Ansiklopedi çalışması yapmayı düşünenlerin ilk etapta pratik amaçları göz önünde bulundurması ve bunun alan belirlemede yönlendirici etken olması, şüphesiz tabii bir durumdur. Pratik amaçları, yaşanan hayatın ihtiyaçları belirler. Günümüz müslümanları; içinde bulunduğumuz toplumun pratiği ve onun sosyal yapısının zorlamaları sonucunda Kur'an'ın indirildiği dolayısıyla İslâmi birikimin toplandıgı dil olan Arapça'dan yoksun kalmıştır. Ayrıca ülkemizde yaşanan "harf devrimi" insanımızı yakın geçmişin birikiminden bile mahrum etmiş durumdadır. Bu nedenle günümüz iletişim ortamına (okuma-yazma alanına) ve kültür dünyasına 'taşınmak' bir zaruret halini almıştır.

Kültür ortamındaki bu olumsuzluğun en vahim sonucu, hayatın akışına kapılmış fertlerin ve bu şartlardan oluşan toplumun 'hakikatleri' pratiklerine indirememesidir. Sosyal pratiğin bütün bu açmazları İslâmi birikimi bir ölçüde komprime hale getirmeyi zorunlu kılmaktadır. Günümüz müslümanlarının Türkiye'nin sosyal pratiğine bu ihtiyaçları karşılayacak bir ansiklopedinin kapsayacağı alan da her şeyden önce 'temel kavramlar alanı' olmak zorundadır. Ferdin zihninde ve toplumun hafızasında bulunan ve hayatın her bir durumunu karşılayan kavramlar yerli yerine oturmadan müslümanca düşünme ve yaşamadan söz edilemez.

 

Yaklaşık yedi-sekiz yıldan beri Şâmil Yayınları'nda hazırlığı süren bu ansiklopedinin ilk şekli,ve adı "İbâdet Ansiklopedisi" olarak tesbit edilmiş ve birkaç ilim adamı arkadaşımızın gayretleri ile bu isim altında çalışmalar sürdürülmüştü. Bu çalışmanın sonunda bazı maddeler tesbit edilmiş, bunlar kısmen yazılmış veya yazdırılmıştı. Şâmil Yayınevi bünyesinde birkaç kurul bu ansiklopedi ile uğraştı, nihâyet 1988 yılı ikinci yarısında bu organizeyi devralmak bize nasib oldu. Ancak yapılan çalışmaların tümü ansiklopedi türünden ziyade bir "makaleler külliyatı" veya bir "antoloji" mahiyetini arzediyordu. Bu yüzden o güne kadar yazılanları ve bütün hazırlıkları tamamen bir kenara bırakmak zorunda kaldık. Bu işi ele alırken yeniden madde tesbit etmeye başladık ve başlangıçta bin yedi yüz civarında olan madde sayısı üçbine yaklaştırıldı. Ayrıca tür ve biçim olarak yeni bir şekil tesbitine gidilerek nasıl bir ansiklopedi yayınlayacağımızı ortaya çıkarmaya çalıştık.

Nihâyet bir kısım maddeleri kendimiz yazarken diğer taraftan yıllardan beri kendileri ile dostluk ve hukukumuz olan ilim adamları arkadaşlarımızla temasa geçerek ansiklopedimize madde yazmalarını sağladık. Son bir yıl içinde yüz kişiye yakın bir müellif kadrosu oluşturup ansiklopedinin büyük bir kısmının telifini tamamladık.

Her yayın türünün kendine has zorlukları vardır. Olayı bilenlerin takdir edecekleri gibi bir ansiklopedi yayınının zorlukları oldukça fazladır. Ayrı üslupları, ayrı konuları bir araya getirip teknikte ve diğer konularda birliği sağlamak kolay değildir. Ansiklopedi veya başka bir eser kul yapısı olduktan sonra ne kadar mükemmel olursa olsun ne kadar beğenilirse beğenilsin yine de eksik yanları bulunacaktır. Zira "kemâl ancak AI/ah'a mahsustur." Yapılan bir işi eleştirip kitlelere kötü göstermek kolaydır, çünkü her insan yapısında eksiklikler olur. Takdir edilmek ve kitlelere şirin ve mükemmel gösterilmek istenen her şeyin de güzel ve eksik yanları vardır. Bu prensipten hareketle yaptığımız işin bir an evvel tamamlanıp insanımızın istifadesine sunulmasına gayret ettik. Bu bir ihtiyaçtı ve bu ihtiyacı bir an evvel gidermek gerekiyordu. Bu acil ihtiyaç yıllarca sürüncemede kalmadan giderilmeliydi. Bu eserin güzel yanlarının takdir edilmesini dileyip eksik yanlarını da bizden sonrakilerin tamamlaması işin göreve davet ederek siz okuyucularımıza bu ansiklopediyi sunuyoruz.

Şâmil İslâm Ansiklopedisi yeni bir türdür. Kendi alanında şimdiye kadar bu biçim ve usûlde başka bir ansiklopedi mevcut değil, demiyoruz fakat her yönüyle kendine has diğerlerine benzemeyen, başka bir dilden tercüme edilmemiş bir ansiklopedi her yönüyle İslâm'ı müdrik, Kur'an'a bağlı ve İslâm'dan yana tercihini yapmış bir müellif kadrosunun hazırladığı bir ansiklopedi. Kuru bir bilgi anlayışı ile hazırlanmış olmayan bu ansiklopediyle doğru bilgiler kazandırmanın, insanımızı "bilgilendirmenin" yanı sıra, İslâmi akideyi net ve sahih bir şekilde okuyucumuza aktarmak, İslâm'ı topluma ve ferde hâkim kılmak, maneviyat boşluğunda şaşırmış ferdlere yeniden İslâmi endişe ve bilinç kazandırmak işin gerekli mesajı da vermeye çalıştık. İslâmi bilgi yanında akidenin yüklediği sorumluluğu hatırlatacak imajları da vermeyi hedefledik. Zira aziz İslâm oryantalist bir mantıkla öğrenilemez o çok yücedir. İslâmi bilgi insanın hayatında ve günlük yaşayışında uygulansın diye elde edilir, kuvvede kalmaz.

Şâmil İslâm Ansiklopedisi Tefsir, Hadis, Fıkıh, Usûl-i Tefsir, Usûl-i Hadis, Usûl-i Fıkıh, Siyer, Kelâm, Mezhepler Tarihi, Tasavvuf terim ve deyimlerinin hemen hemen büyük bir kısmını içermektedir. Bu eserde Kur'ani bütün terimleri, Hadis ile alâkalı her ıstılahı maddeleştirip aktardık. Özellikle insanın hayatında her an karşılaştığı durum ve problemleri çözüme kavuşturan Kur'an ve Sünnet'in hukûki ifadesi olan Fıkıh ile ilgili her konuyu mutlaka ele almaya çalıştık. Abdestten miras hukukuna, devletten evlenme-boşanma hukukuna kadar her konuyu ele aldık. Cuma namazı, Dar meselesi, İslâm'da yönetim, Demokrasi gibi temel konulara korkusuzca yaklaşıldı ve gerçekler, günümüz okuruna sunuldu. Akla gelebilen her konu imkân oranında yazılmaya çalışıldı.

Çok müstesna şahsiyetlerin dışında Biyografi, Tarih ve Cografya konularına yer verilmeyip yalnızca kavramlar ele alindı. Sırf terimlerden oluşan bu tür bir ansiklopedi günümüzde ve Türkiye'de mevcut değildir. Aslı Avrupalı oryantalistlerce hazırlanmış olup Milli Eğitim Bakanlığı ve İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nin işbirliği ile yaklaşık elli yılda tercüme ve bir kısmı yeniden telif edilerek neşredilen "İslâm Ansiklopedisi" genel olarak İslâm Tarih ve Coğrafya lûgatıdır. Buna benzer olarak yayınlanan diğer ansiklopediler de ağırlığı tarih ve coğrafyaya vermişlerdir. Ancak biz bu ansiklopedide yukarıda ifade ettiğimiz gibi yalnızca İslâmi ıstılahları ele aldık.

Şâmil İslâm Ansiklopidisi, konusunda Türkiye'de yapılmış ilk çalışmadır. İslâm âleminde ise Kuveyt'te yayınlanan ve yalnız fıkıh ile ilgili terimleri ihtiva eden "el-Mevsuatu'I-Fıkhıyye" ve Mısır'da yayınlanan "Mevsuatu'I-Fıkhi'Iİslâmi" dışında yapılmış bu tür bir ansiklopedi mevcut değildir. Bu ansiklopediye konu ve biçim olarak alanında ilk çalışmadır demek mümkündür. Temennimiz, bu çalışmanın şartları göz önünde bulundurularak takdir edilmesi ve gelecek nesillerin bunu günün ihtiyaçlarına göre geliştirmeleridir. Üniversitelerde özellikle İlahiyat Fakültelerinde görev yapan ilim adamlarımız ile herkesin tanıdığı seçkin ve değerli araştırmacı ve yazarlarımızdan kurulu geniş bir müellif kadrosu ile yapılan bu çalışma son derece mütevâzi imkânlarla gerçekleştirildi. Bugün ansiklopedi yayınlayacak bir kadronun hangi imkânlara sahip olması gerektiği düşünülür ve bunlar bizim yaptığımız çalışma ve imkânlarımız ile karşılaştırılırsa bu ansiklopedinin hangi şartlarda ortaya çıktığı görülecektir. Bu bir şikâyet değil sahip olduğumuz mütevâzI imkânlarla bu işi başarmamızı mümkün kılan yüce Allah'a bir şükürdür.

Bu ansiklopedinin üniversitedeki araştırma görevlisinden ilkokulda ödev hazırlayacak öğrenciye, tüccardan ev hanımına, yazardan üniversite öğrencisine, din bilgisi öğretmeninden cami görevlilerine, işçiden sanayiciye kadar kısacası okumayı araştırmayı seven, İslâm'ı öğrenmek isteyen merak sahibi herkese hitap edecek bir ansiklopedi olmasına çalıştık. Bu eser müslümanın dünya ve âhiret hayatının çeşitli safhalarını ilgilendiren bütün bilgileri ihtiva edecek bir eserdir. Ansiklopedi hazırlanırken herkesin ihtiyaç duyacağı hususlar gözönünde bulundurularak sade ve anlaşılır bir dil kullanılmıştır. Eser, fantazi bir ilmilik anlayışıyla anlaşılmaz bir dil kullanma kompleksine kaçmadan, fakat ilmi yönünü de eksik bırakmadan vulgarize edilmiştir.

Maddeler genellikle İlâhiyat Fakültelerinde bulunan, anlayışlarına güven duşduğumuz ve İslâm'dan yana tercihini yapan ilim adamlarımızın branş ve çalışma alanlarına göre yazdırıldı. Terimler hangi ilim dalına ait olursa olsun öncelikle Kur'an ve Sünnet ışığında ele alınıp gerekli bilgiler verildikten sonra İslâm âlimlerinin bu konu ile ilgili görüşleri kaydedilmiştir. Maddeler Fıkıh ile ilgili olduğunda, bunlar genellikle İmam-ı A'zam ve izleyicilerinin ictihad ve görüşleri istikametinde hazırlandı. Ancak bu konu ile ilgili olarak zaman zaman ve gerek duyuldukça diğer mezheplerin görüşleri de aktarılmıştır. Bütün bunların yanı sıra maddenin günümüz ile ilgili olan yanı ele alınıp İslâmi bir mesaj ile sunulmaya çalışıldı.

Kur'an'dan kaynaklanan âyet meallerinin sonunda sûre adları, numaraları âyet numaraları kaydedildi. Hadisler "el-Mu'cemu'I-Müfehresli Elfâzi'I-Hadis" (Concordance)'ten tahric edildi. Ayet ve hadislerin dışında da aktarılan bilgilerin nereden alındığı hemen bu kayıtların akabinde parantez içinde gösterildi. Okuyucuya fazla bıkkınlık verilmemesi için Arapça ve Farsça asıllı kelimelerin yazımında transkripsiyona başvurulmadı. Ancak tarihi ve orijinal isimlerde aynen yazıma uyuldu. Kelime ve cümle tekniginde ise yaşayan Türkçe'ye rağbet edildi.

Akide ile ilgili meselelerde Kur'an ve Sünnet çerçevesi içerisinde net bir İslâmI ve tevhidI inanç sergilendi. İslâm kültürüne girmiş veya sokulmaya çalışılmış, tevhidi zedeleyici her tür inanç biçimi ve anlayış ayıklanarak ve gerektiğinde buna işaret edilerek, hakikatler "hiçbir kınayıcının kınamasından korkmadan" okuyucuya sunulmaya çalışıldı. İslâm'ın beşerI sistem ve ideolojilerle uyuşmayan fakat bugünkü toplum içinde "dindenmiş gibi" algılanagelmiş her hususa parmak basılıp müslümanlar uyarılmaya çalışıldı.

 

Özetle Şâmil İslâm Ansiklopedisi'nde müslümanların sahih ve sağlam bir inanca sahip olmaları ve dinlerini net ve yanlışsız olarak öğrenmeleri için bütün gücümüzü ortaya koymaya çalıştık.

Bütün bunlardan sonra tekrar "kemal Allah'a mahsustur" deyip okuyucularımızın insafı elden bırakmadan eksikliklerimizi değerlendirmelerini hiçbir gönül ve hatır dinlemeden de hatalarımızı bildirmelerini bekliyoruz. Ancak bu şekilde çalışmalarımız olgunlaşır ve bizden sonraki nesillere az hatalı eserler devretmiş oluruz.

Her emek ve mesâinin kutsallığına inanan kişiler olarak, özellikle Allah'ın dinini ilgilendiren bir meselede titiz davranıp bu konuda yapılan bütün çalışmaları gönülden alkışlarken tüm okuyucularımızı ansiklopediyle başbaşa bırakıyoruz. Bu arada yayınevi sahibi değerli ağabeyimiz Sayın Duran Kömiircü'nün her türlü nazımıza katlanıp bu eserin yayınlanmasında gösterdiği sabır ve gayretleri için kendisine teşekkürlerimizi bildiriyor, ayrıca bu eserin hazırlanmasında katkıları olan bütün kardeşlerime teşekkürlerimi sunuyorum. Dileğimiz öncelikle Allah'ın rızası, samimi bir kalp ve riyâsız bir çalışmadır.

 

Doç. Dr. Ahmet AĞIRAKÇA

Geri Dön