- Cennet ehli birbirine dönmüş sorarlar.
51- Onlardan biri: "Benim de bir arkadaşım
vardı. "
52- Bana "Sende mi doğrulayanlardansın?"
53- "Biz ölüp toprak ve kemik olduğumuz zaman
mı dirilip yaptığımız işlere göre
cezalanacağız?"
Cennette söz alan o kişinin bu arkadaşı, ahiret
gününü yalan sayar ve ona insanların öldükten sonra
yeniden dirileceğine ve bir yığın kemik ve
toprak olduktan sonra hesaba çekileceklerine inananlardan birinin
kendisi mi olduğunu dehşet içinde sorarmış.
Bu kişi sohbetinde, kardeşlerine hikâyesini
anlatmaya devam ederken, sözünü ettiği bu
arkadaşının akıbetini öğrenmek için aklına
onu araştırmak gelir. Doğal
olarak onun
cehenneme gittiğini bilmektedir. Başını
kaldırıp bakar ve kardeşlerini de kendisi ile
birlikte bakmaya çağırır. Sohbet
arkadaşlarına der ki:
54- Yanındakilere; "Siz onu bilir misiniz?" der.
55- Bir bakar, onu cehennemin ortasında görür.
Tam o esnada cehennemin ortasında bulduğu
arkadaşına yönelir ve ona: Arkadaş! Allah'ın
bana nimeti olmayıp da beni sana kulak vermekten
korumasaymış sen az kalsın beni de
mahvedecekmişsin.
56- Ona der ki; "Yemin ederim ki, sen az daha beni helâk
edecektin. "
57- "Rabb'imin lütfu olmasaydı şimdi ben de
cehenneme götürülürdüm" dedi.
Yani Rabb'imin bana nimeti olmasaydı ben de
hoşlanmadıkları yerlere götürülen kimselerden
olurdum.
Bu kişinin dünyadaki arkadaşını cehennemin
ortasında görmesi, kendisi
nin
ve Allah'ın
ihlaslı kullarından olan kardeşlerinin elde
etmiş oldukları nimetin ne kadar büyük olduğunu
hissetmelerini sağlar. Böylece kurtulan o kişi, o
nimeti pekiştirmek ve gündeme getirmek ister. Çünkü
onlardan zevk alır ve o nimetlerden daha fazla yararlanmak
ister ve der ki:
58- Biz bir daha ölmeyecek miyiz?" der. ·
59- İlk ölümümüzden başka ölüm yok ve biz azaba
da uğramayacağız ha!
60- İşte büyük başarı ve mutluluk budur.
·
61- Çalışanlar bunun için çalışsınlar.
Burada kalpleri uyandıran ve onları amele ve böyle
bir akıbet için yarışa sevk eden bir
değerlendirme gelmektedir. (Bunun gibi) elden çıkmaz, tükeneceğinden
korkulmaz, arkasından ölüm gelmeyen ve azabın da
tehdit etmediği bir nimet için, işte böyle bir nimet
için çalışsın çalışanlar... Asıl
törene layık nimet budur işte... İnsanoğlunun
yeryüzünde uğrunda ömür tükettiği bunun
dışında nimetler, şu ebediyet ile mukayese
edilirse önemsizdir, hem de çok önemsiz...
Bu ebedi, güvenli ve hoş nimetle diğer grubu
bekleyen akıbet arasındaki korkunç farkı ortaya çıkarmak
için, ilahi ifadeler, eşsiz sahnenin başında yer
alan mahşer günü ve hesaptan sonra onları bekleyen
öteki ayrıntılara geçmektedir.