KIYAMET ÖNCESİ
FİTNELER
Hz. Ebu
Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu
vesselâm buyurdular ki:
"Ayakkabıları
kıldan bir kavimle savaşmadıkça Kıyamet kopmaz. Siz, yüzleri
kılıflı kalkanlar gibi, gözleri küçük, burunları yassı
olan bir kavmle savaşmadıkça Kıyamet kopmaz."
Buhari, Cihad 95,
96, Menakıb 25; Müslim, Fiten 62, (2912); Ebu Davud, Melahim 9, (4303,
4304); Tirmizi, Fiten 40, (2216); Nesai, Cihad 42, (6, 45).
Yine Ebu
Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu
vesselâm buyurdular ki: "rumlar, A'mak ve Dâbık nam mahallere
inmedikçe Kıyamet kopmaz. Onlara karşı Medine'den bir ordu çıkar.
Bunlar o gün Arz ehlinin en hayırlılarıdır. Bu ordunun
askerleri savaşmak üzere saf saf düzen alınca, rumlar:
"Bizden esir
edilenlerle aramızdan çekilin de onları öldürelim!" derler. Müslümanlar
da:
"Hayır"
Vallahi sizinle, kardeşlerimizin arasından çekilmeyiz" derler.
Bunun üzerine (müslümanlar) onlarla harb eder. bunlardan üçte biri inhizama
uğrar. Allah ebediyen bunların tevbesini kabul etmez. Üçte biri
katledilir, bunlar Allah indinde şehitlerin en faziletlileridir. Üçte
biri de muzaffer olur. Bunlar ebediyen fitneye düşmezler. Bunlar İstanbul'u
da fethederler. (Fetihten sonra) bunlar, kılıçlarını zeytin
ağacına asmış ganimet taksim ederken, şeytan aralarında
şöyle bir nida atar:
"Mesih Deccal,
ailelerinizde sizin yerinizi aldı!"
Bunun üzerine, çıkarlar.
Ancak bu haber bâtıldır. Şam'a geldiklerinde (Deccal) çıkar.
Bunlar savaş için hazırlık yapıp safları tanzim
ederken, namaz için ikamet okunur. Derken İsa İbnu Meryem iner ve
onlara gitmek ister. Allah'ın düşmanı, Hz. İsa'yı görünce,
tıpkı tuzun suda erimesi gibi, erir de erir. Eğer bırakacak
olsa, (kendi kendine) helak oluncaya kadar eriyecekti. Ancak Allah onu kudret
eliyle öldürür; öyle ki onlara, harbesindeki kanını gösterir."
Müslim, Fiten 34,
(2897).
Yine Ebu
Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu
vesselâm (bir gün):
"Bir tarafı
karada bir tarafı da denizde olan bir şehir işittiniz mi?"
diye sordular. Oradakiler: "Evet!" deyince, şöyle buyurdular:
"İshakoğullarından
yetmişbin kişi bu şehre sefer tertiplemedikçe Kıyamet
kopmaz. Askerler şehre gelince konaklarlar. Ancak silahla savaşmazlar,
tek bir ok dahi atmazlar. "Lâilâhe illallahu vallahu ekber!" derler.
Bunun üzerine şehrin denizdeki
tarafı düşer. Sonra askerler ikinci
kere, "Lâilâhe illallahu vallahu ekber!" derler, şehrin diğer
tarafı da düşer. Sonra tekrar "Lâilahe illalllahu vallahu ekber!"
derler. Bu sefer onlara (kapılar) açılır. Oradan şehre
girerler ve şehrin ganimetini toplarlar. Ganimetleri aralarında taksim
ederlerken, yanlarına bir münâdi gelip: "Deccal çıktı!"
diye bağırır. Askerler her şeyi bırakıp geri dönerler."
Müslim, Fiten 78,
(2920).
İbnu Ömer
radıyallahu anhüma anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm
buyurdular ki:
"Yahudilerle
savaşacak ve onları öldüreceksiniz. Öyle ki taş dahi: "Ey
müslüman! işte yahudi, arkamda (saklandı), gel, öldür onu!"
diyecek."
Buhari, Cihad 94,
Menakıb 25; Müslim, Fiten 79, (2921); Tirmizi, Fiten 56, (2237).
Hz. Ebu
Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu
vesselâm buyurdular ki:
"Müslümanlardan
iki grup aralarında savaşmadıkça Kıyamet kopmaz. Bunlar
aralarında büyük bir savaş yaparlar, fakat dâvaları birdir."
Buhari, Fiten 24,
Menakıb 25, İstitabe 8; Müslim, İman 248, (157), Fiten 17,
(157).
Hz. Huzeyfe
radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm
buyurdular ki:
"Nefsim yed-i
kudretinde olan Zât-ı Zülcelâl'e yemin olsun! İmamınızı
öldürmedikçe, kılıçlarınızı birbirinize kullanmadıkça,
dünyanıza şerirleriniz varis olmadıkça Kıyamet kopmaz."
Tirmizi, Fiten 9,
(2171).
Hz. Ebu
Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu
vesselâm: "Herc artmadıkça Kıyamet kopmaz!" buyurmuşlardı.
(Yanındakiler:)
"Herc nedir ey
Allah'ın Resûlü?" diye sordular.
"Öldürmek!
Öldürmek!" buyurdular."
Müslim, Fiten 18,
(157).
Hz. Enes radıyallahu
anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
"Kıyamet
kopmazdan önce gece karanlığının parçaları gibi
fitneler olacak. (O vakit) kişi mü'min olarak sabaha erer de kâfir olarak
akşama kavuşur. Mü'min olarak akşama erer, kâfir olarak sabaha
kavuşur. Birçok kimseler azıcık bir dünyalık mukabilinde
dinlerini satarlar."
Tirmizi, Fiten 30,
(2196).