|
İSLAM'DA VE BATI'DA ANSİKLOPEDİ Yeryüzünde yaşamış
her toplum bir medeniyete sahip olduğu gibi Fransa sınırlarından
Endonezya'ya kadar yayılmış İslâm'ın da kendine
özgü bir medeniyeti vardır. İslâm medeniyeti, diğer bütün
medeniyetlerden daha geniş bir etkiye sahiptir. Zira on dört asırlık
uzun bir geçmişe sahip olan bu medeniyet -kendisinden önce gelen
daha yaşlı ehl-i kitap medeniyetini de tashih ederek- bir tek
ırkın eseri olmamış, dar anlamda belli bir coğrafi
bölgede sıkışıp kalmamış bütün İslâm
ümmetinin medeniyeti olmuştur. "Vahiy
medeniyeti" diyebileceğimiz bu medeniyet ilham ve kaynağını
Kur'anı Kerim ve Sünnet'ten almıştır ve her yönüyle
kendine has özellikler taşımaktadır. Bu medeniyete mensup
toplumlar, tarih içerisinde bütün ilim dallarında büyük
ilerlemeler katetmiş, muazzam buluşlar yapmış ve asırlarca
insanlığın dünya ve âhiret hayatını mutlu kılma
yolunda yeni yeni adımlar atmıştır. Bu medeniyet, geliştirdiği
kendine has ilmi anlayışıyla her dönemde büyük eserler
vermiş ve bu eserleri sürekli olarak geliştirip yeni yeni türlerle
kültürünü yaymıştır. İslâm tarihi boyunca yapılmış
araştırma ve buluşlara göz atıldığında;
müslümanlar kadar geniş ilim sahalarında kendini gösteren başka
bir ümmet ve toplumun bulunmadığı görülecektir. İslâm
ilim adamlarının her biri, tek bir branşa ve ilmi sahaya sıkışmadan,
her alanda ansiklopedik bilgiye sahip olup birçok meselede birden tam
yetkili, komple birer mütahassıs idiler. Bunun için İslâm
tarihinde ilim adamlarımızın bıraktıkları
eserlere baktığımızda; ansiklopedik çalışmaların
çok eskilere dayandığını görüyoruz. Ansiklopedi
kelimesi, eski Yunanca'dan gelmiştir. Bütün ilim alanlarındaki
yahut sınırlı bir ilim dalındaki bilgileri kapsamlı
olarak okuyucuya ileten popüler bir başvuru kaynağı olarak
tanımlanmaktadır. Yunanca'da "syclo" sınırlı
bir alan yahut daire; paedia ise bilgi demektir. Kelimenin başındaki
"En" ise, "...de...da... içinde" anlamına gelir.
Dolayısıyla "bir daire işindeki bilgiler" yahut
"bilgi çemberi" anlamına gelen ansiklopedi, bizde "külliyât"
kelimesinin karşılığı olarak kullanılmış,
hatta zaman içinde buna "kamus", "mu'cem", "tabakât",
"muhit", "muhitu'l-maârif", "dâiretu'1-maârif",
ve son olarak "mevsua" adının verildiğini görmekteyiz.
Ansiklopedilerin "mu'cem" diye adlandırılmasının
sebebi alfabetik sıraya göre düzenlenmiş olmasıdır.
Bunlarda bilgiler mu'cem harflere göre, Elif'ten Ye'ye, yani A'dan Z'ye
kadar sıralanarak sunulur. İslâm'da
ilimler Kur'an-ı Kerim'in gelişiyle ve insanları
bilgilendirmesiyle başlamış, Hz. Peygamber (s.a.s.)'in Sünnet-i
Seniyyesi ile devam etmiştir. Ashâb-ı Kirâm'dan bazılarının
Hadis kaydetmeye başlaması ve daha sonra Kur'ân-ı Kerim'in
yazılarak nüshalarının çoğaltılması ve bir
müddet sonca noktalama ve harekelerinin konmasıyla Kur'an ilimleri
tedvin edilmeye başlanmıştır. Tâbiin
devrinden günümüze kadar çeşitli sahalarda ansiklopedik özellikler
taşıyan bir hayli eser telif edilmiştir. Özellikle Kur'ân-ı
Kerim ve Tefsiri, Hadis, Fıkıh, Kelâm, Mezhepler Tarihi,
Edebiyat, Tıp, Düşünce, Siyer, Tarih, Şehir Tarihleri,
Ricâl ve Biyografi'ye dair eserlerin yanı sıra Botanik, Zooloji,
Dil, Gramer (Sarf-Nahiv), Tasavvuf ve bibliyografik eserler vücuda
getirilmiştir. Bütün bu ilimlerle ilgili olarak İslâm tarihi
boyunca yazılmış eserleri burada kaydetmek imkânsızdır,
zira bunların bir kısmı tabii afetler ile yok olup gitmiş,
bir kısmı da Moğol ve Haçlı istilaları sırasında
yok edilmiştir. Ancak burada her bir ilim dalında telif edilmiş
ansiklopedik özellikler taşıyan önemli kaynak eserlerden bazılarını
zikretmemiz mümkündür. İslâm'ın
temel kaynağı Kur'an-ı Kerim'in daha iyi anlaşılması
ve Kur'ani hükümlerin tam anlamıyla yaşanması için bir
çok ilim adamı tarafından tefsirler yazılmıştır. İmam
İbn Cerir et-Taberi (224-310/839-923)'nin el-Câmiu 'I-Beyân fi
Tefsiri 'IKur'an'ı, İmam Fahrüddin er-RâzI (1149-1209)'nin Mefâtihu'l-Gayb'ı,
Kurtubi (ö. 671/1272-1273)'nin el-Câmi li-Ahkâmi'l-Kur'an'ı,
Ebu'l-Berekât en Nesefi (ö. 710/ 1310-1311 )'nin Medâriku 't-Tenzil'i,
Alusi ( 1802-1853)'nin Rühu 'I-Meâni'si, bunların en meşhurlarıdır. Bu tefsirlerin
dışında Kur'ân ilimlerine dair Zerkeşi (745-794)'nin
el-Burhân fi Ulumi'I-Kur'ân'ı, İmam Celaleddin es-Suyuti (ö.
911/1505-1506)'nin el-Itkan fi Ulümi'l-Kur'ân'ı, Şemseddin
Ebu'1-Hayr'ın Gâyetu'n-Nihâye fi-Tabakâti'I-Kurrâ' adlı
eserleri belli başlı ansiklopedik eserlerdir. Ayrıca müfessirler
hakkında mesela "Tabakâtü'I-Müfessirin" adıyla
İmam Suyuti ve Dâvudi'nin yazmış oldukları
ansiklopediler de bu konuyla ilgili önemli kaynaklardır. Kur'an-ı
Kerim'deki ıstılahlarla ilgili olarak yazılan en orijinal
eserlerden birisi Râgıb el-IsfahânI'nin el-Müfredât fi
Garibi'l-Kur'an adlı eseridir. * * * Kur'an-ı
Kerim'den ayrılmayan ve ikinci ana kaynak sayılan Sünnet ve
Hadis ile ilgili olarak toplanıp tasnif edilen "Kütüb-i
Sitte"nin yanı sıra birçok "Sünen" kitapları
yazılmıştır. İmam Buhâri (194-256) ve İmam
Müslim (204-261)'in eserleri olan ve "Sahihayn" diye adlandırılan
"Sahih-i Buhari" ve "Sahih-i Müslim" ile bunlara yazılan
şerhler tamamen ansiklopedik bilgiler ihtiva ederler. Buhâri'nin
şerhleri olan "Fethü'I-Bâri" ve "Umdetu'l-Kari"nin
yanı sıra "Kirmâni", "Kastalâni" ve "Hattâbi"
şerhleri ile "Sahih-i Müslim"in meşhur "Nevevi"
(1233-1277) şerhi İslâmi ilimlerin birçoğunu kapsadıkları
için ansiklopedik eserler olarak kabul edilebilirler. Bunların dışında
Garibu'1-Hadis adıyla anılan ilim dalına dair yazılanlardan
İbnü'1-EsIr el-Cezeri (ö. 606/1209-1210)'nin en-Nihâye fi
Garibi'I-HadIs ve'l-Eser adlı eseri bu konudaki telifata örnek
olarak yeterlidir. Kur'ân ve Sünnet'in
hukuki ifadesi olan Fıkıh ile ilgili olarak da İmam ŞâfiI
(150-205/767-820)'nin "el-Ümm"ü, İmam Serahsi (ö.
490/1097)'nin "el-Mebsüt"u, İbn Hümâm (ö. 861/1457)'in
"Fethü'I-Kadir"i, İbn Kudâme'nin (541-620/1146-1223)
"el-Muğni"si, Kâsâni (ö. 587/1191)'nin "el-Bedâyiu's-Senâyı"i,
Sultan Alemgir'in (1118/1706) hazırlattığı "Fetâvâyi
Hindiyye", İbn Hazm'ın (ö. 456/1063) "el-Muhalla"sı,
İmam Nevevi (ö. 676-1277)'nin "el-Minhâc"ı, İbn
Nuceym (ö. 970/1562)'in "el-Bahru'r-Râik"i, İbn Abidin (ö.1252/1836)'in
"Reddü'I-Muhtar"ı İslâm fıkhının en
yaygın fıkıh ansiklopedileridir. Ayrıca son dönemlerde
telif edilen Ömer Nasuhi Bilmen (1883-1971)'in "Hukuk-u İslamiyye
ve Istılahat-ı Fıkhıyye Kamusu" adlı
eseriyle Cezeri (XI-XII. yy.)'nin "el-Fıkhu ale'I-Mezâhibi'l-Erbaa"sı
ve Vehbe ez-Zuhayli'nin "el-Fıkhu 'I-İslâmi ve Edilletühü"
adlı eserleri kayda değer çalışmalardır. Fıkıh
ile uğraşan âlimlerin biyografileri ve eserleri hakkında
bilgiler veren ve "Tabakatü'I-Fukaha" adı ile te'lif
edilen önemli bir ansiklopedi türü daha vardır ki bu türe giren
eserlerin tümünün burada zikredilmesi gereksizdir, ancak bunlardan
şu eserleri kaydetmemiz yeterlidir: İbn
Sumre'nin Yemen fakihlerinin biyografileri ve eserleri hakkındaki
"Tabakatü'Fukahai'I-Yemen" adlı eseriyle el-Hasani'nin
"Kudatu Kurtuba ve Ulemau İfrıkiyye"si, Kasım b.
Kutluboğa (ö. 879/1474)'nın "Tâcu't-Terâcim fi
Tabakati'I Hanefiyye"si, Tâcuddin es-Subki (ö. 771/1369)'nin "Tabakatü'ş
Şâfiiyeti'I-Kübra"sı, Kadı Ebu Ya'la el-Hanbeli (ö.
526/1131)'nin "Tabakatü'I Hanâbile"si, Ebu İshak Şirâzi
(ö. 476/1083)'nin "Tabakatü'l-Fukaha"sı. Yukarıda
kaydedilen temel ilimlerle ilgili eserlerden başka İslâmi
ilimler içinde sonradan ortaya çıkmış olan Kelâm ilmine
dair yazılmış bir hayli ıstılah ve mu'cem
kitapları vardır. Mesela Allâme Taftazâni (ö. 792/1300)'nin
"Şerhü'l-Makâsıd"ı, İmam Fahrüddin er-Râzi
(1149-1209)'nin "el-Muhassal"ı, Seyyid Şerif Cürcâni
(1340- 1413)'nin "Şerhu'I-Mevakıfı"ı, İbn
Hazm el-Endülüsi (994-1064)'nin "Kitabu'I-Fisal fi'I-Mile'l ve'I
Ahvâ ve'n-Nihal"i, ŞehristânI (ö. 548/1153)'nin "el-Mile'l
ve'nNihal"i, İbn Asâkir (1105-1176)'in "Tebyinu Kizbi'I-Müfteri"
adlı eseri gibi kelâm ve kelâma dair yazılmış
tabakat kitapları da tamamen ansiklopedik özellikler taşır.
İslâm tarihinde edebiyat ve ediblere dair telif edilmiş
eserlerin başında da şunları zikredebiliriz: Endülüs
âlimlerinden İbn Abdi Rabbih (ö. 328/939)'in meşhur "el-İkdü'l-Ferid"
ile Fahruddin er-Râzi (543-606)'nin "İhsâu'l-Ulüm" ;
İmam Gazzali (450-505)'nin "İhyau'I-Ul-middin" ve
İhvanu's-Safa (10. yy.)'nin "Risaleler"i, tipik birer
ansiklopedik eserdir. Bunların yanında İbn Kuteybe
ed-Dineveri (828- 889)'nin "Uyunu'l-Ahbâr"ı ile Mutezile
âlimlerinden meşhur edib ve düşünür el-Câhız (ö.
255/869)'ın "Kitâbu'I-Beyan ve't-Tebyin" adlı
eserleri kendi alanlarında müstesna yer tutan kaynaklardır. Avrupa daha
ortaçağ karanlığında ve cehâlet devrinde yaşarken
müslümanlar birçok ilim dalında bir hayli ileriydiler. Bilhassa tıp
alanında müslümanların yazdıkları tıp
ansiklopedileri uzun bir dönem aşılamayan eserler olarak kalmışlardır.
Bunların başında İbnu'1-Kıfti (ö. 646/1248)'nin
"Târihü'l-Hükemâ"sı, Zekeriya er-Râzi (865-925)'nin
"el-Hâvi"si, Ali b. Rabban (ö. 1067)'ın "Firdevsü'l-Hikme"si,
İbn Ebi Usaybia (ö. 669/1270)'nın "Uyünü'l-Enbâ' fi
Tabakâti'l-Etibbâ"sı İbn Cülcül (H. 3/M. 9 yy)'ün
"Tabakâtü'l Etibbâ' ve'l Hukemâ"sı, İbn Sina (ö.
429/1037)'nın "el-Kanun fi't-Tıbb"ı, el-Mecusi
(H. 4/M. 10 yy.)'nin "Kâmil es-Sınâa"sı, İbn Rüşd
(ö. 595/1198)'ün "el-Külliyât fi't-Tıbb" adlı
eserleri meşhur tıp ve tıp tarihi ansiklopedileridir. Yine İslâm'ın
ilk dönemlerinde yazılmış İbn Sa'd (ö. 230/844)'ın
"el-Tabakâtü'l Kübrâ", İbnü'1-EsIr' (ö. 630/1232)'in
"Usdu'l Gâbe", İbn Hacer el-AskalânI (1372- 1449)'nin
"el-İsâbe fı Temyizi's-Sahâbe", İbn Abdi'I-Berr
(ö. 463/1071)'in "el-İstiab fi Marifeti'l-Ashab" adlı
eserleri de biyografik eserlerdir. Ayrıca "Tevârihu'r-Rüvât"
veya "Kütübü'r-Rüvât" adı verilen Rical'e dair eserler
gayet ilginç çalışmalardır. İmam Ahmed b. Hanbel
(164-241/780-855)'in "Kitabu'l İlel ve Marifetü'r-Ricâl"i
ile Buhâri'nin "Tarihu'I-Kebir" ve "Tarihu's-Sağir"
adlı eserleri başta sayılabilir. Ayrıca Buhari'nin
"Sahih"inde geçen ravilere dair eser yazanlardan Kelabâzi'nin "el-Hidaye
ve'l İrşad fi Ma'rifeti ehli's-Sika ve's-Sâdâdât" ve
Ebu'I Velid Süleyman b. Halef el-Bâci'nin "et-Tadil ve't Tecrih adlı
eserleri bu meyanda kayda değer eserlerdir. Ayrıca
genel biyografik eserler arasında şunları saymak mümkündür:
İmam Şevkâni,"el-Bedrü't-Tâli"; İmam İbn
Hacer el-Askalâni (1372-1449) "ed-Dürerü' lKâmine fi Ayâni men aşefi
Mieti's-Sâmine"; Ebu Şâme el-Makdisi (1203-1268) "er-Ravzateyn"
adlı tarihine yazdığı zeyl olan "Teracimu
Ricali'l-Karneyni's-Sâdis ve's-Sâbi"; İbn Hallikan (681/1282)
"Vefyatü'I-Ayan"; İbn Şakir "Fevatü'I Vefeyât";
İbn Hacer (ö. 852/1549) "Tehzibü't-Tehzib"; İmam
Zehebi" (673-748/1274-1348) "Tezkiratü'I-Huffâz"; Yakut
Hamevi (ö. 625/1228) "Mu'cemu'l Udebâ"; İbnü'1-Kıfti
"İnbihârü'r-Ruvât"; İbn İmâd el-Hanbeli
(1060-1128/1650-1716) "Şezerâtü'z-Zeheb" ; Taşköprüzade
(1495-1561) "eş-Şakâiku'n-Numâniyye fi-Ahbâri Ulemâ-i
Devleti'l-Osmaniyye" ve buna yazılan Mecdi ve Atai'nin zeyl'leri;
M. Süreyya'nın "Sicil-i Osmâni"; Bursalı M. Tahir
(1861-1926)'in "Osmanlı Müellifleri" adlı eserleri
zikre şayandır. İslâm'ın
anlaşılmasını kolaylaştıran en belirgin
ilimlerden biri de 'Tarih'tir. Taberi (ö. 310/923)'nin başlattığı
tarz ve usulde yazılmış umumi İslâm tarihlerinin yanı
sıra belirli devletlerin ve müstakil bölgelerin, şehirlerin
tarihleriyle, muayyen halife ve hükümdarların yalnız kendi dönemlerinin
tarihleri de kaleme alınmıştır. İslâm tarihinin
Herodot'u olarak tanımlanan İbn Cerir et-Taberi'nin "Târihü'-Ümem
ve'l-Muluk" yahut diğer adıyla "Tarihü'r-Rusul
ve'l-Muluk" adlı eseri en büyük ve tafsilatlı tarihtir.
İbnü'l-Esir, Taberi'nin bu eserini alıp ilk yedi cildini degişik
bir üslupla ve bazı rivâyetleri ayıklayarak yeniden yazmış
ve buna ilâve olarak kendi dönemine kadar gelen olayları gayet sağlam
bilgilerle "el-Kâmil fi't-Tarih" adlı eserinde kaydetmiştir.
Ayrıca Belazuri'nin "Futühu'I-Buldân"; Mes'udi'nin "Murücu'z-Zeheb
ve Meâdinü'l-Cevâhir"; İbnü'I-Cevzi (ö. 597/1201)'nin
"Miratü'z-Zaman"; Makdisi'nin "el-Bed've't-Tarih'; İbn
Kesir (ö. 774/1372)'in "el-Bidaye ve'n-Nihaye"; daha sonra
gelen müelliflerden Müneccimbaşı Ahmed b. Lutfullah (ö.
1702)'ın "Câmiu'd-Düvel" adlı eserleri belli başlı
umumi tarihlerden bir kısmıdır. Öte yandan
Hatib el-Bağdâdi (ö. 463/1071)'nin dev eseri olan "Turihu Bağdad";
İbn Asâkir (1105-1176)'in "Tarihu Dımaşk";
İbnü'1-Adim (1192-1262)'in "Buğyetu't Taleb fi Târihi
Haleb" şehir tarihlerinin belli başlı örnekleri olup
özellikle Bağdadi ile İbn Asâkir'in eserleri alfabetik düzenlenmiş
tam ansiklopedi çalışmalarıdır. Coğrafya'ya
dair yazılmış büyük eserlerden Yakut Hamevi (ö.
626/1229)'nin "Mu'cemu'I-Buldân"ı; Istahri'nin "Suvarü'l-Ekalim"i,
İbn Havkal (4-5/10-11 yy.)'ın "el-Mesâlik ve'I-Memâlik"i;
Zemahşeri (538/1144)'nin "el-Cibâl ve'l-Emkina ve'l-Miyâh"ı,
Ebu'l Fidâ (ö.1327)'nın "Takvimü'l-Buldan"ı,
Kazvini (ö. 483/1090)'nin "Acâibu'I-Buldân"ı bu babda
zikredilmelidir. "İlmü'I-Hey'e"
veya "İlmü'n-Nucum" diye bilinen Astronomi'ye dair yazılmış
büyük eserlerin başında şunları kaydetmek mümkündür:
Abdurrahman es-Sufi'nin "Suvaru'I-Kevâkib"; İbn Kuteybe
ed-Dineveri (828-889)'nin "Kitubu'l-Envâ"; Biruni (ö.
440/1048)'nin "Kitubu't-Tefhim" ve "Kanun el-Mes'udi";
Kutbuddin Şirâzi'nin "Nihâyetü'l-İdrak"; Fergâni'nin
"el-Harekatü's-Semâviyye ve Cevâmi' ilmi'n-Nücum" adlı
eserleri ve ayrıca "İbnü's-Semh, Nasıruddin Tûsî,
Zerkalî, Müeyyedüddin el-Urdî" gibi astronomi bilginlerinin
isimleri burada sayılmayan eserleri zikredilebilir. Bütün bunların
yanında bibliyografik eserlere bir göz attığımız
zaman aynı şekilde tarihe imzasını atmış
sonradan gelen bütün nesillerin takdirle karşılayıp
istifade ettikleri büyük telifâtlar görürüz. Bibliyografyaya dair
yazılan ilk ansiklopedik eser İbnü'n-Nedim (ö. 438/1047)'in
"el-Fihrist" adlı eseridir. Akabinde Osmanlı ilim
adamlarından Kâtip Çelebi (1067/1656)'nin ölmez eseri "Keşfuz-Zunun
an Esâmi'I Kütübi ve'I-Funun" ile Bağdatlı İsmail
Paşa'nın (1839-1920) "Hediyetü'l Arifîn"i de bu
tarzdaki eserlerin devamı ve bir zeyli mahiyetindedir. Hayreddin
Zirikli'nin "el-A'lâm"ı, Ömer Rıza Kahhale'nin
"Mu'cemu'l-Müellifin"i; Brockelmann (1868-1956)'ın GAL'ı
ve Fuad Sezgin'in GAS'ı en son yapılmış büyük
bibliyografik eserlerdir. Bu son iki çalışma Almanca olup
Sezgin'in eseri Arapça'ya tercüme edilmiştir. Bunlardan başka
Şiî müelliflerin biyografi ve eserleri hakkında önemli çalışmalar
yapan İranlı ilim adamı Ağa Han Büzürg-i Tahrânî'nin
eserleri kayda değer. Onun Şiî müelliflerine ait otuzbeşbin
beşyüz civarında eseri alfabetik sıraya koyarak yirmi beş
ciltte toplayıp yayımlattığı "ez-Zerîa ila
Tasânî fi'ş-Şîa" ile bu esere ek mahiyetinde olan
IV.-XIV. yüzyıllar arasında yaşayan Şiî âlimlerin
biyografilerini ihtiva eden "Tabukâtü A'lami'ş-Şia"
adlı eserleri zikredilebilir. Ayrıca Ağa Han Büzürg'ün
Keşfu'z-Zunun ve Hediyetü'l-Arifin'e zeyl ve ilâveleri vardır. Ebu'I Beka'nın
"Külliyât"ı ile Tahanevi'nin "Keşşaâfi
Istılahati'l-Fünun" adlı eserleri, Cürcani'nin
"Ta'rifat"ı, Ca'fer Seccâdi'nin "Lugat-ı lstılahat-ı
Tabirat-ı İrfâni" adlı eserleri ıstılahlara
dair yazılmış en güzel eserlerdir. Ayrıca dil
ve edebiyat ile ilgili yazılan önemli ansiklopedik eserlerden de
şunları kaydetmek mümkündür: Celaleddin es-Suyuti'nin
"Buğyatu'I-Vu'at fi Tabakati'l-Luğaviyyin ve'n-Nuhât",
Zebidi'nin "Tabukâtü'n-Nahviyyin"; Firuzâbâdi (816/1413)'nin
"el-Buğya fi târih'i eimmeti'l-Luğa"; el-Enbâri'nin
"Tabakatü'l-Udeba"; İbnü'l-Mü'tezz'in "Tabakâtü'ş-Şuarâ"
adlı eserleri. Ansiklopedik özellikler
taşıyan lugatlardan ise el-Herevi'nin "Tenzibü'I-Luğa";
Cevheri'nin "Tâc'ül-Luğa"; İbn Manzur'un "Lisânü'I-Arab";
Zebidi'nin "Tacü'l Arus" ile Firuzabadi'nin "Kumus"u
ve Asım Efendi (1755-1820)'nin "el-Okyanus"u meşhur
eserlerdir. Bütün bunlara
ilâve olarak Butrus el-Bustâni'nin onbir cildi yayınlanan
"Dairatu'I-Maârif"; Mısırlı ilim adamı
Ferid Vecdi'nin "Dâiratü'l-Maârifi'I-Karni'lRâbi'el-Aşar/el-İşrîn";
Mısır'da yayınlanan "Mevsuatü'I-Fıkhil-İslâmî";
Kuveyt'te yayınlanan "el-Mevsuatü'I-Fıkhıyye"
adlı ansiklopedik çalışmalar da çağımızın
en önemli ansiklopedileridir. |