|
KAYYIM
Kur'ân'da; âdil, dosdoğru, değerli anlamlarında kullanılır: "Ey Muhammed, başka şeylerden yüzünü çevirerek, kendini tam olarak dine ver. Allah insanları yaratılıştan bu din üzere kılmıştır. Allah'ın yaratışında hiç bir değişiklik yoktur. İşte dosdoğru din budur. Fakat insanların çoğu bunu bilmezler" (er-Rûth, 30/30; bk. et-Tevbe, 9/39; Yûsuf, 12/40; er-Rûm, 30/43; el-Kehf, 18/2; el-Galâyînî, Câmiu'd-Dürûsi'l-Arabiyye, 12. Baskı, 1973 Beyrut, I, 195, 198). Bu terim Hz. Peygamber'in, bazı gece duâlarında, yerin ve göğün hâkimi olan Allah'ın bir sıfatı olarak kullanılmıştır. Duâ şöyledir: "Allah'ım sana hamdolsun. Sen gökleri ve yeri ayakta tutansın" (Buhârî, Teheccüd, 1, Tevhîd, 8, 35, Deavât, 10; Ahmed b. Hanbel, I, 358). Başka bir duâsında kayyım yerine "kayyâm" geçer (Buhârı, Tevhîd, 24; Müslim, Müsâfirûn, 199; Tirmizi, Deavât, 29; Nesâî, Kıyâmu'l-Leyl, 9). Kayyım kelimesi, daha sonra, bir vakfın mütevellisi veya mütevelli yanında bir memur, mescide bakan kimse, bir hayır kurumunun müdürü gibi her türlü işler için kullanılır oldu. Bazı hadislerde de, kadının bakımını üslenen kocası yerine kullanıldığı görülür (Buhârî, Nikâh, 110). Diğer yandan gâibin mallarını korumak, başkalarında olan haklarını almak ve mallarında usûlüne göre tasarrufta bulunmak üzere hâkim tarafından tayin edilen kimseye de kayyım denir. Hamdi DÖNDÜREN
|