|
İdari Bölümler
Bu bölümler, idare açısından yapılan düzenle-melerdir.
İdari bölümler, esas itibariyle idarenin gerçek hayattaki
durumundan alınmıştır. Çünkü idarenin gerçek yapısını
incelediğimizde, bizzat Halife’nin veya yardımcılarının ifa
ettiği bir takım işlerden ibaret olduğunu görürüz. İster yönetim,
yani şeriatın uygulanması bakımından olsun, ister idare yani
insanların bir takım fer'i iş ve menfaatlarının yerine
getirilmesi bakımından olsun durum aynıdır. Bunların ise bir takım
belli üslûp ve araçlara ihtiyaçları vardır. Bu nedenle,
sorumluluklarını yerine getirebilmesi için gerek
duyulan işlerin idaresini yürütmek
üzere Halife’nin özel bir yapı oluşturması kaçınılmazdır.
Yine bu inceleme sonucunda, insanların, yerine getirilmesini
istedikleri bir takım iş ve menfaatlarının bulunduğunu görürüz.
Bunlar ise raiyye ile ilgilidir. Bu işlerin görülmesi için de
belli bir takım üslûp ve araçlara gerek vardır. Bu açıdan
da insanların ihtiyaçlarının görülüp yerine getirilmesi için
özel bir yapının bulunması kaçınılmazdır.
Sözü geçen
bu yapı; genel müdürlüklerden, dairelerden ve idarelerden oluşur.
Genel müdürlük, devlet işlerinde herhangi bir kimsenin üstlendiği
en üst idari makamıdır. Öğretim, sağlık, ziraat, sanayi ve
benzerleri gibi. Genel müdürlük makamı,
bizzat bu işin idaresini ve buna tabi olan diğer daire ve
idarelerin yönetimini üstlenir. Daireler ise, bizzat dairenin işlerini
ve buna bağlı diğer idarelerin işlerini üstlenir. İdare;
bizatihi idarenin işlerini üstlendiği gibi ona bağlı diğer bölüm
ve kısımların işlerini de idare eder.
Genel müdürlük, daire ve
idareler; devlet işlerinin ve insanların ihtiyaç duyacakları işlerin
yerine getirilmesi için kurulur.
Genel müdürlük,
daire ve idarelerin işlerini yürütmek üzere sorumlular atamak kaçınılmaz
bir şeydir. Bu nedenle her genel
müdürlüğe, işleri idare edecek bir genel müdür atanır. Bu
genel müdür, kendi müdürlüğüne bağlı bütün daire ve
dairleri kontrol eder. Müdürlüğü kapsamına giren her daire ve
idareye bir müdür tayin eder. Bunlar, tayin edildikleri dairelerden,
idarelerden ve bağlı bölümlerinden doğrudan doğruya
sorumludurlar.
Bu açıklamalar, genel müdürlükler ya da devlet daireleri
diye adlandırılan kurumların gerçek yapısına dair bir açıklamadır.
Çünkü bunlar tüm raiyye ve devletin egemen olduğu alan içerisinde
yaşayan herkese ait organlardır. Geçmişte bunlar "divan"
olarak isimlendirilmiştir. Bu gibi genel müdürlükler ya da
divanlar, Rasulullah (s.a.v)
döneminde özel bir düzenleme ile mevcut değillerdi. Bunun yerine
Allah'ın Rasulü, her bir genel müdürlük için bir katip tayin
ederdi. İşte müdür de, katip de, her şey de o kişiydi.
İslâm'da
divanı ilk kuran kişi, Ömer b. El-Hattab (r.a.)'dır. Onun divan
oluşturmasının sebebi şudur: Ömer, bir kafile göndermişti. Yanında
da Hürmüzan bulunuyordu. Hürmüzan, Ömer (r.a.)’a şöyle dedi: "Bu kafilede bulunanlara sen, bir takım
mallar vermiş bulunuyorsun. Şayet onlardan biri geri gelmez ve olduğu
yerde kalıp gecikecek olursa senin bu iş için tayin ettiğin görevli,
bunu nereden bilecektir? Sen, onlar için bir divan tespit et.” Ömer, ona divanın ne olduğunu
sorunca; o da Ömer'e
divanın ne olduğunu açıkladı.
Abid b.
Yahya el-Haris b. Nüfeyl'den şu olayı rivayet eder: Divanları
tertiplemek hususunda Ömer (r.a.), Müslümanlarla danıştı. Ali b.
Ebi Talib (r.a.), ona şöyle dedi: “Her sene elinde toplanan bütün malı paylaştırırsın
ve ondan hiç bir şeyi elinde tutmazsın.” Osman bin Afvan (r.a.) da şöyle
dedi: “Ben, insanların eline çok mal geçeceği görüşündeyim. Kimin alıp,
kimin almadığı kaydedilmeyecek
olursa, işin karışacağından korkarım.” Bunun üzerine Velid b. Hişam bin Muğire şöyle dedi:
"Ben,
Şam'da bulunuyordum. Oranın hükümdarlarının divanlar tertip edip
askerler ve ordular hazırladıklarını gördüm. Sen de bir takım
divanlar tertip et. Askerleri ordular halinde düzenle. Ömer, onun bu
tavsiyesini kabul etti ve Kureyş'in gençlerinden.
Akîl bin Ebu Talib, Mehreme b. Nevfel ve Cübeyr b. Mut'im'i
çağırdı ve onlara şöyle dedi: "İnsanları mevkilerine göre
yazınız."
İslâm’ın
Irak'ta egemen oluşundan sonra, tahsilatın tespit edildiği divanlar
ile, toplanan malları gösteren divanlar daha önce oldukları hal üzere
bırakıldı. Şam divanları Rumcaydı. Çünkü önceden oralar
Rumların toprakları içerisinde kalıyordu. Irak divanı ise Farsça
olarak yazılıydı. Çünkü orası da önceden Farsların
egemenliği altında bulunuyordu. H. 81 yılında Abdülmelik b.
Mervan zamanında Şam divanı Rumca'dan
Arapçaya nakledildi. Daha sonraları ise ihtiyaca göre ve raiyyenin
maslahatları gerektirdikçe yeni yeni divanların oluşturulması
birbirini takip etti.
Ordu mensuplarının isimlerinin ve maaşlarının belirtildiği
orduya ait özel divanlar oluşturuldu. Ayrıca, vergilere ve haklara,
valilerin ve amillerin görevlendirilmelerine ve azledilmelerine, beytülmalın
gelir ve giderlerine ve diğer işlere ait özel divanlar oluşturulmuştur.
Duyulan ihtiyaca göre divanlar oluşturuluyordu. Üslûp ve araçların
değişmesi nedeniyle divanların üslûbu da çağdan çağa değişebiliyordu.
Divana bir
başkan tayin edilir, onun da emri altına bir takım memurlar atanırdı.
Bu başkana, bazen kendi memurlarını atama yetkisi verildiği de
oluyordu. Kimi zaman da başka makamlar tarafından bu memurlar atanıyor,
emri altına veriliyordu.
Buna göre
genel müdürlükler yahut divan adı verilen kurumların kurulmasına
olan gereksinim, bu ihtiyacın gereklerini karşılayacak çalışma,
üslûp ve onu ifa edecek araçların bulunmasına bağlıdır. Her asırda
bunların farklı olması, her bir vilayette değişiklik arz etmesi,
her beldede bunları farklı şekillerde olması da mümkündür.
Genel
müdürlüklerin veya divanların kurulması açısından durum budur.
Bu memurların sorumluluk-larına gelince: Bunlar, aynı zamanda hem
ücretle çalıştırılan kimselerdir, hem de raiyyenin
fertlerindendirler. Bunlar ücretli, yani işlerini ifa eden kimseler
olmaları bakımından idarede başkanlarına karşı yani daire müdürüne
karşı sorumludurlar. Raiyyeden olmaları bakımından ise valiler ve
yardımcılar gibi yöneticilere karşı sorumludurlar. Halifeye karşı
da sorumludurlar. Aynı zamanda şer’î hükümlere, idari tüzük
ve düzenlemelere bağlı kalmakla da kayıtlıdırlar.
|